KÖŞE YAZILARIDr. Özkan Eroğlu

Jestin Ötesinde Bir Plastik Derinlik: Asım İşler

Dr. Özkan Eroğlu yazdı...

Jestin Ötesinde Bir Plastik Derinlik: Asım İşler – Dr. Özkan Eroğlu yazdı…

Action painting olgusunu resimlerinde ilk kez ortaya koyan isim Hans Hofmann’dır; buna rağmen kavram, zamanla Jackson Pollock’la özdeşleştirilmiştir. Bu durum, Amerikan soyut dışavurumculuğu tarihinde önemli bir haksızlıktır. Pollock’un jestüel enerjiye dayalı yüzeyleri, bu anlayışın popüler simgesine dönüşmüş; oysa Hofmann’ın resimlerindeki düşünsel dinamizm, action painting’in asıl köküdür. Türkçeye “eylem resmi” olarak çevrilen bu terim de sorunludur; çünkü resim, özü itibarıyla zaten bir eylemdir. Bu nedenle, “action painting” ancak kendi tarihsel bağlamı içinde anlam taşıyan bir tanımlamadır. Bugünün çağdaş sanatı açısından bu kavramı kullanmak, hem zamansal hem de estetik bir anakronizme yol açar.

Bu noktada Asım İşler örneği özel bir önem taşır. Basında zaman zaman “action painting sanatçısı” olarak anılan Asım İşler’in sanatı, bu tanımlamayı bütünüyle aşan bir derinliğe sahiptir. Onun resimlerinde jestüel haz arayışı ya da rastlantısal eylemin coşkusu değil, boyanın ve formun içsel felsefesi vardır. İşler, resimsel eylemi bir dışsal hareket olarak değil, plastik düşüncenin kendi iç ritmi olarak kavramıştır. Bu yönüyle onun jestleri, Pollock’un “eylem” jestlerinden çok, Hofmann’ın “itme-çekme” ilkesiyle daha akrabadır; ancak o bile Asım İşler’in içsel sezgiselliğini tam açıklayamaz.

Asım İşler, özellikle 1980’li ve 1990’lı yıllardan yaşamının sonuna dek, “ilkel bir boyama dili” ile “rahat el”in sentezinden doğan bir ekspresyonist üslup geliştirmiştir (Bu özgün baskı resimlerinden hareketle çok iyi görebilirsiniz). Onun soyut ekspresyonist resimlerinde dikkati çeken, formun yanında içeriğin de sürekli olarak düşünülmesidir. Türkiye resminde soyutlama genellikle formsal bir çekingenlikle başlamış, sonrasında ise radikal ekspresyonla tam bir soyuta dönüşmüştür. Asım İşler, bu iki yönelimin ötesine geçerek, soyutlamayı bir “içsel form bozma” alanına taşımış; soyutun, ekspresyonla birleştiğinde yeni bir içerik katmanına ulaşabileceğini göstermiştir.

İşler’in kullandığı formlar, tıpkı bir parmak izi kadar benzersizdir. Soyut eğilim, onun elinde artık dolaylı bir anlatım yolu olmaktan çıkmış, doğrudan bir varlık ifadesine dönüşmüştür. Büyük boyutlu tuvallerinde görülen cesur fırça vuruşları, yalnızca rastlantısal hareketler değil, bilinçli bir içsel çözülmenin plastik izdüşümleridir. Bu çözülme, formu destekleyen bir anlatı değil, formun içinden doğan bir anlamdır. Asım İşler, soyut ekspresyonun filozofik temellerini sorgulamış, bu sorgulamayı da ilkel bir içsellik olarak kompozisyonun yapısına yedirmiştir.

Onun son dönem yapıtlarında hareket ve boya sürüşlerinin oluşturduğu devinim, hem formsal hem de anlam düzeyinde yoğun bir enerjiyi taşır. Bu enerjinin kaynağı, jestin kendisi değil, jestin ardındaki ruhsal basınçtır. Geniş boya alanlarının birbirine çarpıştığı bu yüzeylerde kontrol neredeyse sıfıra inmiş gibidir; fakat bu kontrolsüzlük, bilinçdışına teslimiyet değil, bilinçli bir iç akışın özgürlüğüdür. Renk alanları birer “spontan enerji mekânı”na dönüşür, izleyiciyi içine çeken bir manyetik alan yaratır.

Asım İşler’in soyut ekspresyonizmi, yüzeydeki dinamizmi aşarak, içsel bir “dışarı-içeri” diyalektiğine ulaşır. Onun resimlerinde görünen, görünmeyenin temeli üzerindedir; dışarının içerisi olduğu anlar yaşanır. Bu nedenle İşler’in soyutlama anlayışı, yalnızca estetik bir ifade şekli değil, varoluşsal bir deneyimdir. Plastik yapısı geçmiş dönemlerinin izlerini taşır, ancak bu izleri geri plana çekip, değişimi ve dönüşümü ön plana iter. Her bir resim, bir “değişimin işareti”dir.

Asım İşler, ülkemiz modern resminde risk alan, deneyselliği bir yöntem olarak kabul eden nadir sanatçılardandır. Onun resimlerinde tekrarlanan jestler değil, jestin kendisinin anlamı vardır. Soyut resmin bir “jest gövdesi” yaratması gerektiği düşüncesiyle, yüzeysel albeniden uzak, derin bir plastik-filozofik yapı kurmuştur.

Sonuçta, Asım İşler’i “action painting” içinde tanımlamak, onun sanatını daraltmak olur. Çünkü o, jesti amaç olarak değil, düşüncenin ve sezginin aracı olarak kullanmıştır. Onun soyut ekspresyonu, jestin yüzeysel hareketinden çok, içsel varoluşun plastik titreşimini temsil eder. Bu nedenle Asım İşler’in sanatı, Amerikan “action painting”’inin değil, ülkemiz resminin özgün ruhunun bir ürünüdür; plastik kökleri derin, içsel sesi güçlü bir sanatçının sessiz ancak yoğun eylemidir.

Dr. Özkan Eroğlu
Sanat Tarihçi

Jestin Ötesinde Bir Plastik Derinlik: Asım İşler

‘Sara’dan ‘Epilepsi’ye

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu