KİTAP

2017’de yayımlanan ve dikkat çeken 36 Tarih Kitabı

2017 yılında ‘tarih’e yolculuğa çıkaran yüzlerce kitap yayımlandı.

Bilim tarihinden insanın evrimine, Ortaçağ’dan yakın tarihe, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, Atatürk’e dair ilk defa yayımlanan kitaplar burada:

1. 10 Kasım Yas Günü – Yapı Kredi Bankası Tarihi Arşivi

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 Perşembe günü saat 09:05’te Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. Atatürk’ün naaşı 20 Kasım Pazar günü Ankara’da düzenlenen büyük bir törenle, geçici istirahatgâhı Etnografya Müzesi’ne konuldu.

Foto muhabirleri İstanbul, İzmit ve Ankara’da yaşanan bu tarihi anları belgelediler. 10 Kasım Yas Günü, Yapı Kredi Bankası Tarihi Arşivi, Selahattin Giz Koleksiyonu’ndan seçilen fotoğraflar, o günün gazetelerinden yapılan alıntılarla 10-20 Kasım arasındaki tarihi günleri yeniden yaşatıyor.

2. Neandertal, Modern Bilim Onların Hikayesini Yeniden Yazdı – DIMITRA PAPAGIANNI, MICHAEL A. MORSE

Neandertallerin hikâyesi, yeni keşifler ve değer yargılarını altüst eden bilimsel yenilikler sayesinde değişikliğe uğramıştır.

Artık Avrupa’daki evrimlerinin ve Asya’ya yayılımlarının izini sürmek, DNA’larını incelemek ve nasıl yaşayıp nasıl öldüklerini anlamak mümkün. Neandertallerin davranışları, günümüzün basmakalıp düşüncelerinden çok uzak, şaşırtıcı derecede moderndi:

– Hastalarına bakıyorlar,

– Ölülerini gömüyorlar,

– Büyük hayvanları avlıyorlar,

– Kırmızı boya kullanıyorlar,

– ve konuşuyorlardı.

Peki, Neandertaller bu kadar gelişmiş bir türse, neden onlar yok oldular da Homo sapiens hayatta kaldı? Neandertallerin hikâyesine bütünüyle baktığımızda çok büyük bir sır ortaya çıkıyor: İnsan olmak ne demektir?

“Neandertaller hakkında bilgili olduğunuzu düşünüyorsanız tekrar düşünün. Önyargılarınızın yıkılmasına ve insanlıkla ilgili düşüncelerinizin sorgulanmasına hazır olun!”

-Clive Gamble, Arkeoloji Profesörü-

-Southampton Üniversitesi-

3. Kudüs… Ey Kudüs – LARRY COLLINS, DOMINIQUE LAPIERRE

TARİHİN İÇİNE SIĞMAYAN, TÜM COĞRAFYALARIN ÖTESİNDE, BAŞLI BAŞINA BİR MEDENİYET: KUDÜS

“14 Mart 1948 günüydü. O gün İngilizlerin Filistin’den ayrıldıklarını, Yahudilerin İsrail Devleti’nin kuruluşunu ilan ettiklerini, Arapların savaşa girdiklerini gördü. Bir ihtilaf Kutsal Toprağı alevlere boğacak ve alevler bir daha da sönmeyecekti. Bu kitap ihtilafın doğuşunu anlatıyor.”

Şehir tarihi, dinler tarihi, kültür tarihi… Hiç şüphe yok ki dünyada Kudüs’ten başka, tüm bu konulara tek başına cevap verebilecek bir şehir yok. Kudüs bir şehirden çok daha ötesi olduğu gibi çağlar öncesini ve sonrasını kendinde buluşturan başlı başına bir medeniyet.

Kudüs… Ey Kudüs, 1948 Arap-İsrail Savaşı sırasında iki kesim tarafından parçalanan Kutsal Kent’in, Kudüs’ün dramatik ve olağanüstü öyküsünü anlatıyor. Larry Collins ve Dominique Lapierre, titiz ve sıkı bir araştırma süreci elde ettiği bilgileri etkileyici bir üslupla okuyucuya aktarıyorlar. Filistin’i bölmek için Birleşmiş Milletler’deki oylama ve oylamanın Yahudiler arasında yarattığı sevinç ve Araplar arasında yaşanan keder, Tel-Aviv – Kudüs karayolu boyunca yaşanan savaşlar, 1948 yılı Mart ayı sonlarında Kudüs’ün neredeyse aç bırakılması, Hurva’nın tahrip edilmesi ve Eski Şehir’in yıkılmasına neden olan saldırılar, İsrail Devleti’nin ilan edilişi, Arap Lejyonu’nun Kudüs’e girişi, Deir Yassin ve Hadassah Hastanesi katliamları gibi dramatik, önemli ve günümüze dek yankıları devam eden olayları Arap ve Yahudi aktörler üzerinden tüm ayrıntılarıyla anlatıyorlar.

Elinizdeki kitapta Kudüs’e dair her şeyi, bir arada bulabileceksiniz. Bazen siyaset ve politika, bazen tarih ve coğrafya, benzersiz fotoğraflar, önemli tarihler, yeni okumalara yönlendirebilecek devasa bir kaynakça…

Kudüs… Ey Kudüs, sizi hem bir roman gibi peşinden sürükleyecek hem de bir belgesel gibi sarsacak.

4. Masallar ve Gerçekler Ülkesi Anadolu – Ahter Kutadgu, Bülent Demirdurak

Anadolu topraklarında tarih boyunca canlı cansız varlıklar acısıyla tatlısıyla ortak bir yaşam sürmüş, ortak bir kaderi paylaşmış.

Tüm bu tarih bize ait…

• On binlerce yıllık tarihsel süreçte aslında ne kadar küçük bir yer kapladığımızı,

• Bu toprakların umutsuz durumlarda Alaattin Keykubat, Fatih Sultan Mehmed, Mevlânâ, Karacaoğlan, Mustafa Kemal Atatürk, Âşık Veysel, Yaşar Kemal, Türkan Saylan ve Aziz Sancar’ları nasıl bağrından çıkarabildiğini,

• Ve bu toprakların daha nice gerçekler ile efsanelere şahit olacağını anlamaya ne kadar çok ihtiyacımız var, değil mi?

AHTER KUTADGU ile BÜLENT DEMİRDURAK, Anadolu’nun duygusunu, mirasını ve güzelliklerini hikâyelerden, efsanelerden, tarihi ve çağdaş kişiliklerden yola çıkarak aktarıyor ve aynı toprağın çocuklarının binlerce yılda oluşan köprüleri yeniden kurması gerektiğinin altını çiziyor.

5. Kadın Savaşçılar – IRENE CIVICO, SERGIO PARRA

Kaç tane ünlü mucit tanıyorsunuz?

Peki ya gizli ajan?

Bu kitap, kadın oldukları için yaşadıkları dönemde hak ettikleri ilgiyi görmeyen ama inanılmaz işler başarmış kadın savaşçılar hakkında.

Onlar dünyayı değiştirdiler, bu yüzden adları kocaman harflerle yazılmalı!

Kadın savaşçılar her taraftalar, sadece biraz dikkatli bakmak gerek. Bir düşünün… Anneniz, büyükanneniz, kız kardeşiniz, eski öğretmeniniz, belki o çok beğendiğiniz yazar… Ünlü olmasalar da hayata karşı gerçek birer rock yıldızı gibi dik duran tüm bu büyüleyici kadınlar onlar. İşte bu sebepten tüm dünya ayaklarına kapanmalı. Hemen şimdi.

Bu kitapta baş döndürücü 26 kadının hikâyesini derledik. Bazı isimler tanıdık gelebilir, bazılarını ise ilk defa duyuyor olabilirsiniz ama hepsi yaptıklarıyla tarihte büyük bir önem taşıyor.

Kadın savaşçılar geldi ve gitmek gibi bir niyetleri yok!

İSKENDERİYELİ HYPATIA * MARY SHELLEY * ADA BYRON * NELLIE BLY * MARIE CURIE * LOTTIE DOD * ALICE GUY * VIRGINIA WOOLF * COCO CHANEL * CLARA CAMPOAMOR * AGATHA CHRISTIE * ANGELA RUIZ ROBLES * AMELIA EARHART * FRIDA KAHLO * SIMONE DE BEAUVOIR * IRENA SANDLER * NANCY WAKE * ROSA PARKS * HEDY LAMARR * AUDREY HEPBURN * SUSAN SONTAG * ANNIE LEIBOVITZ * JANE GOODALL * VALENTINE TERESHKOVA * LADY GAGA * MALALA YOUSAFZAI

6. Ortaçağ Tarihi – Ye. Agibalova, G. Donskoy

Ortaçağ tarihini, feodalizmin kuruluşu, gelişmesi ve sonra kapitalizmin serpilmesi ve ilk burjuva devrimleriyle birlikte çöküşü çerçevesinde ele alan Ortaçağ Tarihi, 5. yüzyıl ile 17. yüzyıl arasındaki sınıf mücadelelerinin kapsamlı bir panoramasını sunuyor.

Tarihsel materyalist yöntemi evrenselci bir bakış açısıyla birleştiren eser, Ortaçağ tarihini Batı Avrupa feodalizmiyle sınırlayan alışıldık bakış açısının ötesine geçerek, Avrupa, Ortadoğu, Hint ve Çin tarihlerinin birlikte düşünülebileceği bir çerçeve sunuyor.

Tarihin akışını imparatorlukların, krallıkların ve aristokratların hâkimiyet ve iktidar mücadelelerinden ibaret görmeyen yazarlar, köylülerin, zanaatkârların ve işçilerin mücadelelerine odaklanarak materyalist tarih-yazımının parlak ve incelikli bir örneğini sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bu mücadelelerin kültür ve düşünce yaşamındaki yansımalarını da gözler önüne seriyor.

Kitap, resimlerden, haritalardan, tasvirlerden ve tablolardan oluşan zengin görsel içeriğiyle de, okurun Ortaçağ dünyasına daha kolay nüfuz etmesini sağlayacak bir kılavuz niteliğinde.

7. 1923 Kuruluş Ayarlarına Dönmek – Sinan Meydan

Türkiye Nasıl Kurtuldu, Nasıl Batırıldı, Yeniden Nasıl Kurtulur?

Kurucu Aklı Anlamak ve Kuruluş Ayarlarına Dönmek

“Kuruluş Ayarlarına Dönmek”, kurucu tecrübeden, Atatürk’ün bağımsızlık ve uygarlık savaşından ilham alarak geleceğe dönmektir.Türkiye Cumhuriyeti’nde “kuruluş ayarlarına dönüşü” zorunlu kılacak şey, temel kurucu ayarların bozulmasıdır:

1.    Eğer ülke yeniden tam bağımsızlığını kaybetmişse,

2.    Eğer millet, egemenliğini yeniden birilerine kaptırmışsa,

3.    Eğer aklın, bilimin ve çağdaş uygarlığın yerini yeniden hurafeler, boş inançlar ve bağnazlık almışsa,

4.    Eğer “Yurtta barış dünyada barış” idealinden vazgeçilmişse, kuruluş ayarları bozulmuş demektir.

Maalesef Atatürk’ün ölümünden sonra bu dört temel kurucu ayar bozulmaya başlamış, bozulma 65-70 yıl devam etmiştir. Son 15 yılda ise bozulma tamamlanmıştır. Çok daha önemlisi, bugün karşıdevrim, Türkiye Cumhuriyeti’ni bambaşka bir yapıya dönüştürmek için kendi kuruluş ayarlarını yapmaktadır.

“Yalnızca ufku görmek yetmez, ufkun ötesini de görmek gerekir,” diyen Atatürk, ufkun ötesini görerek, gelecekte bir gün “kuruluş ayarlarına dönmek” gerekebileceğini düşünmüştü. Gelecekte Türkiye Cumhuriyeti’ni, ne zaman, nasıl ve kimin kuruluş ayarlarına döndürmesi gerekeceğini ise, 1927’de söylediği Nutuk’un sonundaki “Gençliğe Hitabe”de açıkça dile getirmişti. Bu anlamda “Gençliğe Hitabe”, kuruluş ayarlarına dönüş şifresidir.

8. Her Bi’şeyin İlginç ve Kısa Tarihi – Çiğdem Can

Bu kitapta, yaşanmış büyük tarihi olaylardan ziyade, kendi çaplarında olay olmuş masum şeylerin ilginç tarihçeleri var.

Sadece yazılı değil, sözlü tarihe de başvurularak derlenmiş bu kitap, tarih dersi fobisi olanların, tarihi sıkıcı bulup alerji kapanların bile rahatlıkla alıp okuyabilecekleri, hatta okurken yer yer gülebilecekleri bir merak gidericidir. Gözlüğü burnumuzun üstüne kim koymuş? Gitar nasıl ortaya çıkmış? İlk ayakkabıyı kimler giymiş? Makyaj nereden gelmiş?

Gelinlik neden giyilmiş? Yoğurt nasıl mayalanmış?
Cep telefonu hayatımıza ne şekilde girmiş? Futbol bugünlere nasıl gelmiş?

İnsan merak etmez mi, eder. Ayıp mıdır, değildir.
Sorularınıza “Her şeyi öğrendin, bir bu mu kusur kaldı!” diye cevap verenlere inat okunacak bir kitap…

9. Bir Devrin Hafızası – Rasim Cinisli

Erzurum’un köklü ailelerinden birinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Genç bir üniversite öğrencisi olarak geldiği İstanbul’da kendini politik bir ortamın içinde buldu. İstanbul Hukuk Fakültesi’nde öğrenciyken dönemin önemli fikir adamlarıyla tanıştı. 27 Mayıs yargılamalarına tanıklık etti. Zorlu bir mücadele sonunda MTTB genel başkanı oldu. Kendi deyimiyle “İnançlı genç bir kadronun neleri başarabildiğinin onurlu heyecanını burada yaşadı.” Başkanlık dönemi boyunca unutulmaz faaliyetlere imza attı. Gençlik lideri olarak başarıları onu siyasetin içine çekti. Adalet Partisi’nden Erzurum milletvekili seçildi. Süleyman Demirel’e muhalif 41’ler Hareketi içinde yer aldı. Demokratik Parti’nin kurucularından oldu ve 1973 seçimlerinde yeniden parlamentoya girdi. Aktif politikaya uzun bir süre ara verdikten sonra 1990’lı yıllarda Tansu Çiller’in davetiyle DYP İstanbul İl Başkanı oldu.  Ancak kısa süre sonra istifa etti. İlkelerinden taviz vermemesiyle ve son derece dürüst kişiliğiyle politika sahnesinde saygınlık kazanan Rasim Cinisli, yakın tarihimizde bizzat tanıklık ettiği önemli olayları, unutulan veya unutturulmak istenen gerçekleri içeren “bir devrin hafızasını” okurla paylaşıyor. 27 Mayıs’ın arkasında kim ya da kimler vardı? Darbeler ülkenin geleceğini nasıl etkiledi?

Milletimizin en kıymetli varlığı gençliğe nasıl kıydılar? 12 Mart 1971 Muhtırası’nın ardından Cevdet Sunay’ın “derin ve sonu karanlık bir çıkmaz” dediği tehlike neydi? “Başarılı olsalardı Türkleri Sibirya’ya süreceklerdi” diyen başbakan kimdi? Yurtdışından uzanan ellere kimler kucak açtı?  Osmanlı Hanedanı’nın Türkiye’ye dönüşüne izin veren yasa hangi koşullarda kabul edildi? 12 Eylül’de Kenan Evren Türkiye’nin elindeki en büyük kozu Yunanistan’a nasıl teslim etti?

10. Osmanlı Bilim Mirası Seti-2 Kitap Takım – Ekmeleddin İhsanoğlu

Osmanlı Bilim Mirası, iki ciltlik bu eser, otuz sene evvel başlayan altı yüz senelik Osmanlı ilim mirasının tamamlanmış olan 18 ciltlik dev çalışmasının bir çeşit hülasası, baş tacıdır. Türkiye’nin ve dış dünyanın önde gelen kurumlarının iş birliği ve IRCICA ve onun uzun yıllar başkanlığını yapmış Sayın Ekmeleddin İhsanoğlu’nun öncülüğünde yaratılan bu eşsiz çalışma, Osmanlı zamanı aritmetik, cebir, astronomi, tıp, eczacılık, fizik, kimya, coğrafya gibi ilim dallarında yapılan çalışmaları ve yazıları kapsamaktadır. 52 ülkede 527 koleksiyon ve katalog taranması neticesinde ortaya çıkan bu büyük eserin her kitaplıkta bulunmasını tavsiye ederim.

Prof. Dr. Kemal H. Karpat, Wisconsin Üniversitesi

Sayın İhsanoğlu, Osmanlı Bilim Mirası’na girişte mücavir alanlardaki benzer çalışma yapanlarla nasıl temas kurduğunu anlatıyor. Mesela İngiliz bilim tarihçisi Joseph Needham’la Cambridge’deki görüşmesini ve Science and Civilization in China eserini hazırlarken atölyelerindeki tetkik ve gözlemlerini naklediyor. Kapsamlı bir eseri hazırlarken başvurulacak en doğru kaynak benzer çalışmaların atölyesidir. Burada Osmanlı Bilim Tarihi Literatürü (OBLT)’nün hazırlanışından söz ediliyor. 18 ciltte tamamlanan OBLT 1985’ten beri tasarlanmış ve hayata girmeye başlamıştır. İstanbul, Anadolu ve Trakya’da bulunan yazma koleksiyonları, Türkiye dışında yayınlanan koleksiyonların taranması ile bilimlerin envanteri ortaya çıkarılıyor. Osmanlı Bilim Mirası Türk aydınlarının bilimlerinin tarihini bilmeme konusundaki ısrarlarına ve noksanlarına son verecek bir başlangıçtır. Osmanlılar İslam dünyasının kültür ve mirasını koruyup zenginleştirdiler. Özellikle doğa bilimleri diyeceğimiz sahada ve teknolojik bilgi birikiminde önemli katkıları oldu. İstanbul’un fethiyle 1922 arasında bu konuda bir süreklilik görülür. Bu gibi eserler yayıldıkça görülüyor ki tarihi düşünce ve bilgi için en zararlı tutum, toptancılıktır. Toptan hüküm verenler hangi dünya görüşüne ve tarih bakışına sahip olurlarsa olsunlar az bilen, envanter yapamayan ve bunu değerlendiremeyen kimselerdir. Maalesef ülkemiz bilim kurumlarında da bu tutum bir ölçüde yaşamaktadır. Değişikliği yapan hocalarımıza ve yazarlarımıza şükran borçlu olduğumuz açıktır. Önünüzdeki eser ve müellifin diğer çalışmaları da bu cümledendir. 

Bu eserin Türk bilim âlemine, öğrencilere ve genel okuyucuya büyük yarar sağlayacağına inanıyorum. IRCICA’nın yayınlarında olduğu gibi İngilizce, Rusça, Arapçaya çevrileceğini de ümid ediyoruz.

Prof. Dr. İlber Ortaylı, Galatasaray Üniversitesi

Osmanlı bilim mirasında kayda değer bir şey olmadığı kanaatinin, birbirini besleyen önyargılardan ve cehaletten kaynaklandığını artık biliyoruz. Geçtiğimiz on yıllarda bu farkındalığın ortaya çıkmasında en büyük rol, şüphesiz, bir yandan orijinal kaynaklara eğilen bir yandan da onları derinlikli yorumlarıyla değerlendiren Ekmeleddin İhsanoğlu’nundur. Bu iki cilde yayılan çalışmalarda, sadece bilim tarihini değil en genel çerçevesiyle İslam medeniyeti tarihini ve Osmanlı tarih çalışmalarını dönüştüren bir araştırma ve düşünce serüveninin izdüşümünü bulacaksınız. Üstelik, sergilenen dil becerileri ve çeşitli bilim tekniklerine hakimiyet nedeniyle ilk bakışta ağır görünebilecek meseleleri her meraklı okur için ulaşılır kılan bir entelektüel zarafetin tadına varacaksınız.

 Prof. Dr. Cemal Kafadar, Harvard Üniversitesi

11. Cumhuriyet’in Şairi Nazım Hikmet, Cumhuriyetsiz Şair Necip Fazıl – Özdemir İnce

Özdemir İnce sözü olan bir şair, denemeci, edebiyat düşünürü. Güncel yazılarında dünya ve Türkiye gündemini ilgilendiren birçok konuyu ele alıp farklı yanlarıyla irdelemesi onun yakın tarihe bakışının da bir göstergesi. Bir yazar için olmazsa olmaz tarih bilincinin yolu onun da yazınsal söylemini aydınlatıyor. Gündeş siyasetin arenasında olup bitenler ise onun bu bakışının odağındadır hep.

Cumhuriyet’in Şairi Nâzım Hikmet, Cumhuriyetsiz Şair Necip Fazıl adını verdiği yeni kitabının çıkış noktası da işte bu gündeşliğin siyasetteki kılcal damarlarını göstermeye dönüktür. Bir ideolojik söylem kurmak için yüzünü “şairin sözü”ne dönen bakışın neler içerdiği görmek/göstermek İnce’nin çıkış noktasıdır. O, burada, şairler karşılaştırması yerine; Cumhuriyet düşüncesiyle var olanla ayrıksı düşeni yan yana getirerek kimlere, niçin, ne adına işaret fişeği olabildiklerini anlatmaya çalışır.  Bugünün Türkiyesi’nin siyaset arenasında olup bitenleri de anlamaya dönük bir kitaptır Cumhuriyet’in Şairi Nâzım Hikmet, Cumhuriyetsiz Şair Necip Fazıl.  Bir yerinden başlayıp tartışılacak bir konuyu enine boyuna irdeleyen Özdemir İnce, polemik yaratmak yerine anlamayı/anlamlandırarak tartışmayı öne alıyor.

12. Ölümün Kısa Tarihi – W. M. Spellman

Ölüm… Kültürümüzde “aman ağzından yel alsın”dan “söz ölüm getirmez”e kadar farklı şekillerde andığımız bir olgu. Pek çok kültürde de aynı çelişkilerle ifade ediliyor.

Bu kitapta ölüm farklı zaman dilimlerinde, farklı mekânlarda, farklı kültürlerde ele alınıyor, zengin bir panorama sunuluyor, kavramın tarihin akışı içindeki gelişimi anlatılıyor. Mezopotamya ile Mısır’daki ölüm algısı, Antik Yunan ve Roma’nın filozoflarının ruh ve beden üzerine tartışmaları, Budizm, Hinduizm, Taoizm gibi inanç sistemlerinin ölüm, ölü bedene ne olacağı, bir Öte Dünya’nın var olup olmadığına dair fikirleri, İbrahimî geleneğin üç dininin bu meselelere nasıl yaklaştığı gibi konular değerlendiriliyor. Bunların yanında intihar, modern cenaze evleri, ötenazi gibi konular da işleniyor.

Ve tabii hiçbir zaman geçerliliğini yitirmeyecek olan şu kadim soru: Bu, bir son mu yoksa bir başlangıç mı?

13. Höyük-Çalınan Hazinelerimiz – Ahmet Semih Tulay

“Abi, sen bu işi sadece yabancıların işi değil deyince bak aklıma ne geldi.” 

“Ne geldi?”

“Dün öğlen kazıya gelen İstanbullu Almanlardan benim çukurda gördüğüm gözlüklü adam, dün akşam karanlığında salla karşıya, Samsat tarafına geçti.” 

“Sen bunu nereden biliyorsun Mevlüt?” 

“Dün akşam geç saatte değin arkadaşlarla Fırat kıyısında balık tuttuk. O zaman gördüm”

“Yanlış görmüş olmayasın? Çünkü onlar buradan dün öğleden sonra ayrılmışlardı.” 

“Hayır abi, o adamı iyi tanıyorum. Yabancı plakalı beyaz bir taksi adamı kıyıya bırakıp geri geri döndü.” 

“Nasıl yabancı plakalı? Urfa dışından mı?” 

“Hayır abi. Gavur plakalı. Harfleri çoktu ve plakanın yanına büyük bir D harfi konmuştu.” 

14. Modern Avrupa Halkları Tarihi – WILLIAM A. PELZ

Halkların Gözünden

Avrupa’nın Son 600 Yılının ve Devrimlerinin Öyküsü

Tarihi kim yapar? Kütüphaneleri dolduran ciltlerce kitaba göre reformu din adamları, coğrafi keşifleri seyyahlar, endüstri devrimini dâhiler, savaşları komutanlar yapmıştır; hak ve özgürlükler aydınların, monarşilerin yıkılması burjuvazinin, ülkelerin refahı yöneticilerin başarısıdır. William A. Pelz Modern Avrupa Halkları Tarihi’nde bu geleneksel anlatının karşısında durarak halkların tarihin nesnesi değil öznesi olduğunu savunuyor.

“Peki ya halk? Halk bu gelişmeleri nasıl ele alıyordu? Halk ne düşünüyordu? Halk nasıl hissediyordu?” sorularına cevap ararken ortaçağdan günümüze Avrupa’nın yaşadığı radikal dönüşümü sınıfsal çatışmalar ekseninde ele alıp üreten, sömürülen, isyan eden kadın ve erkeklerin hikâyesini anlatıyor. Derebeylerinin “ilk gün hakkı”na karşı çıkan köylülerden dünya savaşı cephelerinde vatanperverliği reddeden askerlere uzanan bir direniş hattı çizen Pelz, halkların pasif ve itaatkâr olduğu önyargısına karşı koyuyor. Köylü ayaklanmalarını, fabrika işgallerini, genel grevleri, kadın hareketlerini tarihin motoru olarak kabul ederken Brecht’le aynı soruyu soruyor:

“Kim inşa etti Tebai’nin yedi kapısını?

Kitaplar kralların isimleriyle dolu.

Krallar mı taşıdı sanki

Yontulmamış dev kayaları?”

15. Bir Dahinin Hürriyet Aşkı – Fahri Özdemir

Doğan Hızlan’ın Ön sözüyle…
Bir Dahinin Hürriyet Aşkı’nda; nadir bulunan 1000 fotoğraf ile Türk Devrimi’ni ve Atatürk’ün dehasını yeniden keşfedin!

•Birçoğu ilk defa yayımlanan yaklaşık 1000 adet fotoğraf
•Alanında uzman bilim insanlarının metinleri
•386 sayfalık büyük boy, kuşe kâğıda, ciltli, Atatürk fotoğrafları Albümü
•Türk Devrimi’ni ve dönemin ekonomik, sosyal ve politik şartlarının analizini alanında uzman isimlerden okuyun. •Görülmemiş fotoğraflarla Atatürk’ün dehasını yeniden keşfedeceksiniz.
•Kuşaklardan kuşaklara armağan edilecek bir kitap

“(…) Benim naciz vücudum, bir gün elbette toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır ve Türk milleti, emniyet ve saadetini zâmin prensiplerle medeniyet yolunda tereddütsüz yürüyecektir…”

Metinler
Prof. Dr. Tarık Zafer TUNAYA – Prof. Dr. Şerif MARDİN – Prof. Dr. Macit GÖKBERK – Ord. Prof. Dr. Ömer Celal SARC

16. Osmanlı’nın Çöküşü – EUGENE ROGAN

Yüzyıllarca hükmetmiş muazzam bir imparatorluğun Birinci Dünya Savaşı’yla beraber içine girdiği çöküş sürecini ele alan Eugene Rogan, Osmanlı’nın kaderini belirleyen savaş boyunca mücadele ettiği tüm cepheleri ayrıntılarıyla inceliyor. Hazin Sarıkamış yenilgisinden Çanakkale zaferine, Kudüs’ün düşmesinden Kafkas cephesine uzanan geniş bir “savaş meydanı”nda, savaşan tarafların planlarını, stratejilerini ortaya koyarken Ortadoğu’daki Büyük Savaş’ın Batı Cephesi’ni nasıl etkilediğine de değiniyor. Topyekûn savaşın ve seferberliğin yol açtığı açlık ve yoksulluğun yanı sıra, Osmanlı İmparatorluğu’nda yaşayan Ermenilerin, Rumların ve diğer azınlık unsurların savaştaki durumları ve akıbetlerini de hem belgelerle hem de ilk ağızdan tanıklıklarla gözler önüne seriyor.

“Bugün artık Osmanlı cephesini hem Büyük Savaş’ın hem de modern Ortadoğu’nun tarihindeki gerçek yerine yerleştirmenin tam zamanı. Çünkü Osmanlıların savaşa girmesi, Avrupa savaşını başka herhangi bir olaydan daha fazla etkileyerek, bir dünya savaşına dönüştürdü. Ortadoğu muharebe meydanları, savaşın uluslararası niteliği en belirgin muharebe meydanlarıydı. […] Osmanlı cephesi uluslararası ordular arasında eşi benzeri görülmemiş bir savaşın yaşandığı gerçek bir Babil kulesiydi.”

-EUGENE ROGAN-

17. Cumhuriyetin İlk Yüzyılı 1923 – 2023 – İlber Ortaylı, İsmail Küçükkaya

“Türklerin son iki asrı bütün Doğu dünyasında ve Balkanlar’da dikkatle gözden geçirilmesi gereken büyük bir tarihî yolculuktur. Bu nedenle de Dünya Tarihi’nin önemli bir parçasıdır ve dikkatle üzerinde durulmalıdır.”

-İlber Ortaylı-

“Cumhuriyet’in İlk Yüzyılı’na yeni devletimizin yapı taşlarının döşendiği Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme döneminden başladık.

Atatürk ve silah arkadaşlarının yetiştiği II. Abdülhamid’in modernlik arayışı içinde geçen yıllarını, ama aynı zamanda istibdad günlerini ve buna karşı isyan edip hürriyet arayan genç Osmanlı subaylarının maceraları hayatları…

Millî Mücadele dönemini, özgürlük havasının egemen olduğu Cumhuriyet’in ilk iki yılını ve tek partili zorlu zamanları, ardından gelen çok partili siyasal yaşamın başladığı 1950’li yılları…

1913 Babıali Baskını’yla başlayan darbeler tarihini…

Yeni devletin ilk gününden itibaren çözmeye çalıştığı kadim problemleri; Kürt Sorunu’nu, “irtica” meselesini ve eğitim konusunu…
İslâmcılıktan milliyetçiliğe, merkez sağdan sosyal demokrasiye bütün siyasal akımları…

1876’dan 1924’e ve 1982’ye anayasa metinlerimizi… Bizleri 2023’e taşıyacak yeni anayasa özlemimizi…

Asırlık dış politikamız, ikili ilişkilerimiz, uluslararası kuruluşlardaki temsiliyetimiz, Kıbrıs Barış Harekâtı, AB macerası ve Ortadoğu politikalarımızı…

Şehirleşme, üniversiteleşme, gecekondulaşma, ekonomik büyüme, yolsuzluklar, gündelik yaşamdaki nitelik ve kalite kaybı gibi en güçlü sosyolojik dinamik ve gelişmeleri…

Yani bizi biz yapan ve bugünlere taşıyan önemli tarihsel dinamikleri konuştuk…”

-İsmail Küçükkaya-

Türkiye’nin geçmiş ve geleceğiyle ilgilenen her okurun mutlaka okuması gereken bir başucu kitabı…

18. Filistin Meselesi ve Arap-İsrail Savaşları 1948-1988 – Fahir Armaoğlu

“Tarihin hiçbir döneminde ve dünya coğrafyasının hiçbir yerinde, Yahudi ve Filistin halkları gibi birer avuç insan, Filistin gibi avuç içi kadar bir toprağın, bu denli uzun ve sert mücadelesini yapmamıştır. Filistin üzerindeki Arap-Yahudi mücadelesi, modern çağın en uzun kavgasını teşkil etmektedir. Diğer taraftan, 20. yüzyılda hiçbir mesele veya anlaşmazlık, Filistin meselesi kadar ağırlıklı olarak, milletlerarası politikanın bir mihveri, bir ekseni haline gelmemiştir. Son 40 yılda dünya politikasının en sıcak bölgesi Orta Doğu olmuştur. Milletlerarası politikaya bu kadar uzun süre ve bu kadar yoğun bir şekilde tesir eden başka bir mesele gösterilemez. Burada mühim bir noktayı da belirtmemiz gerekiyor. Bu da Osmanlı İmparatorluğu’nun, Balkanlarda olduğu gibi, Orta Doğu’da da bıraktığı boşluğun, hâlâ istikrarlı bir şekilde doldurulamamış olmasıdır. Filistin meselesi, Türk’ün Orta Doğu’dan çekilmesinin bıraktığı boşluğun yarattığı ve günümüze kadar ulaşan sarsıntıların ancak bir parçasıdır.”
-Prof. Dr. Fahir Armaoğlu-

19. Anılarda Batı Anadolu Kuva-yı Milliyesi – Ali Ulvi Özdemir

“Ne yazık ki üç asırdan beri çeşitli bozgun, acınacak durum ve cehalet aynası olan tarih levhalarımıza bakmayarak, durmadan altı yüz senelik şan ve şereften söz edip yüksekten uçarak kendimizi aldatmaktan bir an geri kalmadık. İlimden, sanayiden, ticaretten mahrum, yoksulluk ve sıkıntı içinde bulunan ve millet sözünün isnat edeceği esas şartlardan uzak, muhtelif unsurların topluluğundan meydana gelmiş, siyasi hayatını sürdürmesi diğer devletlerin birbiriyle rekabetine bağlı, arazisi büyük fakat kuvveti küçük bir devletçikten başka bir şey olmadığımızı anlamak istemedik.”

-Mahmut Muhtar Paşa-

Mondros sonrası başlayan işgallere karşı ilk tepkiler, bölgesel ve kendiliğinden oluşan küçük ve örgütsüz direnişler biçimindeydi. İlk direniş ve Ulusal Kurtululuş Mücadelesinin ilk silahlı karşı koyuşu, Hatay’ın Dörtyol ilçesinde 19 Aralık 1918’de gerçekleşti. Batı Anadolu’da ise işgallere karşı ilk direniş için 15 Mayıs 1919’daki Yunan İşgali’ni beklemek gerekecekti. Bu tarih, aynı zamanda Batı Anadolu’da Kuva-yı Milliye’nin tarih sahnesine çıkışı ve modern Türkiye Cumhuriyeti’ne giden direniş yolunun açıldığı tarih de olacaktır.

20. İstanbul’un Tarihi, Kültürü ve Yaşamı – RICHARD TILLINGHAS

Yazar, araştırmacı ve seyyah Richard Tillinghast, 50 yıla dayanan gözlemleri ve yaptığı kapsamlı araştırmalar ışığında İstanbul’un imparatorluklar şehrinden bir metropole dönüşümünün hikâyesini anlatıyor. Şehrin Bizans, Osmanlı ve Türk köklerinden beslenen sanatının, mimarisinin, kültürünün, tarihinin, edebiyatının ve mutfağının bütün detaylarına iniyor. Tillinghast rehberliğinde şehrin sokaklarını, müzelerini, saraylarını, camilerini, kiliselerini, restoran ve çarşılarını gezerken hem Konstantinopolis’i hem de İstanbul’u bir arada yaşadığınızı hissedeceksiniz. Roman tadındaki bu kitapta Bizans imparatorları, din adamları ve saray eşrafının hayaletleri Osmanlı sultanları, şairler ve dervişlerle kol kola geziyor. İstanbul’un tarihi, kültürü ve yaşamı hakkında bir rehber niteliğinde olan bu kitabı okuduğunuzda Şehirlerin Kraliçesi İstanbul’u yeniden keşfedeceksiniz.

21. 1855 Kars Kuşatmasının Öyküsü – Karl Marx, Dr. Humphrey Sandwith, Mustafa Zarifi Paşa

Marx, İngiliz hükümetinin asıl amacının savaşın batı cephesinde, Tuna boylarında Ruslardan taviz almak olduğunu, bu tavizlerin karşılığında bedel olarak Rusların Kars’ı almalarını sağladığını iddia eder ve şöyle der:
“Kars’ın düşüşü, Rusya’ya karşı yürütülen yapmacık, sahte savaşın tarihinde bir dönüm noktasıdır. Kars düşmeksizin (…) ne Paris Antlaşması ne de sahte barış olabilirdi. Şu halde (…) başında beri Kars’ın düşüşünü Lord Palmerston Hükümeti’nin planladığını ve planını sonuna kadar uyguladığını kanıtlayabilirsek peçe kaldırılacak, Doğu Savaşı, çevresine diplomatik olarak sarmalanan sis arasından şaşkınlık verici bütün olaylarıyla ortaya çıkacaktır. 

22.  1919 Gizli ABD İşgali – Hulki Cevizoğlu

1919: Hepimiz biliyoruz!

Ama bilmediğimiz çok önemli bir şey var: Bizi kim işgal etti?

Okuttular: Yunan, İngiliz, İtalyan, Fransız…

Oysa, George Orwell’ın “1984” romanındaki gibi gizli bir el tarafından tarihten “kazınıp çıkarılan” ve gizlenen bir gerçek var: 1919’daTürkiye’yi ABD işgal etti!

Bu kitapta, tarihten gizlenen çok önemli gerçeği, yazılı ve görsel belgeleriyle nefesinizi tutarak okuyacaksınız.

Ayrıca, gençlerimizin de konuyu rahat kavramaları için, çizgi roman biçiminde özetleyerek, Türkiye’de bir başka ilki de gerçekleştirdik.

23. Atatürk’ün Ailesi, Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Atatürk’ün Soykütüğü – Mehmet Ali Öz

Mustafa Kemal Atatürk’ün siyasi ve askeri geçmişi ve yaşamı hem yaşadığı dönemde hem de bugün pek çok açıdan araştırılmış olsa da, ailevi geçmişi çok az çalışmaya konu olmuştur. Atatürk gerçekten de 1881’de mi doğdu? Atatürk’ün babası Ali Rıza Efendi’nin mesleği neydi? Atatürk, babası Ali Rıza Efendi öldüğünde kaç yaşındaydı? Atatürk’ün ailesinin kökeni nereye dayanır? Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın ailesi Nakibzâdeler, Selanik’e nereden gelmiştir? Atatürk’ün kaç kardeşi vardır? Hayatının uzun bir dönemini Atatürk’ün aile geçmişini ve soykütüğünü araştırmaya ayıran Mehmet Ali Öz, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yaptığı uzun araştırmalar sonucunda, Atatürk’ün soykütüğü ile ilgili bilinmeyenlere ışık tutuyor ve cevabı bilinmeyen soruları belgelerle cevaplıyor.

24. Halil İnalcık’ın Merceğinden Tarih Bilinci – Halil İnalcık

Eserleri tüm dünyada ilgiyle okunan Halil İnalcık’ın bu kitabı; bazı  söyleşilerinin, röportajlarının ve yazılarının Tarih Bilinci başlığı altında bir araya getirilmesiyle oluştu. Türkiye’de kültürü yok eden, siyaseti karmaşaya götüren ve nihayetinde ekonomiyi tehlike içine atabilecek bakış açılarının öncelikli olarak değişmesi gerektiğine değinen İnalcık; tarihte tenkidin nasıl yapılması gerektiğini verdiği örneklerle pekiştiriyor ve geleneksel tarihçilik algısından sıyrılabilmemiz için tarih okurlarına ışık tutuyor.

25. Rothschildler ve Osmanlı İmparatorluğu – Sezai Balcı, Mustafa Balcıoğlu

Adları, iki yüzyıldır para, güç ve gizlilikle eş anlamlı olarak anılan Rothschildler ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ilişkiler, 1820’li yılların sonunda başlamıştır. Yeni kurulan Cumhuriyet’e de intikal eden münasebetler bugüne değin artarak devam etmiştir. Aile ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ilişkiler elinizdeki çalışmanın konusudur. Rothschildler ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki münasebetler ikinci kitapta ele alınmıştır. Ülkemizde ve yurt dışında şimdiye değin bu konuda hiçbir bağımsız çalışma yapılmamıştır. Bu bakımdan eser; siyasal tarihin ve iktisat tarihinin önemli bir eksikliğini tamamlayacaktır. Bilhassa ülkemizde, Rothschildlere ilişkin, söylentilerden ibaret, subjektif ve ciddiyetten uzak kimi bilgiler dolaşmaktadır. İşte, bu kitapla tarihsel sorunların nasıl bir yöntemle çözülmesi gerektiği de gösterilmiştir. Eserde, Rothschildlerin Sultan II. Mahmud, Abdülmecid, II. Abdülhamid ve İttihatçılarla ilişkileri ilk defa belgelere dayanılarak açıklığa kavuşturulmuştur. Tanzimat döneminin başlıca isimlerinden Mustafa Reşit, Âli ve Fuad Paşaların, II. Abdülhamid’in sadrazamlarından Kabaağaçlızade Cevat ve Kamil Paşa’nın, İttihatçı önderlerden Ahmet Rıza’nın ve ünlü Maliye Nazırı Cavit Bey’in de Rothschildlerle kurdukları ilişkiler bu eserde aydınlatılmıştır. Rothschild Ailesi’nden alınan borçlar, Osmanlı Bankası, Türkiye’deki Musevi cemaati ile Ailenin ilişkileri ve Aile üyelerine Osmanlı sultanları tarafından tevcih edilen nişanlar ilk defa bu çalışmada meydana çıkarılmıştır. Filistin Meselesi ve Siyonizm sorunsalı da baş aktör konumumdaki Rothschildler ve Osmanlı İmparatorluğu bağlamında, şaşırtıcı orijinal belgelerle yine ilk olarak bu eserde kaleme alınmıştır.

26. Safiye – Murat Bardakçı

Akdeniz Bölgesi’nden, 1930’lu senelerde dört güçlü kadın sesi çıktı: Mısır’dan Ümmügülsüm, Fransa’dan Edith Piaf, Portekiz’den Amalia Rodrigues ve Türkiye’den Safiye Aylâ…

Bu kitap bilinmeyen bir diyarda dünyaya gelen, kimsesizler yurdunda yetişen, çektiği yoklukların ardından şöhret ve servet sahibi olan Safiye Aylâ’nın 1998’de noktalanan renkli ama hüzünlü hayatının hikâyesidir.

Gençlik senelerinde Atatürk’ün ve diğer devlet büyüklerinin yakın çevresine girmesi sayesinde Cumhuriyet’in kuruluş yıllarının önemli hadiselerine şahitlik eden Safiye Aylâ sonraları kendi ifadesiyle isyankâr ve solcu oldu. Nâzım Hikmet ile ve o devrin netameli birçok ismiyle beraber bulundu, Türkiye İşçi Partisi’ni destekledi ve Hazreti Muhammed’in soyundan gelen Şerif Muhiddin Targan ile evlenip peygamber torunlarına, yani Şerif ailesine gelin gitti.

Safiye Aylâ’nın özel evrakı temel alınarak yazılan bu kitapta Türk Musikisi’ne Cumhuriyet döneminde iki defa getirilen yasaklamanın ayrıntılarının yanısıra Mehmet Âkif Ersoy ve Rıza Tevfik Bölükbaşı gibi meşhur kişilerin mektupları ile Nâzım Hikmet hakkında Cumhurbaşkanlığı Arşivi’nde bulunan ve daha önce yayınlanmamış bazı belgeler de yer alıyor.

27. Sultan Abdülhamid’in Sırdaşı – Tahsin Paşa

“Sultan Abdülhamid dönemini ilk ağızdan öğrendiğimiz kaynakların en önemlilerinden biri Tahsin Paşa’nın yazdıklarıdır. Tahsin Paşa uzun yıllar boyunca Sultan’ın en yakınındaki isimdi, haliyle Abdülhamid Han’ın ve Devlet-i Aliyye’nin birçok sırrına vakıftı. Kitapta Sultan’ı eleştirdiği yazılar da olmakla beraber, Abdülhamid Han’ın şahsiyetini ve siyasetini teferruatıyla ve hakkıyla anlatmıştır. Sultan’ın hayatını ve Devlet-i Aliyye’nin son dönemini yazan tarihçilerimizin en fazla istifade ettiği kitap da Tahsin Paşa’nın hatıralarıdır.”

Selman Kayabaşı-Payitaht Abdülhamid  dizisi danışmanı

Sultan Abdülhamid özel hayatında nasıl biriydi?

Sultan’ın karakterini oluşturan olaylar nelerdi? Çocukluğundan itibaren hangi safhalardan geçmişti?

Osmanlı Hanedanı içinde Abdülhamid Han’ın sevdiği ve çekindiği isimler kimlerdi?

Yıldız Sarayı ile Dolmabahçe arasında süren görünmez mücadelenin sebebi neydi?

İngiltere, Rusya, Almanya ve Fransa’nın imparatorluk üzerine kurdukları planlar nelerdi?

Ermeni komitacılar suikast için hangi hazırlıkları yapmışlardı?

Suikasttan sonra yakalanan isimler ifadelerinde ne anlattılar?

Afrika’da ve Rumeli’de yaşanan sıkıntılar karşısında Sultan Abdülhamid nasıl bir siyaset izledi?

Filistin’de devlet kurmak isteyen Theodor Herzl ile Abdülhamid Han nasıl görüştü?

Sultan Abdülhamid’in Sırdaşı, Mabeyn Başkatibi Tahsin Paşa’nın yazdığı Yıldız Sarayı Hatıraları’nda…

28. Timurlenk-Bozkırların Son Göçebe Fatihi – BEATRICE FORBES MANZ

ORTA ASYA VE ORTA DOĞU’YA HÂKİM BİR HÜKÜMDAR,
KÜÇÜK ASYA’YA KADAR SAVAŞMIŞ BİR FATİH: TİMUR

Avrasya’nın her köşesinde bir kasırga gibi esen Timurlenk, bozkır fatihlerinin sonuncusuydu. Dünya tarihinde ömrünün neredeyse tamamını seferlerde geçirmiş savaşçı-hükümdar karakteri için akla gelen ilk isimlerdendir. “Kuvveti sonsuz” olarak nitelendirilen ordularıyla 1382’den 1405’e kadar çok geniş toprakların tozunu dumana katmıştır. Delhi’den Moskova’ya, Orta Asya’dan Tanrı Dağları’na, Anadolu ve Toroslar üzerinden Avrasya’ya kadar yeni fetihler için karşısına çıkan güçleri hallaç pamuğu gibi oradan oraya savurmuştur. Şüphe yok ki birçok kadim şehri de yerle bir etmiş, bazılarını ise kudretinden esirgemiştir.

Uzun yıllar boyunca inşa ettiği Türk-Moğol kültürü, ölümünden sonra yerini Türk-İslam kültürüne bırakmış ve Osmanlılar, Safevîler, Babürlüler gibi büyük imparatorluklar için ilham kaynağı olmuştur. Timur’un (Aksak Timur, Timurlenk, Temür) destansı ismi tarihteki unutulmaz yerini almıştır.

Beatrice Forbes Manz, bu çalışmasında Timur’u bir göçebe hanedanın kurucusu ve çok yetenekli bir insan olarak ele alırken devlet kurma mekanizmaları, kabile politikalarının dinamikleri ve kişisel yönetimin doğası gibi daha geniş konuları da tartışmaya açıyor. Timur’un iktidara geldiği kabile konfederasyonu içindeki siyasi kültürü inceleyerek, Timur’un gevşek ve isyankâr bir yapıyı tek bir kişiye itaate dayalı disiplinli bir ordu haline nasıl getirdiğini araştırıyor.

Timur döneminin toplumsal-kültürel yapısı üzerine ciddi çalışmalar yapmış Beatrice Forbes Manz’ın akıcı bir üslupla kaleme aldığı TİMURLENK: Bozkırların Son Göçebe Fatihi adlı bu eserimizi, Zuhal Bilgin’in eşsiz çevirisiyle tarih tutkunlarının beğenisine sunuyoruz…

DRM Digital Marketing Agency29. Türk İmparatorluğunun Paylaşılması Hakkında Yüz Proje – Trandafir G. Djuvara

Avrupalıların Doğu’ya yönelik ilgisi 13. yüzyılda Haçlı seferleriyle başladı. Ancak bu ilginin yönü zamanla değişti ve 1204’te Haçlıların Bizans İmparatorluğu’nun başkentini ele geçirmesiyle salt dinsel bir nitelik taşımadığı ortaya çıktı. Bu planlar yüz yıl kadar Memluklar, Anadolu Selçukluları ve Bizans’a yönelikti.Avrupalıların Türklerle ilk kitlesel teması da bu seferlerle oldu. 14. Yüzyıldan itibaren de Avrupa’da fetihlere başlayan Osmanlı Devleti bu planların son ve değişmez hedefi oldu. Yüzyıllarca üretilen onlarca projenin çoğu tarihin tozlu raflarında kaldı. Varlığı bilinen bu projelerin ilk sistemli derlemesini, 20. yüzyıla girerken Romanya Krallığı’nın İstanbul elçisi olarak görev yapan diplomat ve araştırmacı Trandafir G. Djuvara yaptı. Farklı ülkelerin arşivlerinde yaptığı çalışmalarla o zamana dek bilinmeyen, unutulmuş projeler de keşfetti.

30. Atatürk’e Atılan İftiralar – Oktan Keleş

ATATÜRK’E İFTİRA ATMAK İHANETTİR!

Gaflet ve delalet içindeki magazin tarihçilerinin açtığı, sığ ve sahte yolda ilerleyen Atatürk düşmanı hainlerin, Gazi Mustafa Kemal Paşa’mıza atılan onlarca iftirayı ince ince, bir bir açıklıyor…

“Eminim bazılarının Atatürk’ün şiir yazdığından, bu şiirlerinden haberi bile yoktur. İşte Ata’mızı biz ne yazık ki bu kadar tanıyoruz.”

ATATÜRK DAHİDİR!

Elinizde ki kitabı okudukça, iftira ve yalanlara maruz kalan Ulu Önder’imizin;

Sadece bir askeri kahraman ‘Gazi Paşa’ değil,

Sadece bir bilim ve sanat insanı ‘Mustafa Kemal’ değil,

Milletimizin Ata’sı ‘ATATÜRK’ümüz olduğunu yeniden keşfediyorsunuz!

ATATÜRK’E MİNNET BORCUMUZ VAR!

Yazarın kitap girişinde kaleme aldığı gibi;

“Bu kitapla Yüce Türk Milleti’nin Ulu Önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan borcumu ve minnettarlığımı asla ödeyemem. Ancak bir nebze de olsa akıl ve vicdanlarda karşılık bulacağı ümidiyle…”

Siz de Ulu Önder’imize olan borcunuzu bir nebze de olsa ödeme minnettarlığını göstermek istiyorsanız bu kitabı okuyun, okutun!

31. Osmanlı ve Avrupa-Osmanlı Devleti’nin Avrupa Tarihindeki Yeri – Halil İnalcık

”15. ve 16. yüzyıllar Avrupa’sı, zamanın büyük politik-ekonomik gücü Osmanlı’yı hesaba katmadan anlaşılamaz.”

“Avrupa tarihiyle Osmanlı tarihi iki paralel tarihtir; bu nedenle iki dünyanın tarihi karşılaştırmalı olarak incelenmelidir.”

-Halil İnalcık-

15. yüzyılın ortalarından itibaren Osmanlı, Avrupa tarihini şekillendirmede çok önemli bir rol oynamıştır. Osmanlı’ya referansta bulunmaksızın raison d’etat, reel politik, güç dengesi ve hatta Avrupa kimliği gibi kavramları açıklamak mümkün değildir. Osmanlı ile Avrupa arasında karşılıklı etkiler aşikâr olduğu halde maalesef bu etkileşim Batı tarihçiliğinde çok fazla dikkate alınmamıştır.

Hristiyan Haçlı geleneği, uzun süren savaşlara bağlı olarak gelişen düşmanlık, kültürel yabancılaşma gibi bazı tarihsel nedenlerden ötürü ve belki de Osmanlı’nın Aydınlanma sürecinin dışında kalması dolayısıyla Osmanlılar Batı tarihçiliğinde genellikle Avrupa ve Avrupalılığın karşıtı ve antitezi olarak ele alınmıştır. Oysa taraflar arasında çatışmadan çok daha fazlası mevcuttur.

Osmanlı Devleti’nin modern Avrupa’yı şekillendirmedeki etkileriyle birlikte Batı tarihindeki yeri ve Avrupa’yla arasındaki siyasi-ekonomik ilişkiler, sosyo-kültürel bir karşılaşma olarak en büyük tarihçilerimizden Halil İnalcık’ın kaleminden, Osmanlı ve Avrupa’da…

32. Yunanistan’ın Anadolu Hayali 1919-1922 – MICHAEL LLEWELLYN SMITH

Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasından hemen sonra, Ocak 1915’te İngiltere, Yunanistan’ın Antant safında savaşa girmesi halinde kendisine Anadolu’da “büyük bölgesel tavizler” önerdi. Bu teklifle harekete geçen bir dizi olay, trajik bir biçimde 1922’de Yunan Smyrna’sının (İzmir) yok oluşu ve Anadolu’daki Helenizm’in kökünden sökülmesi ile sonuçlandı.

Michael Llewellyn Smith, İzmir’deki Yunan İşgali’ni ve Anadolu’daki savaşı, Yunanistan’ın “Megalo Idea”sı ile Büyük Güçlerin Ortadoğu’daki rekabetlerinin arka planına yerleştirir. Yunan devlet adamı Eleftherios Venizelos’un “İyonya Hayali”nin kökenlerinin izini, Lloyd George ile paylaştığı Doğu Akdeniz’de bir İngiliz-Yunan Anlaşması ile ilgili fikirlerinde takip eder. Bu sürükleyici öykü, modern Yunanistan’ın politikalarını ve toplumunu şekillendiren felaketin eksiksiz bir hikâyesidir.

“Ionian Vision, Thucydides’e layık bir temaya sahip… Bay Llewellyn Smith kaliteli, ihtiyatlı, ilginç bir çalışma üretmiş.”

(International Affairs)

“1919-22 arasındaki Anadolu Seferi, her anlamda bir Yunan trajedisiydi. Bay Llewellyn Smith’in bu felaketi anlatan akademik versiyonunun hünerleri arasında, kitap boyu sürdürdüğü huzursuz bir telaş ve her şeye rağmen umudu yitirmemek algısı yer alır… Saf fakat eksiksiz bir hikaye.”

(Times Literary Supplement) 

“… durmaksızın okunabilen, büyük bir emekle araştırılmış ve ayrıntılı biçimde belgelenmiş… Bay Llewellyn Smith, savaş ve diplomasiyi anlattığı bu sürükleyici, dramatik ve melankolik destanda, büyük önem taşıyan büyülü bir tarihi çalışma sunuyor.”

(Lord Kinross, Books and Bookmen)

33. Zübeyde Hanım ve Oğlu – Tuna Serim

Mustafa Kemal ve annesi için yazılmış ilk roman.

Ona Meclis tarafından verilen soyadıyla adı Atatürk olan bu yakışıklı genç annesine benzerdi. Mavi gözleri, sarı saçları, okumaya olan merakı ve bitmeyen sevgisiyle.
Zübeyde Hanım için acılarla başlayan yaşam oğlunu kucağına aldığı gün güzelleşti, o “Mustafa”sının çılgınıydı. Zaten ona bakan, onu tanıyan bir kadının sevgiden çılgına dönmemesi mümkün değildi.
Zor günlerdi. Hasret herkesi, her yüreği yakıyordu. Mustafa Kemal annesine hasretti, Zübeyde Hanım oğluna… Ya Fikriye ve Latife?
İkisi de yalnız onu sevdi, ama kavuşmaları zordu, hatta olanaksız, çünkü Mustafa Kemal için aşkın adı vatandı ve vatan bekleyemezdi. Çok sevdiği, hiç kırmadığı üç kadın yaşamları boyunca onu beklediler. Zübeyde Hanım İzmir’in kurtuluşuna kadar dayanabildi, Fikriye onu kaybettiğini anladığında intihar etti, Latife yaptığı küçük hataların bedelini bir daha insan içine çıkmamakla ödedi. Üçünün de rakibi vatandı ve Mustafa Kemal için söz konusu vatansa, gerisi teferruat sayılıyordu…

Bu romanda bir kahramanın gün gün doğuşu, umutsuzluklar ve umutların ışığını yakabilen nadir bir insan anlatılıyor… Anadolu’daki kurtuluş günlerinin ürpertici tablosu… Bir de kaderleri onu sevmek ve beklemek olan üç mutsuz kadın… ZÜBEYDE HANIM VE OĞLU, esareti, aşkı, tutkuları, kararlılığı, cesareti ve yenilgiye başkaldırıyı anlatıyor, ama neler pahasına… Tükenmiş bir ülkeden yepyeni bir destan yaratan efsanenin romanı…

34. Türklerin Altın Çağı – İlber Ortaylı

“Türkiye’nin yüzyıllar önce açılan tarih defteri henüz kapanmamıştır ve sık sık da görüyorsunuz ki bu defter kapanmaz. Onun için tarih bilmek; nereden geldiğinizi, nasıl yurt edindiğinizi öğrenmek zorundasınız. Tarihini bilmeyen, hafızası olmayan toplumların nerelere gideceğinin, sürükleneceğinin, dahası neler yapabileceğinin hesabı olmaz.”

-İlber Ortaylı-

14. ve 17. yüzyılları arasında Hindistan’dan Viyana kapılarına kadar muazzam büyüklükte bir coğrafyaya hükmettiler… Orta Asya, Kafkasya, Ortadoğu ve Avrupa’nın tarihini şekillendirdiler. Uyguladıkları askerî taktiklerle imkânsız görülen pek çok savaştan zaferle çıktılar…

Hangi kıtada olursa olsun adalet esasıyla yönettiler… Sorunlarını çözemeyen Avrupa devletlerine fikirleriyle ilham verdiler… Mimarîden musikiye, edebiyattan tıbba kadar yeryüzünün her coğrafyasında kalıcı bir iz bıraktılar.

Birçok devlet kurdular: Timurlular, Altın Orda, Memluklar, Osmanlılar…

Efsane hükümdarlara sahip oldular: Emir Timur, Fatih Sultan Mehmed, Sultan Baybars, Kanuni Sultan Süleyman, Babür Şah…

İlber Ortaylı, Asya’nın bozkırlarından Avrupa’nın içlerine kadar ilerleyen, dünya tarihinde zirveye taht kuran Türklerin muhteşem yıllarını anlatıyor…

Türklerin Altın Çağı, İlber Ortaylı’nın satırları arasında dolaşmak isteyen her yaştan okuyucunun zevkle okuyacağı bir başucu kitabı…

35. Herkes İçin Kısa Osmanlı Tarihi – Erhan Afyoncu

Osmanlı İmparatorluğu, tarihin gördüğü en büyük imparatorluklardan birisiydi. 16. yüzyılda dünya siyasetine yön vererek, bugünkü dünyanın siyasi ve dini yapısının oluşmasına büyük katkıda bulundu. Osmanlı İmparatorluğu, tarih sahnesinden çekilmesine rağmen hâlâ izleri duruyor. Ancak hayatımızın hemen hemen her safhasında izleriyle karşılaşmamıza rağmen Osmanlı tarihi özellikle akademik dünyanın dışındaki okurlar için hâlâ karanlıklar içerisinde. Son 50-60 yılda bütün dünyada Osmanlı tarih yazıcılığı büyük aşama kaydetmesine rağmen, akademik araştırmalarda ortaya çıkan sonuçlar ülkemizde kamuoyuna fazla ulaşamadı. Bu kitapta Osmanlı tarihi ana hatlarıyla anlatılırken akademik araştırmaların sonucunda ortaya çıkan bilgilerden hareket edilmiş, ancak konular anlaşılır bir üslupla verilmeye çalışılmıştır.

36. Barbarlıktan Medeniyete Vikingler – Adamus BREMENSIS

On birinci yüzyılda henüz Viking Çağı bitmeden, İskandinav Ortaçağı’nı birincil elden gözlemleyen Adam’ın yazdıklarına dayanan bu eser, bir yandan Hıristiyanlaşma süreci içerisindeki Vikinglerin dini ve siyasal görüntüsünü açıklarken bir yandan da İskandinavya ve çevresinde yaşayan toplumların tarihine de ışık tutmaktadır.

Vikinglerin yaşadıkları coğrafyayı, inanç sistemlerini ve o zamana değin başlarından geçen siyasal gelişmeleri aktaran Bremenli Adam yazdıklarını günümüze ulaşmayan yazmalara ve dönem tanıklarına dayandırmaktadır. Viking tarihinin temel tarihi kaynağı olarak görülen sagaların yazıya geçirilmesinden iki yüzyıl önce kaleme aldıklarıyla; Adam’ın yazdıkları, Vikinglere dair ilk yazılı eserdir. Adam’ın hem dinler tarihinin en tartışmalı noktalarından birisi olan misyonerliğe dair kendi tanıklıklarını aktarması hem de onun zamanına kadar bilinmeyenlerle dolu olan Viking coğrafyasını iç içe geçtiği kadim inançları ve siyasal olayları ile tanıtması bu çalışmayı eşsiz bir yere koymaktadır.

Not: Bütün kitaplara görsellerine tıklayarak kitapdevrimi.com‘dan ulaşabilirsiniz.

Başa dön tuşu