Bir Yaşam Anlatısı Ve Hafıza Metni: ‘Kapıldım Gidiyorum’

Bir Yaşam Anlatısı Ve Hafıza Metni:
‘Kapıldım Gidiyorum’
Nurten Bengi Aksoy imzasını taşıyan ve Ange Yayınları’ndan çıkan Kapıldım Gidiyorum, klasik anlamda bir roman değil;
bireysel yaşam deneyimlerinden yola çıkan, kuşaklar arası hafızayı taşıyan güçlü bir anlatı olarak okurla buluşuyor.
‘Kapıldım Gidiyorum’, 20. yüzyılın başlarından itibaren Bitlis ve Girit hattında şekillenen hayatların izini sürerken; sürgün, göç ve aile dağılmaları gibi temalar üzerinden Türkiye’nin gayriresmî tarihine ışık tutuyor. Bu yönüyle kitap, bireysel hikâyeleri kolektif bir hafızaya dönüştüren bir anlatı niteliği taşıyor.
Dağılan bir aile, çoğalan hayatlar
Metnin merkezinde, babanın ölümüyle parçalanan bir ailenin fertleri yer alıyor. Farklı şehirlere savrulan kardeşler, yeni hayatlar kurarken; her biri kendi varoluş mücadelesini veriyor. Bu parçalanmışlık, yalnızca bireysel bir hikâye değil; aynı zamanda bir dönemin toplumsal kırılmalarının da yansıması.
Kitapta yer alan şu sözler, eserin ruhunu özetler nitelikte:
“Hepimiz yaşam ırmağında suyun akışına kapılıp, farklı yönlere yüzen
birer yeşil başlı ördektik belki de…”
Kadınlar, kader ve direnç
Eserin dikkat çeken yönlerinden biri de kadınların yaşam deneyimlerine odaklanması. “Kız çocuklarının alın yazısı annelerine benzer” düşüncesi etrafında şekillenen anlatı; kuşaklar boyunca aktarılan acıları, umutları ve direnci görünür kılıyor.
Resmî tarihin dışında kalanlar
‘Kapıldım Gidiyorum’, büyük tarih anlatılarının dışında kalan sıradan insanların hikâyelerine odaklanarak, alternatif bir tarih okuması sunuyor. Bu yönüyle eser; hem kişisel bir yüzleşme hem de toplumsal bir hafıza metni olarak öne çıkıyor.
Nurten Bengi Aksoy‘un kaleminden ‘Kapıldım Gidiyorum’, türler arasında dolaşan yapısıyla; ne tam anlamıyla kurmaca ne de klasik bir biyografi. Daha çok, yaşamın içinden süzülen gerçeklikleri edebî bir dille aktaran güçlü bir anlatı olarak dikkat çekiyor.





























































