Emre Yavuz: ‘İşin En Önemli Kısmı Bestecinin Tavrını Ve Sesini Yakalamak’

Emre Yavuz ile Ravel’in İzinde:
“Très Franc” Üzerine Bir Söyleşi
Piyanist Emre Yavuz, “Très Franc” albümünde Maurice Ravel’in eserlerine özgün ve derinlikli bir yorum getiriyor. Ravel’in müzikal dünyasına yalnızca teknik değil sezgisel bir bağla yaklaşan sanatçı, bu özel kaydı Viyana’daki Bösendorfer fabrikasında gerçekleştirmiş. Klasik müzikteki geleneksel kalıplarla kendi yorumculuğunu nasıl dengelediğini, Ravel’le kurduğu içsel diyaloğu ve gelecek projelerine dair ipuçlarını bu söyleşide bizimle paylaşıyor. İyi okumalar.
Oğuz Kemal Özkan / KitaptanSanattan.com

- “Très Franc” albümünüzde Ravel’in eserlerini yorumlarken, bestecinin müzikal dilini ve duygusal derinliğini nasıl yakaladınız? Bu süreçte sizi en çok etkileyen eser hangisi oldu?
Bestecinin dilini, daha doğrusu tavrını ve sesini yakalamak zaten işin en önemli kısmı. Bunun için her tür bilgiden beslenmek gerekiyor, gerek akademik bilgi olsun, gerek eserlerle geçirdiğiniz zamandan çıkardığınız sezgisel veriler olsun. Ama özellikle Ravel’de sezgisel verilerim çok ağır basıyor. Piyanist-besteci olan bestecilere özgü bazı karakteristikler var Ravel’in de piyano müziğinde. Bunları okuyabilmek çok önemli. Bestecinin neyi hayal ettiğini, o an piyanoya nasıl dokunduğunu, nasıl bir jest yaptığını bazen o kadar net görüyorum ki karşımda Maurice varmış gibi geliyor.
Bu albüm sanırım Miroirs ve diğer eserler olarak ayrılabilir. Gerçekten de bu eserin derinliği, gizemi, çok katmanlılığı ve anlam zenginliğinin yeri bir başka. Shakespeare’in Julius Caesar’ındaki “göz kendini göremez, ancak başka şeylerdeki yansımasını görebilir” sözü bu eserin ilham kaynağı. Bunun gece kelebekleri, ormanda kaybolmuş üzgün kuşlar, okyanusta bir kayık, soytarının sabah şarkısı ve çanlar vadisi gibi imgeler açısından ne anlama geldiğini günlerce düşünebilir insan. Bunların her biri benim kendi yansımamı görebildiğim tablolar.
- Albümünüzün kaydı, Bösendorfer Klaviermanufaktur’da gerçekleştirilmiş. Bu mekânın ve kullanılan enstrümanın performansınıza etkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Ben Bösendorfer piyanolarını Viyana’da yaşadığım ve bu bağlantı burada kolay kurulduğu için tercih etmiyorum, bu piyanolarla yapabildiklerimi sevdiğim için tercih ediyorum. Benim müzikal dilime iyi bir şekilde hizmet eden renk ve katman imkanları var. Artık bu piyanoların power user’ı oldum diyebilirim.
Kaydı yaptığımız fabrikanın salonu, kayıt da yapılabilecek akustikle tasarlanmış bir showroom aslında. Otuz-kırk tane yepyeni ve çok bakımlı durumda piyano duruyor orada. Ben kayıt yapacağım zaman bunların hepsini deneyerek en içime sineni seçiyorum. Bu kayıt için seçtiğim piyano, henüz hiçbir yerde olmayan yeni bir modelin prototipiydi ve kayıtta kullanılacağı kesinleştikten sonra mekanik olarak bu kayıt için özellikle hazırlandı.
Bütün bunlar inanılmaz bir ayrıcalık. Bu kadar geniş olanaklar arasından özgürce seçim yapabilip, kaydı bu kadar rahat ve özgür bir ortamda ve yüksek kaliteyle yapabilmek dünyada çok az sayıda müzisyene nasip oluyordur.

- Ravel’in eserlerini yorumlarken, klasik müzikteki geleneksel yaklaşımlarla kendi özgün yorumunuzu nasıl dengelediniz? Bu dengeyi sağlamak sizin için ne kadar önemliydi?
Çok açıkça söylemem gerekirse, başkalarının ne yapmış ve yapıyor olduklarıyla o kadar az ilgileniyorum ki. Benim amacım başka yapılmış işlere göre bir yerde konumlanmak olamaz, kendi diyeceğimi demek dışında bir önceliğim yok, kendim olmakla fazla meşgulüm bunun için. Yorumumu oluştururken de şu kadar geleneksel olsun, bu kadar yeni olsun diye hesap yapmıyorum. Kalıplı ve önyargılı yaklaşmayayım, bilindik ve dolayısıyla kolay olan fikirlere yaslanmayayım yeter, o zaman zaten her fikrin kendi doğal ve yeniliğinde ortaya çıkmasının önünü açmış oluyorsunuz. Zaten genellikle bir besteciyi kaydetmeye niyetlendiğim an başka yorumcuların kayıtlarını dinlemeyi bırakıyorum. O eserleri kendim çalışıp olgunlaştırdıktan sonra, eskiden bayıldığım kayıtları dinliyorum ve genelde “ben bu kaydı mı bu kadar beğeniyordum?” diyorum.
- Albümünüz, Ravel’in 150. doğum yılına özel olarak yayımlandı. Bu özel yıl, albümünüzün repertuvarını ve sunumunu nasıl şekillendirdi? Ravel için yapılan diğer projeleri de takip edebilme şansınız oldu mu?
2025 Ravel Yılı’nın bu projeye etkisi yok diyebiliriz. Dalacağım yeni dünyanın Ravel’inki olduğuna karar verdiğimde 2025’in böyle bir özelliği olacağının farkında bile değildim. Benim Ravel albümü yapacağım yıla Ravel’in 150. doğum yılı denk geldi daha çok. Diğer projeleri tutarlı bir şekilde takip ettiğimi söyleyemem.

- “Très Franc” albümünüzün ardından, gelecekteki projelerinizde hangi bestecilerin eserlerine odaklanmayı planlıyorsunuz? Dinleyicilerinizi nasıl sürprizler bekliyor?
Aklımda net bir fikir var ama bunu henüz paylaşmak istemiyorum. Rachmaninoff ve Ravel albümlerinin, aynı kişinin elinden çıkmış olamayacak kadar farklı olmalarını istiyordum. Bundan sonraki de bu ikisinden bir o kadar daha kopuk olacak sanırım.
Oğuz Kemal Özkan / KitaptanSanattan.com
Albümü Dinlemek İçin:
Spotify • Apple Music
Emre Yavuz Sosyal Medya:
Instagram • Facebook
Fotoğraflar:
@yyagmuraydin




























































