KİTAP

Elif Aleksandra’nın ‘Sanrı’sı: Gerçek İle Sanrı Arasında Bir Aşk Ve Hafıza Hikâyesi

Elif Aleksandra’nın ‘Sanrı’sı:
Gerçek İle Sanrı Arasında Bir Aşk Ve Hafıza Hikâyesi

‘Sevdiğimiz insanı korumak ile onun hayatına müdahale etmek arasındaki sınır nerede başlar?’

Elif Aleksandra’nın kaleminden ‘Sanrı’, Pamey Yayınları tarafından yayımlanarak okurla buluştu.

Elif Aleksandra’nın “Sanrı” adlı romanı, İna ve Arjen’in hikâyesi üzerinden aşk, hafıza, geçmişle yüzleşme ve gerçeğin sınırlarını sorguluyor. Psikolojik gerilim, gizem ve aşk unsurlarını bir araya getiren roman, okuru “Ya sanrı sandığımız şey gerçeğin kendisiyse?” sorusuyla baş başa bırakıyor.

Elif Aleksandra, “Sanrı”da okuru gerçek ile zihnin ürettikleri arasındaki sınırların giderek belirsizleştiği bir hikâyeye davet ediyor. Romanın merkezinde yer alan İna ve Arjen’in ilişkisi, geçmişten gelen sırların ortaya çıkmasıyla bir aşk hikâyesinin ötesine geçerek psikolojik ve vicdani bir hesaplaşmaya dönüşüyor.

İna’nın geçmişinden taşıdığı korkular, zihninde yeniden beliren görüntüler ve çevresindekilerin açıklamakta zorlandığı olaylar romanın temel gerilim hattını oluşturuyor. İna’nın yaşadıkları çevresi tarafından birer “sanrı” olarak değerlendirilirken genç kadın, bütün bunların ardında başka bir gerçek olabileceği düşüncesinden uzaklaşamıyor.

Roman böylece temel sorularından birini daha ilk bölümlerden itibaren ortaya koyuyor: Bir insanın yaşadığı ya da gördüğü şeyin gerçek olmadığına kim karar verebilir?

Gerçek nedir?

Psikolojik gerilim, aşk ve gizem unsurlarını bir araya getiren “Sanrı”nın merkezinde ise başından sonuna kadar aynı soru bulunuyor: Gerçek nedir?

İnsanın hatırladığı mı?
Başkalarının doğruladığı mı?
Kanıtlanabilen mi?
Yoksa insanın bütün hayatını değiştirecek kadar güçlü biçimde hissettiği şey mi?

Elif Aleksandra, “Sanrı”da bu sorulara kesin cevaplar vermek yerine aşk, korku, hafıza, aile, sırlar ve geçmişle yüzleşme üzerinden okuru kendi gerçeklik algısını sorgulamaya çağırıyor.

İna ile Arjen’in hikâyesini merkeze alan roman; aşkın iyileştirici olduğu kadar yaralayıcı olabileceğini, koruma isteğinin zaman zaman gerçeği saklamaya dönüşebileceğini ve hafızanın her zaman güvenilir bir tanık olmayabileceğini hatırlatıyor.

Romanın sonunda ise hikâyenin başından beri okurun peşini bırakmayan soru yeniden beliriyor: Ya “sanrı” sandığımız şey, aslında gerçeğin kendisiyse?

Bu kitaba buradan ulaşabilirsiniz: https://www.angekitap.com/urun/sanri-elif-aleksandra/

Elif Aleksandra Kimdir?

Elif Aleksandra 'Sanrı' Gerçek İle Sanrı Arasında Bir Aşk Ve Hafıza Hikâyesi

Elif Aleksandra, 1983 yılında Mersin’de doğdu. Çocukluk ve gençlik yılları boyunca 13 yıl tiyatro ve drama eğitimi alıp kendi skeçlerini ve hikâyelerini yazarak kurgu dünyasıyla tanıştı.

Sanat yolculuğunu İsviçre’de resim ve heykel atölyesi çalışmalarıyla derinleştirerek görsel algısını ve estetik dilini geliştirdi.

İstanbul’da sinema televizyon sektöründe kamera arkası 11 yıllık kariyeriyle sinematik hikâye anlatımında sanatsal algısını geliştirdi.

Kurgularında insan psikolojisini, ruhun karanlık tekinsiz atmosferleri ve dramatik kırılma noktalarını edebiyatla buluşturmayı hedefleyen yazar, yaşamını Atina’da sürdürmektedir.

Sanrı, yazarın ilk romanıdır.

Geçmeyen Burun Akıntısının Nedeni Grip Değil Alerji Olabilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu