SANATTAN

Bedri Baykam, Kültür ve Turizm Bakanı Nuri Ersoy’a Açık Mektup Yazdı

UPSD Başkanı Bedri Baykam, Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinden Kültür ve Turizm Bakanı Nuri Ersoy’a açık bir mektup yazdı.

Türkiye’nin görsel sanatçıları, heykeltıraşları, ressamları adına Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy‘a ulaşmaya çalıştığını belirten UPSD Başkanı Bedri Baykam, geçtiğimiz yıl kendisi ile görüştüğünü hatırlatarak görüşmeden sonraki ilgisizliğinden ötürü sitemde bulundu ve sanatçıların zor durumda olduğunu belirten bir mektup kaleme aldı.

SAHA Studio, Yeni Sanatçı Ve Küratörlerle Devam Ediyor

Bedri Baykam: “Başka Bir Formül Bulamadım”

İşte o mektup:

T.C. Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy,

Bu açık mektubu yazmak zorunda kalmamak için epey direndim. Ama ne yazık ki, Türkiye’nin görsel sanatçıları, heykeltıraşları, ressamları adına size ulaşmaya çalışırken başka bir formül bulamadım.

Aslında 6 Şubat 2019 günü sizi makamınızda ziyaret etmiştim. Herhalde benden sonraki randevunuz çok önemliydi ki, anlattıklarımı ilgiyle dinleyemediğiniz izlenimine kapıldım. Halbuki size dikkatlice ve etraflıca her detayı anlatmıştım: 2006’dan beri UPSD Başkanlığı görevini sürdürdüğümü, 2015’ten bu yana UNESCO’ya bağlı Uluslararası Sanat Dernekleri’nin Dünya Başkanı olduğumu, 2011’de Meksika’da Türk sanatçıları olarak kabul ettirdiğimiz Leonardo da Vinci’nin doğum günü olan 15 Nisan’ın, “Dünya Sanat Günü” olarak sayısız ülkede kutlanmakta olduğunu… Ayrıca UNESCO’ya bu özel günü resmi olarak kabul etmesi için bir teklif sunduğumuzu da belirtmiştim. Yapabileceğimiz işbirlikleri ve beklentilerimiz konusunda kısa görüşlerimi sunma fırsatım oldu. Bütün bu aktardıklarım sizde hiçbir heyecan yaratmadı. Çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim! (Hâlâ bu konular ilginizi çekmiyor olabilir, ama yine de makamınızın gerekleri doğrultusunda şunu iletmem gerekir ki UNESCO, 23 Kasım 2019 tarihli kararıyla 15 Nisan’ı, yoğun çalışmalarımız ve diplomatik çabalarımız sonucunda “Dünya Sanat Günü” olarak resmi günleri arasında kayda geçirdi.) Sonra aceleniz olduğunu söyleyip sıfır yorumla görüşmemizi sona erdirdiniz. Ağzınızdan “Ne güzel olmuş!” tarzında standart bir cümle dahi çıkmadı. O ilginç günün ardından da benimle bir kez iletişime geçmediniz.

Görüşmemizden bir yıl sonra pandemi sürecine girdik. Sanatçılarımız da her alanda büyük sorunlar yaşadılar/yaşıyorlar. Kira ödeyemeyenler, atölyesini boşaltanlar, boya veya yemek bulamayanlar… Pandemi yaşanırken nisan ayında UPSD olarak bir teklif hazırladık, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’na özetle herkese yarayacak bir formül sunduk. Sanatçılardan veya onları temsil eden galerilerinden eserler satın almanızı, böylece hem zaten çoktandır oluşturmanız gereken çağdaş sanat koleksiyonuna bu vesileyle kararlı bir adım atmanızı hem de sanat kurumlarının, sanat emekçilerinin ve sanatçıların ayakta kalmasına doğrudan destek olmanızı rica ettik. Sanat insanlarına büyük katkılar yapan Avrupa ülkeleri ve dünyadan rakamsal örnekler verdik.

Sayın Bakan, sizden Almanya gibi her sanatçıya ayda 5 bin Avro veya Yunanistan gibi 2 bin 500 Avro doğrudan nakit destek vermenizi beklemiyoruz. Ama siz ne projemizi gerçekleştirerek sanat eserleri satın aldınız ne de Avrupa ülkeleri gibi sanatçılara maddi destekte bulundunuz. Siz, bizi yok saydınız. Görüşmemizde elçi olarak bana gösterdiğiniz tavrı, kurumsal başvurumuzu da yanıtsız bırakarak teyit ettiniz. Bakanlıktaki sağ kolunuz Beyoğlu Belediye Başkanlığı günlerinden yakın tanıdığım Sayın Ahmet Misbah Demircan‘a ısrarlı takiplerimizi ilettik, ne yazık ki diyalog kurmamız yine mümkün olamadı.

AKP hükümeti döneminde, 2009 yılında, daha önceki kültür bakanlarımızdan Sayın Ertuğrul Günay‘a da sanatçıların şartlarını iyileştirmek için Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği olarak bir yasa tasarısı sunmuştuk. Normalde Kültür Bakanlığı’nın böyle bir yasa tasarısını bizler için hazırlayıp yaşama geçirmesini beklerdik, ama onlardan bir ses gelmeyince bir buçuk yılımızı verip biz bu taslağı hazırladık. Ne oldu biliyor musunuz? Sayın Ertuğrul Günay da aynen sizin gibi ne yasa tasarımızı okuyup herhangi bir yorum yaptı ne beni ve yönetim kurulumuzu davet etti ne de bunu parlamentoya sundu.

Sayın Bakan, Türkiye Cumhuriyeti’nin görsel sanatçıları hatta tiyatrocuları, müzisyenleri, genç yazarları adına size net olarak ifade ediyorum: Bu ülkenin sanatçıları yokmuş gibi davranarak bakanlık görevini sürdürmenizin mantığını ben anlayamıyorum. Mevzu benim asıl sanatçı kimliğimin yanında, CHP’de daha önce çeşitli görevler üstlenmiş, genel başkan adayı olmuş bir siyasetçi olmam ise bunun konumuzla hiçbir ilişkisi bulunmadığını size hatırlatmak isterim. Siz, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir bakanı olarak kendi görev alanınıza giren vatandaşların siyasi kimliğine bakmaksızın tümünün sorunlarıyla ilgilenmekle yükümlüsünüz. Kişilerin siyasi görüşleri veya geçmişlerine göre seçkiler yapamazsınız. Şayet “Ben turizmciyim, turizmden anlarım sanattan pek anlamam, çoğunluğu muhalif sanatçılarla bir araya gelmeyi de pek istemem” diyorsanız, o zaman Sayın Cumhurbaşkanı ile en kısa zamanda lütfen görüşün ve Turizm ile Kültür Bakanlığı’nı birbirinden ayırın! Çünkü çağdaş sanat ve kültür alanında karşılaşacağınız kişilerin büyük çoğunluğu zaten bu görüşlerden insanlar olacak. Bunu yapamıyorsanız, Kültür Bakanlığı koltuğunu bırakın, sadece zaten alanınız olan turizmle ilgilenin.

Herhalde farkındasınız ki müzisyenler de, tiyatrocular da, genç yazarlar da, yani sizin alanınıza giren her dalda sanatçılar ülkemizde mesleklerinin içinde bulunduğu şartlar nedeniyle ağır problemler yaşıyorlar. Plastik sanatçılar da bu mutsuzlar grubunun herhalde en bahtsızları arasında…

Bu yıl Kültür Bakanlığı’nın bütçesi konusunda CHP İstanbul Milletvekili Sayın Sera Kadıgil‘in size yaptığı konuşmayı hatırlarsınız. Burada tekrar etmek istemiyorum. Sansürden ve RTÜK’ten hâlâ bitirilememiş, başta AKM olmak üzere çeşitli sahneler, kültür merkezleri veya verilmiş tüm sözlere kadar yaşanan hayal kırıklıklarının ve bütçenin darlığının bir dökümünü yapmıştı Sayın Kadıgil.

Sayın Bakan, ben sizin kişisel dostunuz olmaya çalışmıyorum. Size karşı ne bir husumetim var ne de özel bir sempatim. Siz bakan koltuğunda oturuyorsunuz, ben de Türk sanatçılarını temsil eden noktalardan birinde. Yani birbirimizi yok saymak gibi bir tavrımız olamaz.

Sayın Bakan, bu ortamla biraz empati kurarsanız, yaşadığımız durumun absürtlüğünü çok daha iyi fark edersiniz. Dolayısıyla görevinize dair kararları almanızı ve bize bildirmenizi rica ediyoruz.

Bu arada lütfen şunu bilin ki, hedefim sizinle kalıcı bir polemik başlatmak değil. İstediğimiz, hakkımız olan diyalog ve devletin sanatçılara yapması gereken katkılardan ibaret!

Bu açık mektup sonucunda bir araya gelebilirsek hedefim güler yüzle ve yapıcı şekilde UPSD üyesi olan veya olmayan tüm sanatçıların hakkını savunmak, sizinle projeler ve sanatçı hakları konusunda işbirlikleri geliştirmek olacaktır.

İyi günler, iyi görevler Sayın Bakan.

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı