MÜZİKSANATTANSÖYLEŞİ

Mustafa Kemal Erzincan: ‘Müzik Sadece Ses Değil, His Meselesi’

Söyleşi: Ulaş Karakaya

Mustafa Kemal Erzincan:
‘Müzik Sadece Ses Değil, His Meselesi’

Giresun’dan çıkıp hayatın farklı duraklarında kendini arayan bir isim…
Müziği sonradan seçmeyen, adeta içine doğan bir sanatçı.
Mustafa Kemal Erzincan, yayınladığı “Pakize” ile yalnızca bir şarkı değil; geçmişi, duyguyu ve samimiyeti de dinleyicisine sunuyor.
Hayat yolculuğundan müziğe bakışına, ilham kaynaklarından beklentilerine kadar içten ve filtresiz bir sohbet gerçekleştirdik.
İşte karşınızda, kendi hikâyesini kendi cümleleriyle anlatan Mustafa Kemal Erzincan.

KitaptanSanattan.com / Ulaş Karakaya

Mustafa Kemal Erzincan:
‘Müzik içine doğduğum bir şeydi’

    • Mustafa Kemal Erzincan Kimdir? Müziğe Ne Zaman Başladı?

Altı çocuklu bir ailenin en küçüğüyüm. 1983 yılında Giresun’da doğdum. Çocukluğumdan beri sanatın ve müziğin içindeyim diyebilirim. Hayat beni hiçbir zaman tek bir yerde tutmadı. Türkiye’nin farklı şehirlerinde, farklı işlerde çalıştım. Özellikle İstanbul ve Bodrum, hayatımın merkezinde yer aldı. Bu süreçte çok farklı kültürlerle iç içe oldum. Açıkçası bu da beni besledi; sanatsal anlamda bana çok şey kattığını düşünüyorum.

Müzik benim için sonradan gelen bir şey değil. Ben doğduğumda zaten evin içinde vardı. Babam bağlama çalardı. Evde o ses hep olurdu. İster istemez onunla büyüyorsun. Ailede bir sanatkârın olması insanın hamurunu şekillendiriyor. Ben de öyle düşünüyorum. Sana bir şey bırakıyor… ve sen de onun üstüne bir şeyler koyuyorsun. Benim için müzik aslında böyle başladı. İçine doğduğum bir şeydi… Zamanla kendime ait bir dile dönüştü.”

    • “Pakize”yi çıkardın. Beklentilerin nelerdir?

Beklenti kelimesiyle çok hareket etmiyorum aslında… Çünkü bu şarkıyı bir şey başarsın diye değil, içimden geldiği için yaptım. ‘Pakize’ benim için çok kişisel bir yerde duruyor. Herkesin hayatında bir noktada hissettiği ama belki de dile getiremediği bir duyguyu anlatıyor. Eğer dinleyen biri kendinden bir parça buluyorsa, benim için zaten amacına ulaşmış demektir.

Tabii ki herkesin dinlemesini isterim ama daha çok hissetmelerini isterim. Çünkü bu şarkı dinlemekten çok, yaşamakla ilgili. Eğer bir gün bir yerde, gece birinin kulaklığında çalıyorsa ve o an yalnız olmadığını hissettiriyorsa işte o zaman ‘Pakize’ gerçekten yerine ulaşmış olur.

Mustafa Kemal Erzincan: 'Müzik Sadece Ses Değil, His Meselesi'

‘Herkesin bir Pakize’si vardır’

    •  Peki, Pakize diye birisi var mı?

Elbette… Herkesin bir Pakize’si vardır, değil mi? Ama bu illa bir insan olmak zorunda değil. Bazen bir anı, bazen yarım kalmış bir hikâye, bazen de sadece içimizde taşıdığımız bir his… Benim için Pakize biraz bunların hepsi. Net bir yüzü yok aslında. O yüzden herkes kendi Pakize’sini koyabiliyor yerine. Belki birini kaybettin… Belki hiç sahip olamadın… Belki de hâlâ içindesin o duygunun. Pakize tam olarak o. Herkesin bildiği ama kimsenin tam tarif edemediği bir şey.

    • Peki bu şarkıdan beklentilerin nelerdir? Kendini nerede görmek istiyorsun?

Açık konuşmak gerekirse, kendimi belli bir yere koyma derdinde değilim. Çünkü müzik benim için bir yarış değil; bir yol. ‘Pakize’ için tek istediğim şey şu: Dinleyen insan bir şey hissetsin. Şarkı bittikten sonra içinde bir iz kalsın. Eğer bunu başarabiliyorsam, zaten amacına ulaşmış demektir. Tabii ki daha fazla insana ulaşmasını isterim ama sayıdan çok etki önemli benim için. Bir kişinin bile hayatına dokunabiliyorsa, o benim için çok değerli.

Kendimi nerede görmek istiyorum sorusuna gelince… Açıkçası sahnede. Işığın altında, o atmosferin içinde. İnsanların sadece dinlemediği, gerçekten yaşadığı bir yerde.

Bu şarkı bir başlangıç… Devamı gelecek.

‘Müzik sadece ses değil, his meselesi’

    • Yapay zekânın müzikte bu kadar etkin olduğu bir dönemde işinin zorlaştığını düşünüyor musun?

Açıkçası, insana ait duyguların hiçbir zaman kaybolmayacağını düşünüyorum. Evet, yapay zekâ teknik olarak çok güçlü… Belki bir şarkıcının çıkamayacağı oktavlara çıkabilir, şarkı sözü de yazabilir. Ama işin sonunda kazananın yine insan olacağına inanıyorum. Çünkü müzik sadece ses değil, his meselesi.

Bizim hâlâ kaset satan bir beyefendi var mesela… Dereli’nin bir köyünden gelen Mustafa var. Hâlâ gidip oradan kaset alan ender insanlardan biri. Benim için mesele tam olarak bu. O samimiyet, o bağ… Onu hiçbir şey kopyalayamaz. Biz o Mustafaları kaybetmediğimiz sürece, müzik de kaybolmaz. Ve açık söyleyeyim… Kimse de Mustafaları yenemez.”

    •   Müzik ve çıkış için geç kaldığını düşünüyor musun?

Bunu yaşım itibariyle mi sordunuz bilmiyorum ama ben tam tersini düşünüyorum. Müziğin yapılması gereken en verimli çağda, o olgunlukta olduğuma inanıyorum. Ne anlatmak istediğimi biliyorum, neyi neden yaptığımı biliyorum. Bence önemli olan erken başlamak değil… Doğru zamanda, doğru şeyleri söyleyebilmek. Ben de tam olarak o noktadayım. Ve bunu herkes görecek.

    •  Seni müzik yaparken en çok kimin görmesini isterdin?

Babamı 9 yaşında kaybettim… Onun görmesini çok isterdim. Orhan Cavit Erzincan… Eğer bugünleri görebilseydi, gerçekten çok mutlu olurdu diye düşünüyorum. Belki burada değil ama bir yerlerde duyuyordur diye inanıyorum.

    • Müzik yolculuğunda sana en çok katkı sağlayan kişiler kimler oldu?

Bu yolda bana katkı veren çok kişi oldu ama özellikle İstanbul’daki ev arkadaşım Gökhan Ay’ın yeri çok ayrı. Kendi gitarını, bağlamasını alıp saatlerce çalardı ve en önemlisi, bana tahammül etti. Kendimi aradığım o süreçte bana alan açtı diyebilirim. İlk şarkım ‘Fırat’ın müziğini de o yaptı. Aslında bana sadece müzik üretmeyi değil, doğaçlamanın ne olduğunu da öğretti. O yüzden onun katkısı benim için çok kıymetli.

    • “Pakize”nin ortaya çıkış süreci nasıldı?

İlk başta sözlerini yazdım. Sonra iki kere stüdyoya girdik ama içimize sinmedi. Şarkıyı alıp İstanbul’a götürdük, orada da denedik… Yine olmadı. Açıkçası o süreç biraz arayışla geçti. İçimize tam oturmayan bir şeyi bırakmak istemedik. En sonunda şarkı gerçekten içimize sindi. O noktadan sonra işler netleşti. Düzenlemesini Resul Çınar yaptı, mix ve mastering kısmını Uğur Akar üstlendi. Görsel tarafta da Ulaş Karakaya’nın yani senin katkınla şarkı bambaşka bir yere taşındı. En sonunda hep birlikte, içimize sinen bir iş çıkardık ve hazır hale getirdik.

‘Sadece bir klip değil, küçük bir hikâye’

    • Klipte kimler rol aldı?

Klipte Pakize’yi sevgili Meyse Göksu canlandırdı. Karaktere gerçekten çok güzel bir ruh kattı. Meyse’nin babasını ise Süleyman Potur oynadı. Onun varlığı da hikâyeye ayrı bir ağırlık verdi. Bir de klipte beni ‘paketleyen’ korumalar var… Yani Sülo’nun adamları. Onları Eser Cürgül ve Serdar Cüce canlandırdı. Ayrıca müzisyen dostum Gizem Şahin de projede yer aldı. Hepsi işin içine gerçekten inanarak girdi. O yüzden ortaya çıkan şey sadece bir klip değil, küçük bir hikâye oldu diyebilirim.

Mustafa Kemal Erzincan: 'Müzik Sadece Ses Değil, His Meselesi'

    • Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?

Kitaptan Sanattan ekibine bana gösterdikleri bu ilgi için çok teşekkür ederim. Bu tarz platformların bağımsız sanatçılar için çok kıymetli olduğunu düşünüyorum. Sesimizi duyurabildiğimiz her alan, bizim için ayrı bir değer taşıyor. Umarım ‘Pakize’ dinleyen herkese bir şekilde dokunur.

KitaptanSanattan.com / Ulaş Karakaya

Okullarda Şiddet: Sonuç Mu Süreç Mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu