Sessiz Duvarlardan Gelen Ses: Bedri Rahmi, Eren Eyüboğlu’nun Sesi
Oğuz Makal yazdı...

Sessiz Duvarlardan Gelen Ses: Bedri Rahmi, Eren Eyüboğlu’nun Sesi – Oğuz Makal yazdı.
OĞUZ MAKAL, SANAT TUTKUNLARI İÇİN BİRBİRİNDEN ÖNEMLİ VE KEŞFE DEĞER İKİ AÇIK HAVA MÜZESİNİ MERCEK ALTINA ALIYOR
Bedri Rahmi Eyüboğlu’ndan Eren Eyüboğlu’na, Sabri Berkel’den Ercüment Kalmık’a, Füreya Koral’dan Kuzgun Acar’a birçok sanatçının mozaik yapıtlarını bir değil iki açık hava müzesinin duvarlarında bulabilirsiniz.
LEVENT KONUTLARINA DİKKATLE BAKINCA…
Çok uzaklarda değil, benim çok yakınımda 4. Levent’teki konutların duvarlarında yer alan, kamusal sanat bağlamında Türkiye’deki ilk işlerden biri gösterilen mozaikler karşısında hayranlıkla zaman zaman duruyor… ve selam gönderiyorum.

Kime ya da kimlere mi?
- Tabii ki mozaiklerin yaratıcıları Nurullah Berk (geometrik-figüratif konstrüktivizmin ilk temsilcilerinden);

- Sabri Berkel (kaligrafi özellikli soyut kompozisyonlarıyla tanındı); , Eren Eyüboğlu (resmin yanında mozaik de çalıştı);
- Bedri Rahmi Eyüboğlu (1958 Brüksel Expo’sunda yaptığı 227 metrekarelik mozaik tasarımı ile altın madalya aldı);
- Ercüment Kalmık (lirik soyut resimleriyle tanındı);

- Ferruh Başağa (Türk resminde soyutun öncülerinden)…
Saygıyla adını saydığım, her birine sanat tarihimizde altın sayfa ayrılan bu büyük ustalarımıza…
1940’lı yılların sonunda projelenen, mahallenin son etabı 4. Levent mahallesi 1950’li yılların sonunda tamamlandığında 345 lojman kullanılmaya hazırdır. Belirttiğim gibi, yapıların cephelerinde yer alan Türkiye’de modern dönemdeki ilk kamusal sanat örneği 21 mozaik, Mimar Kemal Ahmet Aru’nun (ve Rebii Gorbon) çağrısıyla Akademiden arkadaşları dönemin bu ünlü sanatçılarınca yapılacaktır. Bedri Rahmi en çok sevinenlerdendir, ama itiraf edecektir:
“O güne kadar hiçbir duvar resmi yapmamıştık. Sehpa resminin her türlüsünü iyi kötü denemiştik ama duvar bizim için üzerine resim yapılan değil, üstüne resim asılan huyunu huşunu bilmediğimiz bir varlıktı. Karşımıza dağ gibi dikilmişti. Aramızda her fırça vuruşta inip tekrar tırmanılması gereken bir de iskele vardı.”
İSTANBUL’UN İLK ÇARŞI KOMLEKSİNDE MOZAİK YAPITLAR
Bedri Rahmi’nin yukarıdaki sözleri 1950’lerin ikinci yarısında Unkapanı’nda Türkiye’nin ilk çarşı kompleksi. olarak inşa edilen İMÇ-İstanbul Manifaturacılar ve Kumaşçılar Çarşısı duvarları için de söylemiş olabilir. Çünkü ona göre “Mimar eli değmedikçe resim bir göçebe hayat yaşamaya, daha doğrusu yaşamadan diri diri gömülmeye; yahut da loş müze salonlarında uykuya dalmaya mahkumdur.” İşte şimdi resimleri duvarlarda onlarca yıl yaşayacaktır… Doğan Tekeli, Sami Sisa ve Metin Hepgüler’in birinci gelen mimari projesiyle inşa edilmiş İMÇ’nın açılışı 1967 yılında gerçekleşir.

Mimarların önerisiyle bu görkemli yapının duvarlarına çağdaş Türk Sanatının temsilcileri Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Mozaik Panoları (1. ve 2. Blok; Bedri Rahmi’nin İMÇ için öğrencileriyle birlikte tamamladığı mozaiğinde Süleymaniye ve Kariye’den esinlenen İstanbul siluetleri vardır), Eren Eyüboğlu’nun Mozaik Panosu (1. Blok), Kuzgun Acar’ın Duvar Heykeli (1. Blok), Füreya Koral’ın Seramik Panosu (1. Blok), Yavuz Görey’in Çeşme Heykeli (2. Blok), Ali Teoman Germaner’in Duvar Rölyefi (5. Blok), Sadi Diren’in Blok Seramik Pano (5. Blok), Nedim Günsür’ün Mozaik Panosu (6.Blok) yerleştirilir.

1967’de açılan İMÇ’nin duvarlarındaki kültür-sanat mirasımız için çok değerli, hem İstanbul’un kent estetiğinin hem de toplumsal belleğin önemli bir parçası bu mozaikler yakın zamana dek bakımsız-yıpranmış duruyordu. İlk kez, Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı’nın girişimiyle Mayıs 2008’de gönüllülerce temizlenmiş ve sonra da kendi haline bırakılmıştı. 2014 yılından edindiğim bilgiyle Eren Eyüboğlu’nun duvar mozaikinin bulunduğu mekan bir kebapçıya kiralanmıştı. Kebapçı da mozaik sanki görülmesin diye müşterilerine açacağı şemsiyelerle kapatmıştı -aklıma gelmedi, gidip bakabilirdim-. Benden size tavsiye İMÇ’deki duvarı görmek için gittiğinizde tam karşısında “inceden bir Ortaköy havası taşıyan Güneydoğu Ortaköy’ü” Kadınlar Pazarı’na girmeyi unutmayın…

İMÇ ile ilgili son bilgi 2024 tarihini taşıyor:
“Dünyaca ünlü sanatçılarla adeta bir açık hava müzesini andıran İMÇ’de bazı eserlerin durumu ise ne yazık ki iyi değil. Birinci Blok’ta yer alan dünyaca ünlü seramik sanatçımız Füreya Koral’ın 1965 tarihli Soyut Kompozisyon’u etrafına asılmış devasa tabelalardan neredeyse görünmez halde. “Meşhur Unkapanı Pilavcısı / Başka Şubemiz Yoktur” tabelasının hemen altına bulunan ve önü motorlu kuryelerin otoparkı olarak da kullanılıyor…Sadi Diren’in Seramik Panosu’nun durumu da pek farksız değil…Yine Beşinci Blokta yer alan Ali Teoman Germaner’in eseri de en çok zarar görenlerin başında geliyor…”
(https://artdogistanbul.com/sessiz-sedasiz-acik-hava-muzesi-imc)
İMÇ UZUN SÜRE “UNKAPANI PLAKÇILAR ÇARŞISI”
Ayrıca belirtmeli kent sosyolojisi için de çok önemli bir kompleks İMÇ, plağın, kasetin kral olduğu yıllarda Türk müziğinde akıllara gelen ilk sanatçıların, örneğin Müslüm Gürses, Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses, Ferdi Tayfur, Gülden Karaböcek vb.’nin şöhret olmak için uğradığı -bazılarının elinde saz- durak Unkapanı Plakçılar Çarşısı’ydı. Manifaturacılar Çarşısındaki 1167 adet mağazanın bir kısmına yerleşmiş plakçılar nedeniyle -bazılarının kayıt stüdyosu vardı- Unkapanı Plakçılar Çarşısı adıyla tanındı. Plakçılar Çarşısı zaman içinde dijitalleşmenin de etkisiyle müzik sektörünün merkezi olmaktan çıktı, mekanların büyük bölümünü manifaturacılar ya da yeni girişimciler kiraladı.
Görmüş olabilirsiniz Unkapanı Plakçılar Çarşısı’nın rolünü çok iyi anlatan “Neredesin Firuze” filmini (İzmir’de Sinema Burada festivalini kurup yönettiğim yıllarda filmi göstermiş, Ezel Akay, Ragıp Savaş ve senaryo yazarı Levent Kazak ile söyleşiler de yapmıştım). “Neredesin Firuze” İMÇ plak dünyasına hiciv dolu bir yaklaşımla Türk toplumunun içinde bulunduğu çaresizliklere getirdiği gülünesi veya ağlanası çözümleri komik boyutta sinema perdesine getirmişti.
MOZAİKLERİ KORUMAK=İSTANBUL’U KORUMAK
Neyse ki üç dört yıl önce sosyal medyaya da yansıyan mozaiklerin korunması çağrısı sonuç vermiş, Kültür ve Turizm Bakanlığı desteğiyle Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi tarafından İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’ndaki sanat eserleri koruma altına alınması kararlaştırılmıştı. Hatta bir danışma kurulu oluşturulmuştu… ”Peki, sonra ne oldu?” sorusu gelmeden yanıtlayayım, “gerisi gelmedi”. (Şimdi anlıyorum neden “Türk gibi başla, Alman gibi devam ettir, İngiliz gibi bitir” denildiğini). İMÇ’daki mozaikler bir yana, Levent’te birkaç mozaik iş. örneğin Nurullah Berk’in mozaiği tümüyle kaybolur, geride kalan 20 mozaikten birkaçı klima üniteleri, reklam panolarının altında kalmıştır…
Evet, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı’nı gördükten sonra siz de “burası İstanbul’un adeta sessiz, sedasız bir açık hava müzesi” diyebilirsiniz.
İstanbul’un kamusal sanat belleği için çok kıymetli bu iki mekanda, çağdaş saratımızın büyük ustaları bize bakıyor ve sesleniyor: “Beni unutma!”
Oğuz Makal

Ölüm; Hayat Hiç Bitmesin İsteyenlerin Tuzağı, Gerçeği Arayanların Son Çıkışı




























































