KİTAPSÖYLEŞİ

Oğuzhan Çakır: ‘Kalemini Kâğıda Değil, Önce Kalbine Dokundur’

Söyleşi: Tuğçe Vural

Oğuzhan Çakır:
‘Kalemini Kâğıda Değil, Önce Kalbine Dokundur’

Tuğçe Vural’ın eğitimci yazar Oğuzhan Çakır ile yaptığı söyleşide, yazarın akademik geçmişi, yazarlık serüveni ve yeni çıkan kitabı Bilge Ağaç Hikayeleri konuşuldu. İşte söyleşinin detayları…

KitaptanSanattan.com / Tuğçe Vural

    • Oğuzhan Bey, öncelikle bize zaman ayırdığınız için minnettarız ekip olarak! Söyleşimize sizi daha yakından tanıyarak başlamak istiyorum. Eğitimci ve yazar kimliğinin ötesinde, kimdir Oğuzhan Çakır?

Tabii… 1983 yılında Malatya’da doğdum. Eğitim hayatım boyunca Sosyoloji, Sosyal Hizmetler, Adalet, Okul Öncesi Öğretmenliği ve İşletme gibi disiplinler arası alanlarda kendimi geliştirdim. Yazı alanı ve mesleki anlamda pek çok eğitime katıldım. Meslek hayatımda 18. yılını geride bırakmış bir eğitimciyim. Öğretmenlik ve idari kadrolarda görev aldım.

Oğuzhan Çakır:
‘Yazmak, var olma sebebim’

    • Oğuzhan Çakır’ın hayattaki slogan cümlesi nedir?

Öğrenmek, öğretmek ve en nihayetinde bu birikimleri kalbin süzgecinden geçirerek yazıya dökmek, var olma sebebimdir!

    • Peki, bu denli donanımlı bir arka plana sahip bir öğretmeni, yazar kimliğine ne sürükledi?

Eğitimci kimliğimle yüzlerce çocuğun hayal dünyasına ve yakın çevremde yetişkinlerin toplumsal sancılarına şahitlik ettim. Bu iki dünyayı birleştiren “ortak dilin” masallar ve semboller olduğunu fark ettiğim an, yazarlık serüvenimdeki en büyük dönüm noktası oldu.

    • Yazarken size ilham olan kaynaklar ve yazım ritüelleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Var tabii ki, kimin olmaz ki? Doğanın kusursuz dengesi ve bir çocuğun gözlerindeki o saf hayret duygusu en büyük ilham kaynağımdır. Yazı süreci benim için disiplinli bir gözlemle başlar. Mesleki tecrübelerimi edebi bir estetikle harmanlamak için sakinlik ve tefekkür anlarını kollarım. Bu anlar ise genelde doğayla baş başa kaldığım veya sessizliğin en derin olduğu anlardır. Böyle zamanlar, kalbimin fısıltılarını en net duyduğum zamanlardır.

‘Bir çocuğun anlayabileceği sadelikte ve bir yetişkini etkileyecek derinlikte…’

    • Yazarken zorlandığınız ya da pes etme noktasına geldiğiniz anlar oluyor mu?

Karmaşık insani duyguları, bir çocuğun anlayabileceği sadelikte ve bir yetişkini etkileyecek derinlikte dengeleyebilmek en hassas olduğum ve en zorlandığım anlardı. Ancak hiç pes etme noktasına gelmedim. Çünkü yazmak benim için bir tercihten ziyade, ışığımı paylaşma biçimim.

    • Şimdiye dek edebi anlamda ne gibi çalışmalarınız oldu?

İlk olarak “Deniz’in Rüyaları Dağınık Bonbon” ve “Bu Kitap Senin” adlı hikâye kitaplarında yazarlık yaptım. Ayrıca “Bir Garip Orhan Veli Bütün Şiirleri” kitabının düzenlemesinde yer aldım. Çeşitli dergilerde yazdım. Ancak “Bilge Ağaç Hikâyeleri”, tüm bu birikimlerimin bir meyvesi olarak benim için çok özel bir yere sahip. Her eser, bir çocuğun hayretini ve bir yetişkinin unuttuğu ışığı aynı anda hatırlatmak gibidir. İlk adımlarımda duyduğum heyecan, bugün yerini Bilge Ağaç’ın gölgesindeki o dinginliğe ve sorumluluk bilincine bıraktı.

Oğuzhan Çakır: 'Kalemini Kâğıda Değil, Önce Kalbine Dokundur'

    • Gelelim Bilge Ağaç Hikâyeleri’ne… Bize biraz son kitabınızdan bahseder misiniz?

Kitaplarım genel olarak çocukların kalbine hitap eden ama yetişkinlerin de kendi çocukluk ışıklarını bulabileceği bir köprü niteliğinde oldu bugüne dek. “Bilge Ağaç Hikâyeleri” ise 12 farklı şiirsel öyküyle okuru içsel bir yolculuğa davet ediyor, kaç yaşında olursa olsun… Doğa, hayvanlar ve kadim semboller eserlerimin vazgeçilmezidir. Özellikle “Bilge Ağaç”, benim için hem bir sığınak hem de içsel bilgeliğin temsilidir. Hikâyelerimdeki her hayvan, aslında insan kalbinde saklı bir sorunun veya duygunun masalsı gölgesidir.

    • Bir yazar olarak, okurlarınızla paylaşmak istediğiniz bir sırrınız var mı?

Ben, kimi zaman sürüsünü kaybetmiş bir kurt gibi yalnızlığını, kimi zaman gölgesinden korkan bir ceylan gibi ürkekliğini kendi içimde de hissederim. Yazmak, bu duygularla yüzleşme biçimimdir. Başka bir deyişle, benim için yalnızca kalemle kâğıdı buluşturmak değil; bir çocuk gibi oyun oynamak ve bir bilge gibi suskun kalabilmektir. Kitaplarım, bu sessizliğin sesidir. Okurlarımın da benimle bir olup o sesi duyabilmesini umuyorum…

Oğuzhan Çakır: 'Kalemini Kâğıda Değil, Önce Kalbine Dokundur'

‘Kalemini kâğıda değil, önce kalbine dokundur’

    • Son olarak, yazmaya yeni başlayan ya da kendini dipsiz bir dehlizde kaybolmuş gibi hisseden yazar dostlarımıza bir mektup yazma şansınız olsaydı, ilk cümleniz ne olurdu?

Kalemini kâğıda değil, önce kalbine dokundur; çünkü ancak kalpten çıkan, başka kalplere yol bulabilir.

KitaptanSanattan.com / Tuğçe Vural

Umut Çiçeği

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu