
Sahnenin Hafızasıyla Buluşma: Ani İpekkaya – Sertaç Çelik yazdı…
Türk tiyatrosunun yaşayan hafızalarından Ani İpekkaya, “Tiyatrocu Olmak mı, Olmamak mı?” adlı kitabının imza gününde okurlarıyla buluştu. Noah Kültür Sanat’ta, Ange Yayınları iş birliğiyle gerçekleşen etkinlik, mekânın kültür sanat danışmanı Yeşer Yelmez’in ev sahipliğinde düzenlendi. Yalnızca bir imza günü olmanın ötesine geçen buluşmada, tiyatroya ve sahne kültürüne dair özel anlar yaşandı.

18 Şubat 1939 yılında Bakırköy’de, çok katmanlı bir kültürel yapının içinde dünyaya gelen İpekkaya; Ermeni, Rum ve Arnavut köklerin iç içe geçtiği bir ailede büyür. Henüz 16 yaşında konservatuvara adım atan İpekkaya, Ercüment Behzat Lav, Melih Cevdet Anday ve Ahmet Kutsi Tecer gibi önemli isimlerin öğrencisi olur. Sanat yolculuğu, 1962 yılında mezuniyetinin ardından Lale Oraloğlu Tiyatrosu’nda başlar. Ibsen’in “Denizden Gelen Kadın” oyununda Kontes rolüyle sahneye ilk adımını atan sanatçı, kısa sürede tiyatro dünyasında kendine sağlam bir yer edinir.
Turnelerle Anadolu’nun farklı şehirlerine uzanan bu yolculuk, ona tiyatronun yalnızca sahnede değil, hayatın içinde de var olduğunu gösterir. Lale Oraloğlu Tiyatrosu, Gülriz Sururi – Engin Cezzar Tiyatrosu ve Arena Tiyatrosu’nun ardından Özel Kadıköy Tiyatrosu’nda çalışmalarını sürdüren İpekkaya, daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları’na kadrolu olarak geçer ve emekli olana kadar 42 yıl boyunca sahnede kalır.
Bu uzun sanat yolculuğu, bugün hâlâ tiyatro belleğinde yaşayan bir emeğin de karşılığı olarak imza gününe taşındı. Etkinliğe katılan tiyatro sanatçısı Dilek Türker, yaptığı konuşmada İpekkaya’ya duyduğu hayranlığı ve saygıyı dile getirdi. Türker, “Ani benim hakikaten sevgilim. Hayranlıkla izlediğim bir ustam… Ondan sadece tiyatroyu değil, insanlığı da öğrendim. İstanbul kültürüyle, dünya insanı olarak yaptığı tiyatronun önünde saygıyla eğiliyorum.” sözleriyle duygularını ifade etti. Ani İpekkaya ise bu sözlere, ‘Yavrum, beni ihya ettin. Bugün hayatımın en güzel günü. Senin bu sözlerin benim için en büyük ödül. Bundan daha büyük bir ödül olamaz.’ diyerek karşılık verdi.

Haldun Taner’in ölümsüz eseri Keşanlı Ali Destanı’nda farklı dönemlerde “Madam Olga” karakterine hayat veren iki isim olan Ani İpekkaya ve Dilek Türker, bu kez aynı etkinlikte bir araya geldi. İpekkaya’nın eserdeki yorumunun ardından, Türker’in Almanya’da sahnelenen yapımda aynı rolü üstlenmesi, bu buluşmaya ayrı bir anlam kattı. İki usta sanatçının etkinlik sırasında birlikte “Sivilizasyon” şarkısını seslendirmesi ise salondaki izleyiciler için hem duygusal hem de tiyatro tarihine not düşülecek özel bir ana dönüştü.

Farklı kuşaklardan tiyatroseverlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte İpekkaya, kitaplarını imzalarken okurlarla sohbet etti. Etkinliğe katılanlar arasında Hakan Altıner, Pınar Çekirge, Erdem Beliğ Zaman, Boğos Çalgıcıoğlu, Uğurtan Atakan, Haydar Özay, Melek Timurlenk ve Coşkun Irmak gibi kültür-sanat dünyasından isimler de yer aldı. Sanatçının anılarından ve sahne yaşamından izler taşıyan kitap, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı.

Ani İpekkaya’nın kaleme aldığı “Tiyatrocu Olmak mı, Olmamak mı?”, yalnızca bir sanatçının yaşam öyküsünü değil; aynı zamanda tiyatronun belleğini ve çok katmanlı bir kültürel birikimi de okura sunuyor. Sahnenin arkasındaki emek, anılar ve bir dönemin tiyatro dünyasına dair tanıklıklar, kitap boyunca içten bir anlatımla aktarılıyor. Tiyatroya ve sanat tarihine ilgi duyanlar için güçlü bir hafıza metni niteliği taşıyan eser, okurunu hem geçmişe hem de sahnenin görünmeyen katmanlarına uzanan bir yolculuğa davet ediyor.
Sertaç Çelik





























































