BİR SANATÇI BİR ESERSANATTAN

Bir Sanatçı Bir Eser: İsmet Doğan ‘Ayna’

Bir Sanatçı Bir Eser:
İsmet Doğan ‘Ayna’

‘Bir düşünü emeğinin sonucu olan Ayna,
bir görme alanı da olarak “aynadaki ben”lere kurgusunu iletmeyi bekliyor.’

Sanatçı İsmet Doğan’ın ‘Ayna’ serisindeki imgeler, aynaya bakmak üzerinden ifade ettiği “bilinmeyen imgeler veren bir bedenin haritalanması” 

1990’lardan bu yana “ayna” içeren işler üretmeyi sürdüren İsmet Doğan’ın bu dışbükey aynaları kullanma nedeni, dünyanın derinliğini ve yuvarlaklığını kavramasından ileri gelmekte gibidir.

Bir Sanatçı Bir Eser: İsmet Doğan 'Ayna'

Bir düşünü emeğinin sonucu olan ‘Ayna’, bir görme alanı da olarak “aynadaki ben”lere kurgusunu iletmeyi bekliyor. Ayna kitabının kapağında da belirtildiği gibi bu serideki eserlerde sanatçı “Ben” Bin Parça olarak kendilenmiştir. “Ben” Bin Parça, kartezyen felsefeye eleştirel bir yaklaşım olarak, modernitenin bütünlüklü ben anlayışının parçalanmışlığına işaret eder.

Bir Sanatçı Bir Eser: İsmet Doğan 'Ayna'

 

Sanat yazarı Zeynep Yıldız‘ın ifadesiyle ‘Ayna’ ile diyaloğa geçtikçe bu düşünme eyleminin, elle tutulur ve gözle görülür bedensel bir haritalamayı takiben, içsel bir düşünümün dışsal bir görme biçimine doğru yolculuk olduğu hissedilecektir. Bu diyalog, izleyici ile sanat eseri arasındaki etkileşimi sorgulayarak modern dönemde izleyicinin pasifliğine karşı aktif katılımı teşvik eder.

Bir Sanatçı Bir Eser: İsmet Doğan 'Ayna'

İsmet Doğan, Süreyya Su’ya verdiği röportajda ‘Ayna’ serisinin doğuşunu şöyle açıklıyor:

1983 yılıydı. Atölyemde nereye ait olduğundan şüphe duyduğum, “ben kimim?” diye sorgulamaya ve kimlik arayışına dönmeye başladığım dönemde, bir arkadaşım vitrinden neredeyse zorla aldığım bir bisküviyle aynaya iliştirilmiş küçük bir parça getirdi. Yaklaşık 30 cm olan bu aynayı atölyemin duvarına astığımda, resim yapmaya devam ediyordum. O küçücük aynada kendi yüzümü görmek, bir anda beni sarsmıştı. Aynaya baktığımda ortaya çıkan şey, benimle yüzleşmekti. Zamanla bu aynanın bana açtığı kapı, sorularımı çoğalttı.

Ayna, bir anlamda başkalarının baktığı yerdi. Başkalarının bakışıyla var olmak, başkalarının gözünde şekillenmekti. Bu nedenle aynayı yalnızca bir nesne olarak değil, bir düşünce alanı olarak görmeye başladım. Aynalar, yüzleşmenin, sorgulamanın ve kimliğin mekânı haline geldi.

1989’dan sonra aynayı daha sistemli biçimde kullanmaya başladım. Ayna, sadece kendimi görmek için değil, izleyiciyi de bu sorgulamanın içine çekmek için bir araçtı. Aynalarla kurduğum ilişki, zamanla resmin sınırlarını zorlayan, mekânı ve izleyiciyi işin bir parçası haline getiren bir noktaya ulaştı.

Bir Sanatçı Bir Eser: İsmet Doğan 'Ayna'

İsmet Doğan Kimdir?

1957’de Adıyaman’da doğdu. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden 1983 yılında mezun oldu. Ardından, Fransız Hükümeti bursuyla Paris’e giderek; burada iki yıl kaldı. 1990’larda Türkiye’ye dönerek İstanbul’a yerleşti.

İsmet Doğan, 1980’li yıllardaki ilk işlerinde; tarih, kültür, gelenek kavramlarını dadaizm teknikleri-kolaj, montaj, grafiti ve “ready-made” nesneler ile birleştirip sorunsallaştırdı. Bir düşünür olarak ise, Türkiye tarihinde, özellikle batılılaşma-modernleşme projesinin dayatmış olduğu, temellük ettiği-şiddetin ve travmanın etkilerine odaklandı. İsmet Doğan’ın işlerinde, Latin harflerinin sunulması, 20. yüzyılın başlarında Türkiye’de gerçekleşen dil reformunun, toplumsal mühendisliğinde politik bir araç olarak kullanıldığının açığa vurumudur. İsmet Doğan’a göre, bu politik araçsallaştırma daha sonra toplumun kendi kültürüne karşı yabancılaşmasına yol açmıştır. Sanatçı, bunun içinde travmaya yol açan şiddetli bir politik eylem görmektedir. Doğan’ın modernleşme sorunsalını, tuvali üzerinde kelimeler (Logos, BâBâ gibi) veya rastgele dağıtılmış harfler ile aynalar kurgular ve bunlar bugüne kadarki çalışmalarının ayrılmaz bir parçası olarak devam eder.

2000’lerde ise yapıtlarına bir başka eleştirel boyut katarak özellikle sömürgecilik konusu üzerine gider ve sanat tarihine referanslarla sinematografik materyal değişimleri yönünden bir stratejiyle konuya yaklaşır. İsmet Doğan film karelerine kendi imgesini yerleştirmek suretiyle bu sahnelerde küçük değişiklikler yapar ve film karakterleriyle bir özdeşlik-kimlik kurma süreciyle aynı zamanda Batı görsel kültürünün temellük ettiği temsili sistemler üzerine eleştirel bir yorum getirir. Aynı dönemde, aynalar Doğan için temel bir çalışma materyali haline gelir. Yarı mat veya saydam aynalar ile iç ve dış bükey aynalar içinde seyirci akseder, çoğalır ve kendi bedeniyle bir yabancı olarak karşılaşır. Dahası bir başka şey olarak, sanat yapıtının bir parçası olarak işlev görür.

Bir Sanatçı Bir Eser: İsmet Doğan 'Ayna'

‘Ayna’ Serisi ile ilgili detaylı bilgiler bu kitaplarda:

Bu kitaplara buradan ulaşabilirsiniz: https://www.angeyayinlari.com/kitap/ayna-ben-bin-parca-ismet-dogan/

Gut Hastalığı’nın Tarihsel, Arşivsel Ve Güncel Serüveni

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu