KİTAP

Nasrettin Hoca Aramızda

Nasrettin Hoca, günümüzde yaşasaydı karşılaştığı olaylara ve kişilere ne tepki verirdi ne söylerdi?
İşte bu sorunun yanıtı, mizah yazarı Ahmet Zeki Yeşil’in “Nasrettin Hoca Aramızda” başlıklı fıkra kitabında.

101 fıkradan oluşan kitap, yenilenmiş olarak 3. baskısını yaptı. Mustafa Fırat’ın yayın danışmanı olduğu Mühür Kitaplığı tarafından basıma hazırlanan kitapta ayrıca, farklı sanatçılara ait 12 karikatür bulunuyor. Kapak karikatürü ise, Almanya/Berlin’de yaşayan karikatür sanatçısı Hayati Boyacıoğlu’na ait.

‘Nasrettin Hoca Aramızda’ hakkında bilgi veren Ahmet Zeki Yeşil, “Mizah, güldürürken düşündürme sanatıdır. Günlük hayatımızdaki çarpıklıkları ve aksaklıkları gösterir. Düşünme biçimi sağlarken yaşadığımız hayatı sorgulatır. Bu kapsamda, konuları günümüzde geçen Nasrettin Hoca fıkraları yazdım. Bu kitap, değerlerimize değer katma çabasıdır. İçinde bulunduğumuz çağda ona çok ihtiyacımız var. Gördüğüm kadarıyla, diğer Nasrettin Hoca kitaplarındaki fıkralar derleme. Yani bilinen ve bilinmeyen fıkralardan oluşuyor. Daha önceki söyleşilerimde belirtmiştim, büyüklere yazdığım öykülerimi, ilkokul 4.sınıftan başlamak üzere küçükler de okuyor. Bu kitap da öyle oldu, hem küçükler hem de büyükler ilgi gösterdi” şeklinde konuştu.

Nasrettin Hoca Aramızda”yı seçkin kitap mağazaları, kitap satış siteleri ve Mühür Kitaplığı whatsApp sipariş hattından (0552 699 46 45) temin etmek mümkün.

         Ahmet Zeki Yeşil’in, Nasrettin Hoca fıkralarından birkaç örnek:

  Hırsız ve Polis

Nasrettin Hoca’nın dükkânına gece hırsız girmiş. Sabah olmuş, çevredeki esnaf durumu kendisine telefonla bildirmiş. Nasrettin Hoca, bir solukta dükkânına varmış. Sağı solu inceledikten sonra, hemen polise haber vermiş. Hırsızın dükkâna kapıyı zorlayarak girdiğini söylemiş.

Polis memuru, telefonda sormuş:

“Bi’şeyiniz çalındı mı?”
Nasrettin Hoca, merak ve heyecanla yanıtlamış soruyu:

“Hayır.”
Polis memuru, yeni bir soru yöneltmiş:

“Peki, gelmemize gerek var mı?”
Nasrettin Hoca, şaşırmış. Bir an düşünüp yanıt vermiş:
“İsterseniz kapıyı söküp size getireyim, parmak izini öyle alın…”

Ücretli mi Ücretsiz mi?

Nasrettin Hoca, pazarda alışveriş yapıyormuş. Bir avukat ile doktor arkadaşına rastlamış. Aralarında, ayaküstü hoş bir sohbet başlamış. Önce avukat anlatmış:
“Büroma gelen kişi ‘danışma ücretli mi?’ diye soruyor. Ücretli olduğunu duyunca arkasına bakmadan gidiyor. Bu nedenle, alabileceğim davaları kaçırıyorum. Ne olacak benim halim?”
Nasrettin Hoca, hiç düşünmeden yanıt vermiş:
“Ön görüşmeden para almıyoruz diyeceksin.”
Avukatın ardından doktor dökmüş içini:

“Benim ki de çok farklı değil. Hasta geliyor, ‘muayene ücretli mi?’ diye soruyor. Ücretli olduğunu duyunca arkasına bakmadan gidiyor. Bu nedenle, hastalarımı kaçırıyorum. Ne olacak benim halim?”
Nasrettin Hoca, sakalını sıvazlayıp lafı yapıştırmış:
“Muayene ücretsiz ama tedavi ücretli diyeceksin.”

-.-

 Hobi Bahçesi

Nasrettin Hoca’nın yaşadığı köy, hızlı kentleşme sonucu şehrin içerisinde kalmış. Durum böyle olunca, Nasrettin Hoca eşeğini özgürlüğüne kavuşturup bir rezidansa taşınmış. Günler geçmiş, toprakla bağı kopan Nasrettin Hoca’nın canı sıkılmaya başlamış. Bir sohbet sırasında arkadaşına dert yanmış:

“Bağ bahçe işlerini çok özledim birader.”

Arkadaşı bu konuda tecrübeliymiş.

“Hobi bahçesi kirala, toprakla bağını yeniden kur. Ben öyle yaptım, eski keyfime kavuştum” demiş.

Bu öneri Nasrettin Hoca’nın aklına yatmış. Hiç vakit kaybetmeden büyükçe bir hobi bahçesi kiralamış. Bir süre sonra da, Nasrettin Hoca’nın arkadaşı sormuş:

“Hoca Efendi, nasıl gidiyor bağ bahçe işleri?”
Nasrettin Hoca bir of çekip karşılık vermiş:
“Adam çalıştırmak zormuş birader. Tuttuğum adam çok tembel, ne yapacağımı şaşırdım doğrusu…”

   Lanet Adam

Mahallenin gençleri beddua seansı düzenlemek amacıyla toplanmış.
“Nasrettin Hoca’nın desteğini almazsak, mahallenin sapığı Lanet Latif’e yapacağımız beddualar yerine ulaşmaz” deyip, konuyu Nasrettin Hoca’ya götürmüşler.

“Beddualar dönüp dolaşıp sahibini bulur” demiş Nasrettin Hoca.

Yani, beddua seansına karşı çıkmış. Ancak gençler, çok ısrar etmiş.

“Peki” demiş Nasrettin Hoca, “o halde bedduayı içimizden edelim, kimse üzerine alınmasın.”

Beddua gönderme işlemi başlamış… O da ne? Lanet Latif, bir anda yanlarında belirmiş.         Gençler bedduayı unutup, Lanet Latif’e saygı ve sevgi göstermişler:

“Latif abi, hoş geldin. Özlettin kendini. Sen cezaevinde değil miydin?”

Nasrettin Hoca da ortama uymuş ve Lanet Latif’in hatırını sormuş. Lanet Latif çok iyi olduğunu söyleyince, Nasrettin Hoca gençlere dönüp şöyle söylemiş:
“Ettiğimiz beddualar kime gitti anlamadım…”

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı