KİTAPKÖŞE YAZILARIOğuz Kemal Özkan

Kırmızı Rujlu Çocukların Hikâyesi: Namus Bedenden Mi Sorulur Vicdandan Mı?

Oğuz Kemal Özkan yazdı...

Kırmızı Rujlu Çocukların Hikâyesi:
Namus Bedenden Mi Sorulur Vicdandan Mı?
Oğuz Kemal Özkan yazdı.

Bitmek bilmeyen bir hikâyeyi bir kez daha okudum. Bir kadının değil, bir çocuğun hikâyesini…

Didem Tanrıkulu’nun Kırmızı Rujlu Çocuklar kitabında Sultan’ın yaşadıkları, bir kurgu değilmiş gibi içime oturdu. Çünkü tanıdık; çünkü tanıklık ettiğimiz, belki sustuğumuz, belki de sadece izlediğimiz hayatlara çok benziyor. Sanki yıllar önce yazmış olduğum üçüncü sayfa haberlerini konu alan ‘Gündüzden Geceye Türkiye’ kitabımdaki kurbanlardan birisi…

Sultan, küçük yaşta evlendirilmiş binlerce çocuktan birisi. Henüz büyümemiş bir bedende, büyüklere yüklenen bir kaderle yaşamaya zorlanıyor. Ne sevgi görmüş, ne şefkat. Evlendirildiği adam, bir kocadan çok bir cellat gibi… Sultan’a her gece yaşattıkları bir çocuğun ruhunu günden güne öldüren sistematik bir işkence. Bu satırları yazarken bile “tecavüze uğrayan çocuk” ifadesini yazmak kolay değilken, o bunu yaşamış. Her gün…

Ve sonra… Sultan kaçıyor. Evli bir çocuk, bakkalın oğluna sığınıyor. Toplumun gözünde artık o “namusunu yitirmiş” birisi. Ama biz okur olarak bir karar vermek zorunda kalıyoruz: Namus gerçekten nedir? Sustuklarımız mı? Yoksa bir çocuğun kurtulmak için yaptığı tek eylem mi?

Kitap boyunca en çok içimi yakan şey, yazarın Sultan’ı öldürememesiydi. Gerçek hayatta çoğu zaman seyirci kaldığımız o karanlık düzeni, en kötü son olan ‘ölüm’ü, kurguya dökerken bile değiştirme isteği… Bu çok kıymetli. Çünkü edebiyat bazen yalnızca anlatmaz; onarır, korur, hayal eder. Didem Tanrıkulu bunu yapmış.

Yeni okuduğum sitemizde yayınlanan tarihçi Şeref Umut Ersop‘un yazısında da şöyle bir cümle vardı: “Eski Türkçede ‘namus’ kelimesi yoktur, çünkü Türkler ‘namussuzluğu’ bilmezdi.” O yazının bu kitapla hiçbir ilgisi yoktu belki ama zihnim onu buraya bağladı. Çünkü bir çocuğun yaşadığı cehennemi “namus” üzerinden tartışmak hâlâ bu toplumun gerçeği. Oysa “namus” belki de en çok, bir çocuğun yüzünü güldürmeyi başarabilmektir.

Kırmızı Rujlu Çocuklar, Sultan’ın sesiyle bize bir kez daha şunu hatırlatıyor:
‘Namus, bir bedenin değil, bir vicdanın taşıyabileceği bir şeydir.’

Oğuz Kemal Özkan

Binlerce Sultan’ın Hikâyesi: Kırmızı Rujlu Çocuklar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu