SÖYLEŞİ

Sıradışı bir gitar ustası ve müzisyen: “Briken Aliu”

Briken Aliu, Arnavutluk’tan Türkiye’ye göç ettikten sonra usta – çırak ilişkisi ile başladığı çalgı yapımına müzik eğitimi ile birlikte devam etti. O şimdi hem iyi bir gitar yapım ustası hem de iyi bir müzisyen. Gitar yapım ustalığında özel tasarımları ile dikkat çekerken müzisyenlik kariyerinde doğaçlama tarzın verdiği özgürlük ile yolunu çizmeye devam ediyor. Bu özgürlük, caz müziğinden dünya ilahilerine geniş bir yelpazede üretimler yapmasına olanak sağlıyor.
Sıradışı tasarımların ve sıradışı müziğin genç ustası ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşiyi zevkle okuyacaksınız.

KitaptanSanattan.com / Oğuz Kemal Özkan

  • Briken Aliu kimdir, kısaca tanıyabilir miyiz?

1983 Arnavutluk doğumluyum. 1996’dan beri Türkiye’de yaşamaktayım. Yaklaşık 22 yıldır enstrüman yapımı ile ilgileniyorum. Bir çalgı yapımcısının yanında işe girip usta-çırak ilişkisi ile başladım. 21 yaşında da kendi atölyemi açtım. Çalgı yapmaya başlamamla müzik yapmaya başlamam aynı yıllara denk geldi. Müzik hayatıma da Pera Güzel Sanatlar Müzik Okulu’nda başladım. Orada Ilgaz Benekay hocamızla gitar ve solfej çalışma fırsatım oldu. Pera’da yaklaşık 3-4 sene çalıştım, aynı zamanda gitar yapım atölyesinde çalışmaya devam ediyordum. Atölye’deki ustam da Murat Sezen idi. Tünel’de tanınan, mimar kökenli ama Türkiye’de ilk gitar yapım ustalarından birisi idi. Bu açıdan da şanslıyım.

  • “Briken Instruments” adlı bir markanın sahibisin. Bu marka nasıl ortaya çıktı?

“Briken Guitars” markası ile başladım önce. Gitar ailesinin ürünlerini yapıyordum ilk başlarda. Sonradan farklı enstrümanlar da yapmaya başlayınca “Briken Instruments” markasını kullanmaya başladım. Taşınabilir harp, monochord gibi terapi amaçlı enstrümanları da yapıyorum. Son yıllarda müzik ve terapi enstrümanları üzerine; bendir, ses çanağı gibi ürünler üzerine de çalışıyorum. Tabi ağırlıklı klasik, caz gitar yapıyorum. Son yıllarda özellikle yapılmamış formlarda, özel tasarım enstrümanlar yapmaya çalışıyorum.

“Müzik terapi alanını meditasyon gibi düşünmek gerekiyor.”

  • Ruha şifa veren, motivasyonu artıran ve zihne ferahlık veren ses ve enstrüman tasarımları da yapıyorsun. Bu tasarımlara nasıl başladın? Tasarladığın bir ses çanağı var. Onu da anlatır mısın?

Bu konuyu biraz ince, detaylı açıklamam lazım. Çünkü bazen yanlış anlaşılabiliyor. Nasıl oluyor da zihne müdahale edilebiliyor gibi yaklaşımlar olabiliyor. Bu tabi ki böyle bir müdahale şeklinde değil. Bu aslında bir niyet meselesi. Bir insan bir müziği nasıl dinlerse, dinlemek isterse enerjisini de o şekilde alıyor. Çok sevdiğin bir şarkı, bir türkü dinlediğinde sana nasıl bir şeyler hatırlatıyorsa, müzik terapide kullanılan sesler de böyle. Tabi ki içerisinde bir takım frekanslar da var. Mesela Hint kültüründe 432 frekanslarda sesler de kullanıyorlar. Bu frekansın daha iyi hissettirdiği söyleniyor. Ama günümüzde genel olarak kullanılan 440 frekansı var. Bu frekans bütün enstrümanları kapsıyor. O yüzden de günümüzde en çok 440 frekansı kullanılıyor. Saksafon da piyano da bağlama da ona göre ayarlanır. Böylece farklı enstrumanlar yan yana geldiklerinde aynı frekansta buluşabiliyorlar. 440 frekansı aslında telin veya sesin salınımı ile ilgili bir titreşim frekans durumudur .

Müzik terapi alanını biraz meditasyon gibi düşünmek gerekiyor. Meditasyon sadece gelen geçen düşünce ve ruh hallerini izlemeye yönelik bir alıştırma halidir. Yaptığımız enstrümanların sesleri de bu anlamda rahatlatmaya yönelik sesler aslında. Ses çanağı da öyle, monochord da, Harp da, çeng ve bendir de öyledir zaten. Kendi kendine de ses çıkararak ta rahatlatıcı bir durum oluşturmak da mümkün; hintlillerde ki om sesi ya da tibet çanları gibi düşünebiliriz.

  • Bize ”Mikrotonal Gitar” projesinden de biraz bahseder misin?

Aslında şöyle; “Mikrotonal gitar” İTÜ’den Tolgahan Çoğulu’nun bir projesi. 5-6 yıl önce bu proje ile onlar bana gelmişlerdi. Ben de şu ana kadar 4 tane “Mikrotonal gitar” yaptım. Türkiye ve Dünya için değerli bir proje. Hala gelişiyor. Tolgahan Çoğulu ile patent sözleşmemiz bittiği için ben şu anda yapmıyorum. O devam ediyor, projeyi geliştiriyor.

  • Dünyanın her yerinden müşterilerin var. Sana nasıl ulaşıyorlar?

Çok olmasa da senede birkaç enstrüman yapıyorum yurt dışına da. Müzisyen arkadaşlar genelde farklı proje ve tasarım talepleri ile geliyorlar. En son Amerika’dan bir akustik bariton gitar siparişi aldık. İki sene önce Kuveyt’e gitar göndermiştik. Almanya, Fransa, Hollanda, Çin ve Norveç’ten siparişler de oldu bugüne kadar. Artık internet ortamından çok rahatça bize ulaşabiliyorlar. Daha önce gitar yaptığımız arkadaşların referansı ile de gelen çok oluyor tabi.

  • Pandemi süreci işlerini nasıl etkiledi?

Akışı tamamen değiştirdi, durdurdu. Müzisyenlerin işleri durunca bizim işlerimizi de olumsuz etkiledi. Ancak bu durumun en kısa sürede düzeleceğini düşünüyorum. Bu pandemi süreci bir açıdan da müzisyenlerin yoğun çalışma temposundan, konserden konsere koşmaktan sıyrılıp kendilerine dönmesine, vakit ayırmasına, gelişimine vesile olmuştur, olacaktır diye de düşünüyorum.

“İyi bir gitarı elde etmede kişinin ne istediğini bilmesi en önemli etken.”

  • İyi bir gitar hangi malzemeden ve hangi koşullarda üretilir?

Gitar yapmak hiç kolay bir iş değil. 20 seneden fazladır bu işi yapıyorum. Elektronikten, mekaniğe, ahşaptan tasarıma birçok alana hakim olmayı gerektiren özen, bilgi, tecrübe isteyen bir imalat süreci gerekiyor. Gitar aslında Dünyada bugüne kadar en gelişmiş enstruman. Neden en gelişmiş? Gitar için sayamayacağım kadar marka amfi yapılmıştır. Hoparloründen, efekt pedalından kablosuna kadar o kadar çok ürün üretilmiş ki, dünyada en çok yan ürünü-aparatı olan enstrüman. Çok fazla marka gitar ve seçenek var.

İyi bir gitarı elde etmede kişinin ne istediğini bilmesi en önemli etken. Çalınacak tarza göre gitar tercih ediliyor ama bir gitaristin bir tek gitarı olması ile iş bitmiyor. Akustik gitara da ihtiyacı var, klasik gitara da, elektronik gitara da, onun da birçok çeşidi var, caz gitara da vs vs.. Bu yüzden her müzisyenin evinde en az 2 gitarı vardır zaten.

Gitar yapımında ağaç tabi ki çok önemli. İyi cins ve iyi kurumuş olması gerekiyor öncelikle. Gül, abanoz, maun, çam-ladin ağacı kullanıyoruz genel olarak ama bu ağaçların da birçok çeşidi var. Bu noktada gelen talebe göre ya da geçmiş tecrübelerimizden yola çıkarak cinsini tercih edebiliyoruz. Mesela bağlama genel olarak dut ağacından yapılır, klasik gitar gül ağacından yapılır. Çok özel bir proje değilse bu şekilde de geleneksel bilindik malzemelerden yapıyoruz.

  • Bugüne kadar hangi isimlere enstrüman yaptın?

Neredeyse ilk atölyemi açtığımdan beri birlikte çalıştığım, birlikte birden çok enstrüman tasarladığımız Sarp Maden, Bilal Karaman, Mustafa Kırali, Bora Çeliker, Yavuz Akyazıcı, Tolgahan Çoğulu, Murat Taner ve daha ismini sayamadığım birçok genç ve başarılı müzisyen var. Hala yurt içi ve yurtdışında çalışmaya devam ettiğimiz isimler de bulunuyor.

  • Gitar ustası olduğun gibi aynı zamanda iyi bir müzisyensin. Flamenkodan, caza, blues’a kadar pek çok türde çalıyorsun. Farklı müzikal arayışları da olan bir müzisyensin. Doğaçlama tarzını seviyorsun. Neden bu tarz?

Sürekli keşfetmeye yönelik olduğu için doğaçlamayı çok seviyorum. Müziğe ilk Flamenko ile Ilgaz Benekay hocamın yanında Pera Güzel Sanatlar Müzik Okulu’nda başladım. Blues müzik ile tanıştıktan sonra elektronik gitar çalmaya başladım. Bununla birlikte pedallarla, efekt sesleri ile nasıl şeyler yapabilirim diye düşünerek bir şeyler çalmaya başladım. Son dönemlerde monochord ve harp da çalmaya başladım. Rahatlatıcı sesler ilgimi çekmeye başladı. Müzik yapmak aslında stresli bir iş aynı zamanda. Müzisyenim diyorsan bir tarz koyman gerekiyor ortaya. Bu durum da müzisyenlerde stres ve gerginlik yaratabiliyor. Ben mümkün olduğunca bu durumdan kaçınıyorum. O yüzden de araya böyle hobi enstrümanları da ekleyip işin lezzetinden de uzaklaşmadan içinde kalarak müzisyenliğe devam ediyorum. Bu yüzden de ben ne caz ne blues gitaristiyim ne de Flamenko gitaristiyim. Mümkün mertebe hepsini çalarak, hepsinden zevk almaya çalışarak doğaçlamalarla icra etmeye çalışıyorum.

” – Hemhal Ol’anlar – olarak dünya ilahilerini çalıyoruz.”

  • “Briken Aliu & Friends” isimli projen vardı. Bu devam ediyor mu? Şu an bir grubun var mı? Yoksa değişiyor mu? Yeni projeler var mı?

”Briken Aliu ve Arkadaşları” projesi son on senedir varolan bir topluluk aslında ve hala devam ediyor. İçinde çok değerli müzisyenleri barındıran bir proje. Yan yana gelip neredeyse tamamen doğaçlama konserler verdiğimiz bir topluluk. Şimdiye kadar zaman içerisinde hem yerli hem yabancı birçok müzisyenle aynı sahnede müzik yapma fırsatımız oldu ve bu müzisyenlerin neredeyse hepsinin kendi projeleri de var aynı zamanda. Bu isimlerden bazıları Monika Bulanda, Ruben Ferrari, Ömer Nafiz, Mustafa Kemal Emirel, Olgun Açar, Aysu Çöğür, Siney Yılmaz, Can Ömer Uygan, Duru Tuna, Alexander Hopster, Neyzen Fatih Oral ve daha ismini sayamadığım birçok müzisyenle yan yana gelip farklı müzikler icra etme şansımız oldu ve hala devam ediyor.

Zaman içinde çok farklı projeler ve kayıtlar yaptık. Birkaç albüm de çıktı. En sonuncusu “Hemhal Ol’anlar” olarak dünya ilahilerini çalmaya karar verdiğimiz bir proje idi. Özgür Baba ve Gökçe Es ile birlikte bağlama, gitar, monochord, harp, bendir ve farklı etnik müzik enstrümanlarını bir arada kullanarak çaldık. Çeşitli mekanlarda çalmaya başlamıştık. Pandemi süreci başlayınca durdu. Yine tam pandemi süreci başlamadan önce çok uzun süre önce kurduğumuz ve üyeleri sıkça değişen  “Yolda” grubu ile de “Aşkın Yüzü” isimli bir albümümüz çıktı. Bu albümümüz de spotify ve dijital platformlardan dinlenebilir.

Dolayısıyla bu projeler de pandemi sürecinden ötürü yavaşlayan yeni projeler aslında. Bir de elimdeki terapi enstrumanları ile doğaçlama olarak kaydetmeye niyet ettiğim sakinleştirici, rahatlatıcı, uyku müziği de dediğim bir projem var. Bendir, monochord, aqua drum, harp, ney gibi farklı efekt enstrümanlarını kullanarak… İlk fırsatta bunu gerçekleştirmek istiyorum.

  • Son olarak gitar yapmak mı çalmak mı?

Sanırım benim için çalgı yapımı daha ağır basıyor. Hem ekonomik getirisi açısından hem de gitar yapmayı çok seviyorum. Bu işi öğrenmek isteyenlere de usta-çırak ilişkisi içerisinde yardımcı oldum. Benim yanımda çalışıp kendi atölyelerini açan kişiler de oldu. Bu da benim gibi usta-çırak ilişkisi içinde yetişen birisi olarak önemli bir aktarım ve bundan dolayı da gurur duyuyorum. Umarım zaman içerisinde yeni nesil ustaların yetişmesine de vesile oluruz.

KitaptanSanattan.com / Oğuz Kemal Özkan

Briken Aliu’nun yaptığı işlere aşağıdaki linklerden ulaşılabilir:
http://brikenguitars.com/
https://www.youtube.com/channel/UC8AX8fkYGFp8miC-YLhlw-A?view_as=subscriber
https://www.instagram.com/brikenguitars/?hl=tr
https://www.facebook.com/BrikenInstruments/

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı