Bülent BakanKÖŞE YAZILARI

“Yazı”nın Sanat Serüveni 1 – Bülent Bakan yazdı…

Bir harf veya rakamın yani yazının bir resimde ne işi olabilir? İlk okuma eylemi en büyük inovasyonların başında gelir. Ateş ve tekerlek her zaman ilk önce akla gelse de aslında kapıyı ilk kez aralayan okuma eylemidir. Okuma soyut düşüncenin bir yan ürünü olsa da aklımızda tutmamız gereken şey okuyabilmek için önce yazının keşfedilmesi gerektiğidir. Yazı da soyut düşünmenin bir ürünüdür ancak durduk yerde düşen bir elmanın ortaya çıkardığı bir inovasyon gibi değildir. Evrimsel bir uzun yolculuğun sonucu ortaya çıktığı kesindir. Her şeyin bir izdüşümü doğada olduğuna göre yazının da yolculuğu önce doğadan yapılan ilk gözlemler sayesinde başlamıştır. Mağara resimleri ve petroglifler incelendiğinde ilk gözlemlerin av sahneleri ile başladığı açık seçik görülmektedir. Gerçekten de öyle mi olmuştur? Mağara resimlerinde ve petrogliflerde sadece av hayvanları yoktur. Semboller işaretler ve tabii ki eller de vardır.

İnsanoğlu tüm türlerinden önce Homo Faber idi. Yani becerikli insan. Beceri için de öncelikle ellerimizin hafızaya ihtiyacı vardır. Yani optimum düşünceye ve tekrara dayalı bir tecrübeye sahip olan primat. Dolayısıyla insan önce ellerini keşfetti. Onunla yaptı her şeyi. Ateş yaktı, yemeğini topladı ve ellerinin hafızasını biriktirdi. Sonra da mağarada önce ellerini mağaraya resmetti büyük ihtimalle.

Mağara resimleri, sembolleri ve figürleri üzerine en değerli çalışma Richard Leakey tarafından yapılmıştır. Origins, The First Signs kitabı çok önemli bir kaynaktır ilk çalışmalardan biri sayılabilir. Bu kitapta Dünyanın tüm mağaralarında kullanılan sembollerin, mağara resimlerinin ve figürlerin ortak özellikleri ortaya konmuştur. Yirmi beş bin yıl önce son buz devrinde ve sonrasında ilk sanat eserlerini ortaya çıkaracak şart mevcuttu. İnsanoğlu da son buz devrinde hayatta kalabilmek için becerilerini arttırmak zorunda kalmıştı. Bunu sonucunda eller, noktalar, çarpılar, düz çizgiler ve daireler ortaya çıktı. Bunlar bugünkü iletişimi ortaya çıkaran yazının ilk örnekleridir.

Genevieve von Petzinger ise Richard Leakey’den sonra bu konuda en değerli çalışmayı yapan en önemli akademisyendir. Portekiz’in açık alanlarındaki kaya resimleri ile İspanya’nın ve Fransa’nın mağaralarında başlayan çalışma daha sonra tüm küreyi kapsayacak şekilde artmış ve çok değerli bir kitap ile (First Sign de) devam etmiştir. Genevieve’nin çalışmalarını çok daha derinlemesine inceleyeceğiz. Onlarca sembolün hikayesi ziyadesiyle çok ilginçtir.

Bugün desen her türden sanat eserinin temelini oluşturur ve bu ilk kez bir mağara resminin ortaya çıkması sayesinde bugün var olabilmektedir. Sadece o değil bir rakam veya harf olmadan iletişim söz konusu olamaz. İletişimin temeli de aynı kaynaktan beslenmektedir.

Bir harf veya rakamın espasta olmasından daha doğal bir şey olamaz sonuçta. Tarih boyunca yazının macerasına bu seride odaklanacağız. Yazı bu mağaralardan çıktıktan sonra çok derinliği olan bir evrim geçirmiştir. Espasa bir sinüs eğrisine benzer şekilde girmiş ve çıkmıştır. Avant-Garde dönemi sonrasında bir resmin en doğal parçası haline gelmiştir. Sokak resmi duvar resmi ve grafitti ile pik yapmış ve kendi bağımsız asi ve isyankâr karakterini ortaya koymuştur. Sanat tarihinin tamamını eleştiri yağmuruna tutar ve insanın ilk macerası olan mağara resmini ve petroglifleri kutsar. “Yazı”nın sanat hayatındaki yolculuğu devam ediyor. Bu yazı dizisi de da bu kervana dahil olarak devam edecek.

Bülent Bakan

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı