KÖŞE YAZILARIVecdi Uzun

Sıradan Olanın Farklılığı: Abdullah Akbaş

Vecdi Uzun yazdı...

Sıradan Olanın Farklılığı: Alanya Sevdalısı, Yazar, Sanatsever, Bürokrat Abdullah Akbaş – Vecdi Uzun yazdı.

BİR ŞEHİR SEVDİM

Bir şehir sevdim…
Dünyanın en güzel şehirlerinden,
Mevsimler değişse bile,
Yeşilin her tonunu görebilmeyi sevdim,
Ben bu şehre Hasbahçe’den bakmayı sevdim.

Bir şehir sevdim…
Kuzeyde yeşil dağları, güneyde mavi renkleri,
Gök kubbenin çatısı altında dört bir yanı,
Turkuaz ile gök mavisini ayırt edebilmeyi sevdim,
Ben bu şehre Tepe’den bakmayı sevdim.

-Abdullah Akbaş

Alanya ile bağlantım ilk defa geldiğim 1977 yılında başladı ve 1980’li yıllarda zaman zaman kısa dönemli tatillerle pekişti. Yıllar önce tatil döneminde başlayan yazlıkçı olarak bağlantım daha sonra emeklilikle uzun süreli ikamete dönen Alanyalı olma halim 36 yılı buldu. Geriye dönerek bugünü değerlendirmeye çalıştığımda bu şehirdeki büyük değişikliği görebilmekteyim. Dünün Alanya’sı o zaman henüz Alanya bir şehir hüviyetinde değildi. Bugün ise turizm merkezi olması ile dünün tarım merkezi olan Alanya’dan çok farklı özelliktedir. Alanya süreçte bir taraftan bu değişimi yaşarken Alanyalılar da Alanya’nın kültür ve sanatına katkı sağlar hale geldiler.

Sıradan Olanın Farklılığı: Abdullah Akbaş

Alanya Belediyesi Başkan Yardımcısı Abdullah Akbaş’ı Alanya’daki sosyal faaliyetleri yanı sıra sanatçı kişiliği ile Alanya sanatına yaptığı katkıyla tanıdım. Abdullah Akbaş göreve seçimle değil, memur olması sıfatıyla gelmiştir. Kamuda yönetim görevinde olanlar genelde kültür ve sanatta yönetici olmayı tercih ederken sanatçı özelliklerini saklamaya çalışır. Abdullah Akbaş ise her fırsatta sanatçı kişiliğini yönetici kişiliği ile pekiştirerek Alanya kültür ve sanatına katkıda bulunan bir sanat insanı olarak sıradan olanın farklılığı niteliğine sahiptir.  Ondaki bu bitmez sanat sevgisi oldukça Abdullah Akbaş’ı yazdığı roman ve şiirleri yanında Alanya kültür ve sanatına katkısı ile yerel sanata hizmet etmeye devam edecektir.  Abdullah Akbaş’ı kendi cümleleriyle tanıtmak istemekteyim.

Öncelikle ben bir mühendisim. Harita mühendisiyim ve uzun yıllardır bürokrat olarak kamuda çalışmaktayım. Bürokrat yolculuğuma mühendis olarak başladım ama daha sonraki safhalarda yönetici olarak devam ettim ve hala Alanya Belediyesi’nde başkan yardımcısı olarak görev yapıyorum. Tabi burada, kamuda çalışırken yaptığım bazı projeler ve çalışmalarım üst yöneticiler tarafından takdir edilince biranda kendimi yönetici olarak buldum. 2000’li yılların başında ülkemizde özellikle yerel yönetimlerde henüz yeni yeni konuşulmaya başlanan Coğrafi Bilgi Sistemi (Kent Bilgi Sistemi)’ni ilk kuran belediyelerden birisi Alanya Belediyesiydi. O dönemde Alanya Kent Bilgi Sistemi (ALBİS) birçok belediyeye rol model oldu hatta Üniversitelerde tez konusu olarak çalışıldı. Bu sistemin yöneticisi olarak başarılı olması için arkadaşlarla beraber gece gündüz demeden çok emekler verdik. Kurumlar arası veri ve bilgi akışının sağlanması için bıkmadan usanmadan çalıştık. Sistemin başarılı olması için her daim desteklerini esirgemeyen ve arkamızda duran o dönemin Alanya Belediye Başkanı Sayın Hasan Sipahioğlu’nun ismini anmadan geçemeyeceğim. Sayın başkanıma bir kez daha çok teşekkür ediyorum. Yine ülkemize rol model olan ilk defa Türkiye’de Mobesa kamera güvenlik sistemini fiber optik kablo yardımıyla Alanya Belediyesi olarak biz kurduk. Bizden sonra da, yakın zaman önce kaybettiğimiz dönemin Antalya Valisi Merhum Alâeddin Yüksel, bizim sistemin aynısını Antalya’ya kurdurdu. Antalya’dan sonra Ankara Valisi olan Alâeddin Yüksel, Ankara’ya da fiber optik kablo yöntemiyle Mobesa sistemini kurdurmuştur. Biz taşra görünüyorduk ama aslında birçok projede merkeze rol model olduk. Akabinde Alanya Kalesi’nin ulaşım sorununu çözmek için teleferik projesinin planlanması çalışmasını yaptık. Konsept gereği çok da teknik konulara girmek istemiyorum. Aksi halde yaptığımız birçok projeyi burada sayabilirim. Yapılan çalışmaları yazılı hale getirmek içinde çaba sarf ettim. Bu konular ve şehirleşme ile ilgili yerel ve ulusal dergilerde yayınlanan birçok bilimsel makale yazdım. Buradan çıkardığım sonuç; verilen emeklerin mutlaka bir karşılığı oluyor. Şahsen benim herhangi bir talebim olmadığı halde 2006 yılında biranda kendimi Alanya Belediyesi Başkan Yardımcısı olarak buldum ve kentimizle ilgili çalışmalarımıza hız kesmeden devam ettim.

Edebiyat ve şiirle ilgili konulara ilgi duymam aslında çok eskiye dayanmıyor. Her şey 2022 yılında başladı ama tarih ve tarihi kitaplara çocukluğumdan itibaren hep ilgi duymuşumdur. Tarihi roman ve tarih kitaplarını bulduğum her fırsatta okumaya çalışırdım. 2022 yılında deniz kenarında bir gün kendi kendime düşünürken, “Eskiden biz çocukken büyüklerimizi dinlerdik. Onlar bize masallar, efsaneler, hikâyeler anlatırlardı. Biz de zevkle dinleyip anlatılanları öğrenirdik.  Ancak şimdi teknoloji gelişti ama çocuklarımız bizi dinlemiyorlar. Hepsinin elinde bir tablet, akıllı telefon vs. ondan gayrısına bakmıyorlar. Kendilerini öyle kaptırıyorlar ki, yanlarında yüksek sesle konuşsak bile bizi duymuyorlar.  Sözlü edebiyat dediğimiz nesilden nesille aktarılan efsaneler, masallar ve hikâyeler bundan sonra akamete uğrayacak diye kendi kendime düşündüm. Kendi coğrafyamızda geçmişten buyana yaşanan ve ders almamız, tecrübe etmemiz gereken tarihi ve acı olaylar, galiba bundan sonra unutulacak diye tasavvur ettim.” Zaten hayat, yaşanmışları tekrar tecrübe edecek kadar uzun değildir düsturuna istinaden büyüklerimizden dinlediğimiz Toroslar da zorlu koşullarda yaşanmış ve nesilden nesille aktarılan olayları yazılı hale getirmek için ilk kitabımı yazmaya başladım. Tabi yazarken hem araştırdım hem de büyüklerimizi de dinleyerek olayları teyit ettim. Torosların tepesinde bir yerin ismi varsa, o ismin bir hikâyesinin olduğunu, tarihi serüven içinde yaşanmış bir olaydan dolayı o ismin verildiğini gözlemledim. İlk kitabım Alanya ölçeğinde Toroslarda yaşanan hikâyelerin derlenmesidir ve 2022 yılında yayımlanmıştır. Sonrasında her yıl bir kitap yayımladım. Şu anda yayımlanmış ikisi roman dört kitabım bulunmaktadır.  

Abdullah Akbaş sanatçı kişiliğiyle sanatın roman ve şiir bölümünde yer almaktadır:

İlk kitabımı yayımladıktan sonra 2023 yılında; “Dilvarda, Kadim Kentin Romanı” adlı ilk romanımı yazdım. Çünkü daha önce Alanya tarihini roman tadında yazan kimsenin olmadığını gördüm ve kendime misyon edindim. Bu kentin bir romanı olmalı diye yola çıktım. Alanya’nın kadim tarihinden başlayarak 1221 yılında Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat’ın Alanya’yı fethiyle beraber Alanya’da sosyal yaşamın analiz edilip daha sonra Osmanlı dönemi ve 1922 yılında kentin durumunu kitap da detaylandırdım. Dilvarda; aslında bir mübadele romanıdır. 1922 yılında Alanya’da yaşayan Hristiyan nüfusla Yunanistan’da yaşayan Müslüman nüfusun değiş tokuşunun anlatıldığı tarihi bir roman. Olaylar; Alanya, Burdur, Kayseri, Atina ve Stuttgart’ta geçmektedir. İnsanın doğup büyüdüğü topraktan ayrılmasının zorluğu ve duygusallığı ve sonrasında duyulan özlemler tüm çıplaklığıyla anlatılmıştır. Romanı okurken bazen duygu seline kapılmamak elde değil. Umarım ilerde bu romanın bir filmi ve ya belgeseli de çekilir.

Sıradan Olanın Farklılığı: Abdullah Akbaş

Abdullah Akbaş bürokratik görevi ve sanatçı kişiliğiyle Alanya sanat ve kültürüne yaptığı katkıyı kendisi açıklamaktadır:

Her şeyden önce edebiyatı ve yazmayı seviyorum. Yazmak güzel bir duygu ve sonuçta ortaya bir eser çıkarmak benim için çok kıymetli bir durum. Yaşadığım şehrin, ülkemin tarihini, kültürünü ve değerlerini genç kuşaklara anlatmayı veya aktarmayı bir görev addediyorum. Yazdığım kitapların, okuyucular tarafından okunması ve sevilmesi beni yazma konusunda motive ediyor. “Abdullah Bey, senin sayende okuma alışkanlığı kazandım,” diyen birisini duymak ve görmekten mutlu oluyorum. Genel olarak okuyucular benim kalemi seviyorlar, yazılarımı akıcı buluyorlar. “Dilvarda” adlı romanımın 3. baskıyı yapması, bir anlamda beni teşvik ediyor. Tabi yazarken sakin bir ortam ve ruh hali gerektiriyor. Bunun için geceleri yazmayı tercih ediyorum. Bazen gece yarısı insanın çakraları açılıyor. Buna ilham mı diyelim, insanın hayal dünyası açılıyor ve bir bakıyorsun yazı akıp gidiyor. Şiir olsun, yazı olsun ilham geldiği an not almak gerekiyor. Sonraya bırakırsan sabah kalktığın da hiçbir şey hatırlayamıyorsun.

Her şeyden önemlisi Alanya’nın tarihini ve kültürünü genç nesillere aktardığımı düşünüyorum. Kitabım roman olsa da Alanya’nın tarihini bir kurguyla anlatmaya çalıştım. Tabi Alanya’da Hristiyan nüfusla beraber Alanyalılar 800 yıl beraber yaşamışlar. Bu süre zarfında doğaldır ki yaşamda birçok etkileşimler olmuştur. Romanda bu yaşanmışlıklar tarihi kurgunun içerisinde sosyolojik açıdan anlatılmıştır. Şunu da gördüm ki, gençler tarihi roman kurgusu içerisinde daha heyecanla okuyorlar. Bu da aslında beni mutlu ediyor. “Söz uçar yazı kalır,” felsefesiyle yazılan bu kitaplar artık Alanya kültürünün bir parçası olmuştur. Şunu da belirtmeliyim ki; Dilvarda çok okunan bir kitap oldu. Kısa zamanda 3. baskıyı yaptı.

Dilvarda’dan sonra 2024 yılında “Güzel İnsanlarla Birlikte Kaybettiklerimiz” ve 2025 yılında da “Gurbette Kalan Sevda” isimli ikinci romanım yayımlanmıştır.

Son yıllarda sanat ve edebiyat anlamında Alanya’da önemli gelişmeler olmakta. İlk başta Alanya Belediye Tiyatrosu adından sıkça söz ettirmektedir. Alanya Belediye Konservatuvarı altında ülkemizin önemli tiyatro hocalarından ders alarak yetişen tiyatrocularımız çok başarılılar. Her yıl ulusal ve uluslararası alanlarda ödüller almaları bizleri gururlandırıyor. Her yıl turizm sezon açılışında düzenlenen Uluslararası Alanya Turizm, Kültür ve Sanat Festivali Alanya halkının da yoğun katılımıyla takdir edilmektedir. Alanya’da düzenlenen kitap fuarları da yoğun ilgi görmekte. Ülkemizin birçok ünlü yazarı ve şairini Alanya Belediyesi, Alanya halkı ile buluşturuyor. Düzenlenen Söyleşi ve imza günlerinde özellikle gençlerimiz ve çocuklarımıza kitap okuma alışkanlığı kazandırılıyor. Bu yıl 7.si düzenlenen kitap fuarında katılım oldukça fazlaydı. Alanya’da hem ulusal hem de uluslararası alanda resim, fotoğraf başta olmak üzere birçok sergi açılmaktadır. Bu sergilere ve etkinliklere Alanya’da yaşayan yabancılarda ilgi göstermektedirler.  Alanya’da her yıl kasım ayında Uluslararası Taş ve Heykel Sempozyumu da düzenlemekte. Bu sempozyuma her yıl birçok ülkeden heykeltraşlar katılmaktadırlar.  Yapılan bu faaliyetlerle beraber Alanya artık bir sanat şehri olarak da adlandırılmaktadır. Edebiyat, sanat ve kültürel etkinliklere verdiği destekten dolayı başta belediye başkanımız olmak üzere yardımcılarına, meclis üyelerine ve belediye çalışanlarına da ayrıca teşekkür etmek gerekiyor. Verdikleri emekleri için hepsine minnettarız.

Alanya merkezde yapılan heykel çalıştayının kente katkısını vurgulamadan geçemeyiz.

Bu yıl 20.’si düzenlenen Uluslararası Alanya Taş Heykel Sempozyumu her yıl yapılmaktadır. Her yıl kasım ayı içerisinde Alanya Belediyesi’nin organize ettiği ve Mimar Sinan Üniversitesi-Güzel Sanatlar Fakültesi’nin de katkılarıyla ulusal ve uluslararası heykeltıraşların katılımıyla güzel eserler ortaya çıkmakta ve bu eserler Alanya içerisinde belediyenin belirlediği alanlarda sergilenmektedir.  Bu sempozyumla şehrin bilinirliğinin artması, turizm sektöründe ayırt edebilirliğinin sağlanmasının yanı sıra heykel sanatı hakkında halkın bilinçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Alanya halkını sanatla yakınlaştırmak, eserlerin oluşum aşamalarını halkın yakın mesafeden izlemesi ve temasta bulunmasının sağlanması da bir diğer hedeftir. Ayrıca bu çalıştay kente büyük bir prestij de kazandırmaktadır.

Sıradan Olanın Farklılığı: Abdullah Akbaş

Alanya’nın tarihi nüfus yapısında azınlıkları ve bir aşk hikâyesini anlatan Dilvarda’da Alanya’nın tarihinde kültürel dokusu anlatılmaktadır:

1221 yılında Anadolu Selçuklu Sultanı Alâeddin Keykubat Alanya’yı alınca, stratejik bir hamle yapıyor. Deniz kenarına ve kalenin zirvesine Türkleri yerleştiriyor. Diğer Hristiyan azınlıklarda şehrin orta kısmında kalıyorlar. Yaklaşık olarak 800 yıl hiçbir sorunla karşılaşılmadan beraber yaşıyorlar. Çarşıda bulunan kalaycı, demirci, bakırcı, inşaat ustası, çatıcı, berber, terzi gibi esnafın neredeyse %85’i Hristiyan azınlıklardan oluşuyor. Türkler daha çok tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlar. Fakat 1922 yılında Yunanistan hükümeti ile TBMM arasında imzalanan bir sözleşme ile Alanya’daki Hristiyan azınlıklar Yunanistan’a gönderilir. Girit adası ve Kıbrıs’taki Müslüman nüfustan da Alanya’ya gelenler olur. Aslında bu mübadele (nüfus değiş tokuş)kararını daha çok Yunanistan hükümetinin istediği bir gerçektir. Buradan gidenlerin hepsi Türkçe konuşurlar, hiç biri Yunanca bilmez. Tabi ki doğup büyüdükleri toprakları terk etmek onlara çok dokunur. Aslında Alanyalılar da onların gitmesini istemezler ama alınan karardan geriye dönüş de olmaz.

Bazı tarihi kaynaklar ve ünlü tarihçimiz Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızın beyanlarına göre de mübadelede Alanya’dan Yunanistan’a gönderilenlerin aslında Karamanlı Hristiyan Türklerin olduğu belirtilmektedir. Bunlar Sultan Alâeddin’in fethinden önce Alanya’ya gelip yerleşen Karamanlı Hristiyan Türkler. Fakat kendilerini Rum olarak görmektedirler. Bana göre, kendilerinin nasıl görüyorlarsa öyledirler. Onlara siz Hristiyan Türk’sünüz demenin de bir anlamı yoktur. Gerçek şu ki; mübadele aslında ırkı değil, dini olarak yapılmıştır.

Eylül 2025’te çıkan yeni çıkan kitabım; Ahıska Türklerinin dramını anlatan bir romandır.

Netice; yaşadığı şehrin kültür ve sanatına önem veren kişileri çok önemserim. Bu kişiler o şehirde bence en zor iş olan o şehir için kültür ve sanata katkı sağlamaya çalışmaktadır.  Bir taraftan anlaşılmamak, diğer taraftan da o alana sıkışıp kalmak en büyük en büyük handikaptır! Abdullah Akbaş cana yakın ve kucaklayıcı kişiliği ile yerelde sanat yapmanın tüm handikaplarını aşmıştır.

Abdullah Akbaş bulunduğu Alanya Belediye Başkan Yardımcısı göreviyle bir taraftan bürokrat olarak Alanya’ya katkısını devam ettirirken, diğer taraftan da sahip olduğu sanatçı kişiliğiyle de şehrin kültür ve sanatına katkı sağlamaya çalışmaktadır.

Abdullah Akbaş’ı; Alanya’daki bir sanat etkinliği için yapılan toplantıda tanıdım ve konu detaylanmaya başlayınca onun sanatçı heyecanını hemen fark ettim. Abdullah Akbaş coşkuyla Alanya’da yapılan kültür ve sanat faaliyetlerini bahsetti. Bu toplantılarda  Alanya hakkında benim bilmediğim  önemli detayları anlattı ve fırsat buldukça coşkuyla bizlere şiirlerini ezbere okudu. Değerlendirmek için ilettiği romanlarını okuyunca aynı coşkuyu, arı yazı dilini ve sürekli devam eden ritmi hissettim ve bu özellikleri de kendisine ilettim. Abdullah Akbaş bir romancı kişiliği ile yerelden Ulusala açılma çabasını sürdürmektedir.  Küçük şehirlerin kültür ve sanat açısından yaşanan yerler olabilmesi için yerel sanatçıların ve sanat yöneticilerinin desteklemesi gerektiğine inanırım.

Kültür ve sanat için çabalayana destek olmak da bir görevdir.

Vecdi Uzun

Abdullah Akbaş Kimdir?

Sıradan Olanın Farklılığı: Abdullah Akbaş

1971 yılında Alanya’da doğdu. İlköğretim ve lise eğitimini Alanya’da tamamladı. 1993 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi – Harita Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Aynı bölümde yüksek lisans yaptı. 1997-2000 yılları arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde mühendis olarak görev yaptı. 2000 yılında Alanya Belediyesi’ne geçen Akbaş, 2006 yılından bu yana aynı kurumda Belediye Başkan Yardımcısı olarak görevini yürütmektedir.

Yayınlanan Eserleri:

Toroslarda Yaşam Hikâyeleri Alanya – 2022,
Dilvarda: Kadim Kentin Romanı – 2023,
Güzel İnsanlarla Birlikte Kaybettiklerimiz – 2024,
Gurbette Kalan Sevda: Bir Ahıska Romanı – 2025

‘Kimlere Kumar Bağımlılığı Tanısını Koyabiliriz?’

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu