Uykunun, Emeğin Ve İnsan Hayatının Metaya Dönüştüğü Bir Dünya

Uykunun, Emeğin ve İnsan Hayatının Metaya Dönüştüğü Bir Dünya:
”Çıt Çıkarmadan”
Ya bir gün uyumak yalnızca dinlenmek için yaptığımız bir şey olmaktan çıkarsa?
Ya uykumuz, bedenimiz ve hatta yıllarımız satın alınabilir bir ürüne dönüşürse?
Engin Demirtuğ’un ”Çıt Çıkarmadan” adlı ikinci romanı, tam da bu soruların peşinden gidiyor.
İlk kitabı ‘Tarih-i Kadim’ ile büyük beğeni kazanan Engin Denirtuğ‘un ikinci kitabı ‘Çıt Çıkarmadan’, Ange Yayınları tarafından yayımlandı. Demirtuğ, yeni romanında, insan bedeninin ve emeğinin ekonomik bir değere dönüştürüldüğü distopik bir düzen kurarken; sınıf farklılıklarından aile bağlarına, sosyal medya kültüründen güzellik dayatmalarına kadar bugünün dünyasına ait pek çok sorunu hikâyenin içine yerleştiriyor. Romanın en çarpıcı fikirlerinden biri ise uykunun bir ekonomik kaynağa dönüşmesi.
Uyumak Artık Bir İhtiyaç Değil: Bir ‘İş’
Çıt Çıkarmadan’ın dünyasında bazı insanlar sistem tarafından “kaynak” olarak kullanılıyor. Uzun süreli uyku programlarına giren bu insanların bedenlerinde üretilen melatonin, ekonomik bir ürüne dönüştürülüyor. Böylece insanın en temel biyolojik ihtiyaçlarından biri bile piyasanın dışında kalamıyor.
Uyku artık yalnızca uyku değil. Bedenin ürettiği şeyin bile sahiplenildiği bir emek biçimi. Bu düzen, romanın distopik dünyasını yalnızca geleceğe ait bir kabus olmaktan çıkarıyor. Çünkü okuru ister istemez bugünün dünyasına bakmaya zorluyor: İnsan emeğinin sınırı nerede başlıyor, nerede bitiyor?
Çocukları İçin Yıllarını Feda Eden Bir Anne: Neslihan
Romanın merkezindeki karakterlerden Neslihan Akbulut, sistemin en ağır yüzlerinden birini temsil ediyor. Bir anne olarak çocuklarının eğitimini ve geleceğini güvence altına almak için kendi hayatından yılları feda ediyor ve bir “kaynak” haline geliyor. Neslihan’ın hikâyesi, distopik sistemin soğuk ekonomik mantığını insani bir soruya dönüştürüyor: Bir anne, çocuklarının geleceği için kendi hayatından ne kadar vazgeçebilir?
Roman ilerledikçe bu soru yalnızca Neslihan’ın değil, bütün toplumun meselesi haline geliyor. Çünkü sistem, fedakârlığı ödüllendiriyor gibi görünürken aslında insanlardan kendi hayatlarını tüketmelerini istiyor.
Bir Bedenin Değeri Ne Kadar?
Çıt Çıkarmadan’ın dikkat çektiği meselelerden biri de insan bedeninin giderek daha fazla ekonomik ve toplumsal baskının nesnesi haline gelmesi. Güzellik ölçüleri, beden algısı, sosyal medya, görünür olma arzusu ve beğenilme ihtiyacı romanın dünyasında birbirine bağlanıyor. Özellikle sosyal medya üzerinden şekillenen karakterler aracılığıyla şu soru öne çıkıyor: İnsan kendisini gerçekten kendisi olduğu için mi yaşıyor, yoksa başkalarının görmek istediği kişiye dönüşmek için mi?
Müzeyyen’in Mücadelesi: Bir Anneyi Sistemden Çıkarmak
Neslihan’ın kızı Müzeyyen, romanın en önemli çatışmalarından birini taşıyor. Annesini içinde bulunduğu sistemden kurtarmaya çalışırken yalnızca güçlü bir ekonomik düzene değil, yıllar içinde normalleştirilmiş bir yaşam biçimine de karşı çıkıyor. Bu noktada anne-kız ilişkisi, romanın duygusal merkezine dönüşüyor. Çünkü Müzeyyen’in mücadelesi aslında yalnızca annesini kurtarma mücadelesi değil: Bir insanın hayatının başkaları tarafından satın alınamayacağını savunma mücadelesi.
Susmak, Sistemin En Büyük Gücü Olabilir
Romanın adı olan “Çıt Çıkarmadan” da hikâyenin temel duygularından birine işaret ediyor: Sessizlik.
Korkudan susmak…
Boyun eğmek…
Gördüğünü görmezden gelmek…
Düzeni değiştirmek yerine ona uyum sağlamak…
Ve sonunda yaşananların sıradanlaşması.
Bu nedenle “Çıt Çıkarmadan” yalnızca bir sessizlik ifadesi değil; romanın dünyasında itaatin, korkunun ve toplumsal kabullenişin sembolüne dönüşüyor. İnsanlar sustukça sistem büyüyor.

Distopya mı, Yoksa Bugünün Büyütülmüş Hali Mi?
Engin Demirtuğ’un romanını ilginç kılan noktalardan biri de distopyayı yalnızca uzak bir gelecek tasarımı olarak kurmaması. İnsan bedeninin metalaşması, emeğin ekonomik değere indirgenmesi, sınıfsal farklılıklar, sosyal medya baskısı, görünür olma arzusu ve aile uğruna yapılan fedakârlıklar… Bunların tamamı bugün de hayatımızın farklı alanlarında karşımıza çıkıyor. Romanın yaptığı şey, belki de bu gerçekliği biraz daha ileri götürmek. Ve okura şu rahatsız edici soruyu bırakmak:
“Ya bu dünya sandığımız kadar uzak değilse?”
İnsan, Kendi Hayatının Sahibi Mi?
“Çıt Çıkarmadan”, bir yandan gerilim ve aksiyon unsurlarıyla ilerleyen bir hikâye kurarken diğer yandan insan hayatının ekonomik bir değere dönüştürülmesini sorguluyor. Neslihan’ın fedakârlığı, Müzeyyen’in isyanı, Cemal’in dahil olduğu tehlikeli olaylar ve Ender üzerinden görünür hale gelen sosyal medya dünyası, romanın farklı damarlarını birbirine bağlıyor. Ancak bütün bu hikâyelerin altında tek bir soru yatıyor: İnsan kendi bedeninin, zamanının ve hayatının gerçekten sahibi olabilir mi?
“Çıt Çıkarmadan”, geleceğin nasıl olacağını anlatmaktan çok, bugünün dünyasında hangi şeyleri sorgulamadan kabul ettiğimizi düşündürüyor. Ve bazı sorular vardır ki… Onları sormaya başladığınız anda artık “çıt çıkarmadan” yaşamanız mümkün değildir.
Sabahları Yorgun Kalkmanın Şaşırtıcı Nedeni: ‘Sahte Dinlenme’




























































