Edebiyatın Belleğinde Bir Gün: Adnan Binyazar TÜYAP’ta
Sertaç Çelik yazdı...

Edebiyatın Belleğinde Bir Gün: Adnan Binyazar TÜYAP’ta – Sertaç Çelik yazdı…
Sağlık sorunları nedeniyle bir süredir imza günlerine katılamayan Adnan Binyazar, 20 Aralık 2025 Cumartesi günü yedi yıl aradan sonra TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nda okurlarıyla yeniden buluştu. Salon 8’de, Can Çocuk standında gerçekleşen buluşma, bir imza etkinliğinin ötesinde, edebiyatın belleğinde iz bırakan küçük ama değerli bir duraktı.
Binyazar ile birlikte Safter Korkmaz ve Nehir Yarar da standda okurlarıyla bir araya geldi. Her üç yazar, edebiyatın farklı tonlarını ve deneyimlerini bir araya getirerek fuara gelenlere renkli bir buluşma sundu. Saatler boyunca standın önü hiç boş kalmadı; Binyazar yaklaşık 200 kitabını imzalarken, her imzada kısa sohbetler, anılar ve selamlar paylaşıldı.
Yanında eşi Sevgi Hanım da vardı; yılların biriktirdiği derin bağlılık ve anlayışla, Binyazar’ın bu uzun aradan sonra okurlarıyla buluşmasını kuşatan en değerli destekti.
Benim çocukluğumda Binyazar gibi Kocamustafapaşa sokaklarında geçti. Bozkır Aydınlığında Aşk kitabında anlattığı, karanlık gecelerde evden dükkâna, dükkândan eve uzanan dar sokaklar; pencerelerden sarkan genç annelerin sesleri, Roman kızlarının şuh şarkıları ve küçük bir odada yalnız geçirilen geceler… Tüm bunlar, yalnızca Binyazar’ın değil, o sokaklarda büyüyen herkesin belleğinde iz bırakan anılardı. Ben de hâlâ Kocamustafapaşa’da yaşıyorum; Sümbül Efendi Camii’nin üst kapısından, meydandan geçtiğimde zaman zaman Binyazar’ı ve anlattığı o günleri hatırlıyor, onun yaşadığı sokaklarla kendi anılarım arasında görünmez bir köprü kuruyorum. Bu yüzden onun edebiyatına ve çocukluk anılarına karşı özel bir yakınlık duyuyorum.
İmza günü boyunca standın önünden farklı hikâyeler geçti. Sekiz yaşındaki bir kızına Atatürk Anlatıyor kitabını imzalatan bir okur, öğrencilerinin okul kitaplığı için kitaplarından seçki yapan öğretmenler, Türkçe öğretmeni çiftler… Tüm bu anlar, edebiyatın kuşaktan kuşağa aktarılmasının sessiz ama sağlam halkalarını oluşturuyordu. Tüm kitaplarını okumuş genç bir okur ise, Dede Korkut’tan Öyküler kitabının yeni baskısını yeniden satın alarak bu bağlılığın en canlı örneklerinden birini sundu.

Bu anlamlı günün ziyaretçileri arasında edebiyat dünyasının önemli isimleri de vardı: Gülten Dayıoğlu, Aytül Akal, Adil İzci, Sabri Kuşkonmaz ve Günışığı Yayınları kurucuları Müren Beykan ile Hande Demirtaş, standa uğrayarak Binyazar’la kısa sohbetler gerçekleştirdiler. Bu ziyaretler, günün yalnızca okurla değil, edebiyat dostlarıyla da paylaşılan bir kutlamaya dönüştüğünü gösterdi.
Binyazar, bu yedi yıllık süreçte yazmaktan hiç kopmadı; kitapları yeniden basıldı, yazıları Cumhuriyet gazetesinde yayımlanmaya devam etti. TÜYAP’ta gerçekleşen buluşma, bir geri dönüşten çok, yıllardır süren edebî ilişkinin yüz yüze gelen anlarından biriydi.
Günün özel anlarından biri de altmış yıllık dostu Adnan Özyalçıner’le sürpriz karşılaşmaydı. Özyalçıner, Binyazar’ı görmek için fuara gelmişti ve söylediği sade ama çok şey anlatan cümle, günün ruhunu özetler gibiydi:
“Adnan, senin için geldim buraya. Seni görmeye geldim.”

Özyalçıner’in Binyazar’a dair daha önce kaleme aldığı değerlendirme de buluşmanın arka planını tamamlıyordu (Kartal Belediyesi Edebiyat Kültür Sanat Dergisi, 2025, sayı 33):
“Adnan Binyazar, 60 yıllık arkadaşım, dostum benim. Aynı adda, aynı yaşta iki yazarız biz. Nice yokluklardan, yoksulluklardan geçerek yazdık. Yaşanmışlıkların gerçeğini yazdık.”
Binyazar’ın romanlarında ve öykülerinde Diyarbakır’dan İstanbul’a, Çorum’a uzanan coğrafya, yaşanmışlıkların gerçeğiyle yer alır. Hayatı süslemeden, yalın ve samimi bir dille anlatan bu edebiyat anlayışı, fuar koridorlarında da hissediliyordu. Okurla yazar arasında kurulan bağ, yılların biriktirdiği ortak hafızaya dayanıyordu.
İmza gününün düzenlenmesinde Can Yayınları sorumluları Bahar Keyik ve Mehmet Erkurt’un gösterdikleri özen ve ilgi de büyük önem taşıyordu. Onların desteği, fuarın sorunsuz ve samimi bir ortamda gerçekleşmesini sağladı.
Fotoğraf sanatçısı Kadir İncesu’nun objektifi ise yalnızca imza atan yazarları değil, bekleyen okurları, karşılaşan dostları ve zamanın içinden süzülen anları kayda aldı. O fotoğraflar, bu buluşmanın sessiz tanıkları olarak bellekte yerini alacak.
İmza günü, duygusal anların iç içe geçtiği bir karşılaşmaya dönüştü. Okurla yazarın yüz yüze geldiği bu buluşma, geçmişten bugüne uzanan edebiyat yolculuğunun hâlâ sürdüğünü gösterdi; bir sonraki fuarda yeniden buluşma sözüyle de bu yolun açık olduğunu hatırlattı.
Sertaç Çelik





























































