Stephen King Romanı ‘Holly’de Korona 19 Etkileri
Prof. Dr. A. Didem Uslu yazdı...

Bir Polisiye Olan Stephen King Romanı ‘Holly’de Korona 19 Etkileri -Prof. Dr. A. Didem Uslu yazdı…
Stephen King’in (1947- ) oldukça yeni romanlarından olan Holly’de (1923) romanın kadın dedektifi Holly’dir. Holly bir erkek yazarın başarıyla yazdığı ve kadın psikolojisini iyi yansıttığı bir kadın karakterdir. Roman içinde Holly’nin anne/kız çatışmaları, annesinden kalan miras meselesi ve sigara tiryakiliği iyi işlenmiştir.
Holly geçmiş ve yeni ortaya çıkan cinayetlerde mantıksal sorularla ilerler ve cinayet nedenlerini bulur. Romanda pek çok yan ve ikincil karakter de bulunmaktadır. Örneğin Afrikalı-Amerikalı olan Barbara karakteri, Holly’ye cinayetleri yapanı bulmasında yardım ettiği gibi, edebi başarısıyla da öne çıkar. Böylece romanın bir hayli kadın karakteri bulunmaktadır.
Romandaki cinayet olayı ve çatışması, tipik Amerikan filmlerindeki gibi daha romanın başında heyecan yaratır. Meksikalı bir akademisyen olan Jorge’ye tuzak kurmuş akademisyen karı kocanın yaptıkları ve onu evlerine götürüp bodruma kapatma olayı hemen öğrenilir.
Yıllara göre ayrılmış romanın yapısı, başta ve sondaki cenazelerle simetrik planlanmıştır. Öte yandan zaman gelip gitmelerini ve zaman atlamalarını yazar başarıyla ayarlamıştır. Sonuçta okuyucu 2012’de başlayan cinayetlerin 2018, 2021 ve son olarak 2022’de ilerleyişini karıştırmadan kavrar ama dikkatli okumak ve not almak gerekebilir. Kurgu postmodern bir şekilde zaman ve olay atlamalarıyla ilerler. Başka deyişe kurgu çizgisel değildir. Zaman içinde çizgisel olan tek olay Kovid 19 süreci ve yaşama etkileridir.
Büyük oranda Korona 19 virüsü döneminde geçen seri cinayet romanı, 2012 ile 2022 gibi çeşitli yıllar arasında gelip gider ama kurgu postmodern polisiyeler gibi, daha baştan yaşlı iki profesörün seri cinayetlerini anlatacağını ilan eder. Öte yandan siyahlardan ve İspanyollardan nefret eden bu beyaz karı kocanın karşısına siyah bir öğrenciye yardım eden beyaz bir profesör hanım çıkarılmıştır. Bu iyi/kötü zıtlığı da romandaki dengeyi sağlamıştır. Ne var ki bu yazıda romanın sürpriz bozan neden cinayetler işleniyor hikayesi ele verilmeyecektir.
Modernist (1880-1939) zamanların polisiye kurguları tamamen sona kadar bir türlü açıklanmayan katili ve suçlusuyla sürerken ve katil kim sorusunu sorarken, postmodern (1939- ) zamanların kurguları artık “nasıl cinayet” sorusuna yanıt aramaktadır. Şimdilerde psikoloji yerine yöntem önem kazanmıştır. O yüzden de Stephen King daha baştan “sürpriz olayı” rahatlıkla (spoiler) verir.
Agatha Christie gibi modernist polisiye yazarları cinayetlerin sonda ortaya çıkmasını ister. Cinayet konusunu da yan temalarla karıştırmaz. Ne var ki postmodern polisiyelerde çeşitli konular ve bu romanda da Afrikalı-Amerikalı temaları veya bilgisayar teknolojisi gibi farklı temalar, konular ve boyutlar işlenmiştir. Oysa modernist polisiyelerin yasakları ve kuralları çoktu. Aslında kurguyu polisiye ile alakası olmayan konularla süslemek cinayet olayını dağıtmaktadır. Öte yandan Amerikan kültürüne ait özel bilgiler de insanın anlamasını zorlaştırmaktadır. Filmlere ve şarkılara atıflar gibi. Buna ek olarak postmodern zamanın güvenlik kameraları, zoom cenaze töreni, Kovid aşısı ve aşıya itiraz edenler, eve insan hapsetme, çöp evler, emojeler, cep telefonları ve fotoğraf gönderme, taşınabilir küllük gibi özellikleri romanda açıkça görülür.
Günümüzde bir başka yeni tema ve konu da, hızla gelişen biyoloji bilimi ve alternatif beslenme yollarıdır. Postmodern dönemin bodrum katına insan kapatma konusu da postmodern başlangıcını 1965 yapımı Korkunç Kelebek Koleksiyoncusu filmiyle yaşamıştır. Filmi izlemiş olanlar, korku içinde izledikleri filmde bodruma insan hapsetmenin mantığını anlamaya ve psikolojiyi keşfetme derdine girmişlerdi. Böylesine sadistçe olayların yaygınlaşacağı kimsenin aklına gelmezdi. Zaten postmodern kurgulardaki en yaygın temalar şiddet ve cinsellik olmuştur. Hatta belki de Marki de Sade etkisindeki sadist cinsellik yaygın bir tema haline gelmeye başlamıştır. Oysa romanda geçen yamyamlık (cannibalism) tarihin ve edebiyatın en eski temalarından biridir.

Stephen King bu romanına en siyasal romanı olduğunu söylemiş ama sadece bir iki yerde başkan Trump’ın adı geçer. Bence bu da romanı siyasal yapmaz. Birinci başkanlık dönemini kaplayan romanda “Trump gitti ama ardında kendisiyle savaşa halinde bir ülke bıraktı” denmektedir (29). Romanın siyasal olması için ya zıtlık içindeki politik görüşlerin olması, ya da kurgunun belki de tamamen bir tek ideolojiye yaslanması gerekmektedir.
Stephen King aslında fantastik edebiyatın bir yazarıdır ama bu romanında ilginç bir polisiye yazmıştır. Oysa başka romanlarında sürekli olarak bilimkurgu ve uzaylıları ele almıştır. O yüzden bu roman, daha gerçekçi ve ayakları dünyaya basan bir roman olmuştur.
Prof. Dr. A. Didem Uslu

(Stephen King, Holly, Çev: Gökçe Yavaş, İstanbul: Altın Kitaplar, 2023. Metinde sayfa numarası verilmiş alıntılar bu kitaptan alınmıştır.)
Satın Almadan Önce ‘Dur, Düşün’: Gerçekten İhtiyacın Var Mı, Yoksa Moralin Mi Bozuk?’




























































