SÖYLEŞİ

Nurten Şankaya: ‘Zaman Kavramını Unutturacak Bir Gerçeklik Sunuyorum’

Nurten Şankaya:
‘Zaman Kavramını Unutturacak Bir Gerçeklik Sunuyorum’

Ange Yayınları‘ndan çıkan ‘Düş Kapanı’ romanı ile dikkatleri üzerine çeken Nurten Şankaya ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. ‘Dönüş yolunda olanlar için artık hiçbir şey tesadüf değildir.’ diyen Şankaya, ”rüyaların gerçekliğinden uyanışa doğru” geçilen süreci, aldığı eğitimlerin yanı sıra kendi gerçekliğinden de yola çıkarak tüm berraklığıyla okura sunuyor.

KitaptanSanattan.com / Oğuz Kemal Özkan

  • Kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

Tasarımcıyım. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Akademisi mezunuyum. Tekstil alanında giyim, kostüm ve desen üzerine çalışmalarım oldu. Çeşitli moda yarışmalarından ödüller kazandım. Pandemi döneminde ise tuval üzerine akrilik resim çalışmalarıma başladım. 2023’te rüya günlüğümü bir kitaba dönüştürme projesi üzerinde çalışmaya başladım. Nihayetinde 2025’te Düş Kapanı romanım tamamlanmış ve yayınlanmış oldu.

Nurten Şankaya: 'Zaman Kavramını Unutturacak Bir Gerçeklik Sunuyorum'

‘Rüyalarım romana dönüştü’

  • Sizi “Düş Kapanı”nı yazmaya iten temel duygu ya da olay neydi?

Rüyalarım… Çocukluğumdan beri beni derinden etkileyen rüyalarım oldu ve bunları çeşitli defter veya kâğıtlara daha sonraları da cep telefonuma veya bilgisayarıma kaydetmeye devam ettim.
Lüsid rüyalar hakkında araştırmalar yaptığımda karşıma henüz yeni bir alan olarak çıkmıştı. Kendimi farklı bir alandan tanımak arzusu rüyalarıma tekrardan başka bir göz ve anlayışla bakmama sebep oldu. Bu süreçte Türkiye’de bir rüya enstitüsü kurulduğunu ve uzmanların eğitimler verdiğini öğrendim. Kurumun çeşitli derslerine ve sempozyumlarına katıldım. Bir yandan da rüyalarımı düzenliyordum. Ve bir sabah farklı zamanlarda görmüş olduğum tüm rüyalar kendiliğinden uygun bölümlere yerleşerek zihnimde bir romana dönüştü.
İlk hali ile birkaç yayıncıya gönderdim. Ama hepsinden aynı olumsuz cevap gelince yazarlık konusunda gelişmek için araştırma yaptım ve online yaratıcı yazarlık derslerine katıldım. Kurs süresi bitiminde ise ‘Düş Kapanı’ tamamlanmıştı. Bu sefer emindim ve Ange Yayınları karşıma çıktı.

  • Kitapta rüyalar ve gerçeklik bağı irdeleniyor. Sizce rüyalar, gerçeğin bir uzantısı mı yoksa ayrı bir gerçeklik mi?

Teorik olarak kuantum alanı paralel gerçeklikleri kabul ediyor. Bu konu bilimkurgu roman veya filmlerinde  yaşantımızdaki seçim olasılıkları tanımıyla değerlendiriliyor. Bilinç bu paralel olasılıklardan hangi seçime odaklanmış ise onun gerçeğidir, varsayıma göre ise tüm gerçeklikler tek tek gerçek sayılıyor. Bu bağlamda olasılık veya tesadüf yok bağlantılar ve sebepler var. Seçim olmamasının sebebi de bütünsel bilincin bölünerek tüm olasılıkları değerlendiriyor olmasından kaynaklanıyor.
Değerlendirmek, başka bir platformda onları tek tek bizzat yaşamak anlamına geliyor ki buna paralel yaşamlarımız deniyor. Kısaca aslında yaşantımızda tek bir gerçek yok birçok gerçek var. Ama günümüz algısı, bilincimizin şu anki seçime odaklı olmasından dolayı diğerlerini hayali adlandırıyor.
Ben günlük yazar gibi gece yolculuklarımı kaydettiğimde yaşamımın üçte biri kadar bir sürenin kayıp mı yoksa unutkanlık mı olduğu sorusuyla karşılaştım. Cevapları rüyalarımı kitap haline getirmek için yazıya döktüğümde almaya da devam ediyorum.

‘Karşılaşılmış her şeyin nedenleri ve sebepleri var’

  • “Dönüş yolunda olanlar için artık hiçbir şey tesadüf değildir.” diyorsunuz. Bunu açar mısınız?

Romanda vurguladığım dönüş; içe dönüş, kendine dönüş, başa dönüş, doğum anına dönüş, çocukluğa dönüş, 0 noktasına dönüş, geldiğin yere dönüş, geri dönüş, geçmişe dönüş ve hatta geleceğe dönüş…. Tüm bu dönüşler aslında yürünmüş bir yolu veya yaşanmış bir hayatı betimliyor. Başlangıçtan sona doğru tesadüf bile olsalar, sondan başlangıca doğru analiz edildiğinde yaşanmış her şey artık biliniyor ve sürpriz ya da tesadüf değil. Yol ileriye doğru yürünürken nasıl sorusu dönüşte neden sorusuna dönüşüyor. Karşılaşılmış her şeyin nedenleri ve sebepleri var ve artık bildiğiniz şey tesadüf olmaktan çıkıyor.

  • “Tesadüf yoktur” diyorsunuz. Bu kitabı yazmanız bile önceden yazılı bir kader olabilir mi?

Kader tanımını yazgı, yazılmış bir yaşam olarak ele alırsak yazma olayının bize vurguladığı veya altını çizdiği bir değer olmalı. Bulunduğumuz gerçeklikte ya geleceğimiz için niyetlerimizi ya da geçmişimiz için anılarımızı yazıyoruz. Geleceğimiz için önümüzde birçok olasılık bulunurken geçmişimiz artık tek bir yoldur. Tüm olasılıklar silinmiştir. Dolayısı ile kader diye tanımladığımız kesin ve tek olan ise yaşarken değil de yaşanmışlık sonrası için bir kesinlik söylemi olmalı.
Romandaki Nena’nın Hindistan’a bir seyahat niyeti vardı. Bu arzu hayalde bir olasılıktı. Gidebilir de gitmeyebilir de. Ve Nunu onun bu niyetini yazarak gerçekleştirdi. Kuantum, paralel gerçekliklerinde birçok olasılık ve dolayısıyla birçok Nena var. Nena’nın kaderini bir başkası mı yazıyor sorusu ise cevap olarak Nunu, bir başka Nena’dır. Çünkü Nunu, Nena’nın geri dönmüş halidir.
Kitap yazma olayımı kuantum olasılıklar ve paraleller teorisine göre incelersek;
2025 yılına kadar kitap yazmış değildim, ayrıca hiç niyetim de yoktu. Başka bir deyişle olasılık dahi yoktu. Ama  geriye dönüp bakarsak 2023’te kitap yazmak için bir sebebim var ve 2025’te çıkan bu kitap bir tesadüf ya da sürpriz değil. Yolumun bir yerinde bir neden beni kitap yazmaya yönlendirdi. Ve ancak dönüş yolu için kader denilebilir. Bu kuramda kader önceden belirli kesin bir hal değil, yaşanmışlık sonrası yazılı bir kanıt.
Bu durumu kuantum dolanıklığı teorisine göre incelersek işler biraz karmaşıklaşıyor;
Bu kuramda paralel olasılıklar farklı zamanlara dağılmış halde bulunuyor ve birbiri ile iletişimde. Bu iletişim zamanlar arasından olduğu için geçmişten geleceğe bir etkileşim oluyorken gelecekten de geçmişe aynı şekilde bir etkileşim söz konusu. Bu durumda niyet ve sebep bir puzzle etkisinde. Ama bu puzzle yap boz ile her seferinde farklı bir görünüm kazanıyor, değişiyor. Bu kuramda da kader yine önceden belli ve yazılmış değil, anda ve değişken. Yazgı yok anda değişim var. İlk kuramda tek bir başlangıç birçok olasılığa bölünerek ilerlerken tek bir  sonla bitiyor. Bölünmüş olasılıklardan sadece biri  başarıyor da denilebilir. Oysa ikinci kuramda tek bir başlangıç merkezden çıkarak bölünüyor ve devamlı genişliyor. Son yok ve hepsi bir bütün. Serinin devamında daha farklı bakışlara da yer verdim.

Nurten Şankaya: 'Zaman Kavramını Unutturacak Bir Gerçeklik Sunuyorum'

‘Lüsid rüyada uyanık kişi rüyasını da kontrol edebiliyor’

  • “Uyanış” kitabın temel kavramlarından ve mesajlarından biri. Siz kendinizi gerçekten uyanmış hissediyor musunuz, yoksa hâlâ kendi düş kapanınızda mısınız?

Romandaki uyanış kavramını rüyada uyanmak için kullandım. Rüyasında uyanık kişi rüyada olduğunun farkındadır. Lüsid rüyada uyanık kişi rüyasını da kontrol edebiliyor. Eğer bir kabus görüyor, bir çıkmazda hapsolmuş ise veya kaçıyorsa rüyanın yapısını değiştirebilir ve çıkış bulabilir. Buradaki bilgi şu ki genel geçer anlatılanın tersine zihin hayal ve gerçeği ayırdedebiliyor. Bu konuyu bir sonraki seride daha detaylı işledim. ‘Düş Kapanı’nı tam olarak rüyada uyanışı ifade eden bir sembol olarak kullandım. Kızılderililer için bu totem rüyalar aleminde dolaşırken kişi uyanık değil ise bir kabusta kaybolmaması için yatak odasına asılırmış. Bu örümcek ağına benzer totem eşyası da  kabusları yakalıyor ki kişinin rüyasına  girmesin.

  • Sizce “Düş Kapanı”, rüyalara ve tesadüflere inanmayan okurlara bile bir şeyler söyleyebilir mi? Bu anlamda okuyacaklara ne tavsiye edersiniz?

Roman aslında yaşamı, alternatif fikirlerle zenginleştirerek irdeliyor. Kişiye iş, ev ve aile içi koşuşturmacada bir anlığına durup geriye bakışı sağlıyor. Bu kısa süreli geriye dönüşün de ileriye atılacak adıma kendimizin karar vermesine yardımcı olmasına ve hayati değerlerimize dikkat çekmesini umuyorum. Ben bir roman yazdım. İsteyen hayali, isteyen kuramsal bakabilir. Kimseye bir şey kanıtlamak veya tavsiye etmek için yazmadım. Romanımın daha çok alternatif bakış açılarına açık olanların ilgisini çekebileceğini düşünüyorum.

‘Okura zaman kavramını unutturacak bir gerçeklik sunduğumu düşünüyorum’

  • Kitabı bitiren bir okurun zihninde veya kalbinde nasıl bir iz bırakmasını umuyorsunuz?

Okura zaman kavramını unutturacak bir gerçeklik sunduğumu düşünüyorum. Zamana prangalı olmayan bir zihin kişiyi mekândan da özgürleştirecektir. Düşünmeyi durdurabilmek çoğu kişi için zor bir hal. Düşünme aktivitesini konuşmak gibi algılarsak, bir sohbette karşınızdaki kişiyi de dinlemeniz gerekir. Aynı şekilde düşünmeyi durdurabildiğinizde iç sesinizi duyarsınız.

  • Okurlarınızdan “Düş Kapanı” hakkında aldığınız ilk geri dönüşler neler oldu?

Akıcı ve sürükleyici bir yazı dilim olduğunu söyleyen ve yazan yorumlar beni çok memnun etti.

  • Yakın gelecekte yeni projeler ya da yeni kitap var mı?

Evet. Şiirlerden oluşan bir öykü dosyasını yeni tamamladım. Şimdi de Düş Kapanı romanımın ikinci serisini  tamamlamak üzereyim.

KitaptanSanattan.com / Oğuz Kemal Özkan

Nurten Şankaya: 'Zaman Kavramını Unutturacak Bir Gerçeklik Sunuyorum'

Duygusal Stresi Hafife Almayın: Kırık Kalp Sendromu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu