Funda GökgücüKÖŞE YAZILARIMÜZİK

Opera Sanatında Bir Fenomenin Yıkılışı: ‘Aşk İksiri’

Funda Gökgücü yazdı...

Opera Sanatında Bir Fenomenin Yıkılışı: ‘Aşk İksiri’ – Funda Gökgücü yazdı.

Gaetano Donizetti‘nin Aşk İksiri (L’elisir D’amore) adlı operası yüzeyde hafiflik ve mizahın hakim olduğu bir eser gibi görünse de ardında trajik bir ironi saklar. Donizetti‘ye kadar operalarda aşk acısı ağır melodramlarla, gözyaşlarıyla sulandırılarak sergilenirdi. Ancak “Aşk İksiri” yüzeydeki “Gülünç Aşk Serüveni”ni geleneksel normlardan çıkartarak daha geniş varoluşsal bir sorgulamaya taşımıştır. Aşkın irrasyonel doğasını aldatıcı bir şişe üzerinden sahneye taşır. İksir gerçek değildir, fakat bireyi dönüştüren şey, onun gerçekliğine duyulan inançtır. Soru şudur: ”Aşkın büyüsü bir kimyasal karışımdan mı doğar, yoksa insanın kendi inancının sahte büyüsünden mi?”

Opera Sanatında Bir Fenomenin Yıkılışı: 'Aşk İksiri'

“Aşk Sattırır”

Kapitalizmin en değerli evladı bugün de aşktır. Günümüzde aşk iksiri yeni elbiseler, kokular, kişisel bakım ürünleridir. Umutsuzca tüketiyoruz aşk için. Günün sonunda bir çoğumuzun eli boş kalıyor. Nemorino’nun satın aldığı sahte iksir gibi. Elimizde kalan son şey çöpe atılan boş bir şişe.

REJİSÖRÜN KLASİK YORUMU

Rejisör (Aydın Buğra Güven) eseri klasik formlara yani döneme sadık kalarak sahnelemiş. Pastoral bir köy dekoru, karakterlerin gelenekselleşmiş mizansenleri… Rejide herkesin anlayabileceği, kendi içerisinde iddiası olmayan bir algoritma kurulmuş. Bu klasik bakış seyirciye güvenli bir alan sunarken Donizetti’nin ironisini gölgelemiştir. Ve opera rejilerinde kalabalık sahnelerde sıklıkla karşımıza çıkan bir dizilim sorunsalı: Koronun aynı hizada dizilmesi. Oysa basit bir matematikle bu çözümlenebilir.

Opera Sanatında Bir Fenomenin Yıkılışı: 'Aşk İksiri'

KARAKTERLER VE OYUNCU PERFORMANSLARI

Nemorino: Tenorun (Mehmet Kavil) yorumu gecenin en başarılı performansıydı. Bel Canto tekniği kusursuz olmamasına karşın, dramatik içtenliği sayesinde Nemorino, yalnızca komik saf bir figür değil, eserin katmanındaki varoluşsal kırılganlığı yansıttı. Özellikle dünyanın en güzel on aryasından biri olarak kabul görmüş “Una Furtiva Lagrima” da çaresiz aşkın acısıyla attığı ok, hepimizin kalbine geldi. ADOB’un genç solistini dinlemenizi öneririm.

Adina ve Giannetta vokal yeterlilikleri olsa da dramatik inandırıcılığı açısından ekip içinde zayıf kaldılar. Donizetti kadın kahramanlarını o güne dek alışılagelmiş “nesne” konumundan çıkartıp aktif, kararlarını kendi veren bireylere dönüştürmüştür. Adina şımarık, bağımsız, özgürlüğünün sınırıyla karşılaşan bir kadındır. Adina’nın (Esra Çetiner) ve Giannetta’nın (İlayda Büyükyörük) zekası ve ironisi yüzeysel yorumlandı. Belcore (Beran Sertkaya) dramatik kontrastları askeri kibri ile birleştirdi ve klasik reji ölçülerinde üstüne düşeni yaptı. Dr. Dulcamara  “Aşk İksiri”nin dramatik açıdan lokomotif rolü. Rol yorumlanırken “Commedia dell arte” geleneğini görmek isterdik. Özellikle geleneksel bağlantılara sadık kalan bir rejide. Dr. Dulcamara’da (Yiğitcan Tatlıoğlu) rolün tüm referanlarını kullanmamış. Yine de mizah damarını canlı tutmayı başardı.

DEKOR-KOSTÜM

Dekor tasarımı (Özgür Usta) illüstratif gerçekçiliğiyle pastoral atmosferi somutlaştırmıştı. Yönetmenin klasik formuna uyumlanmıştı. Yer yer fazla kalabalık tutulan atmosfer görsel olarak derinleşmedi. Kostümlerde (Gazal Erten) rejiye hizmet çizgisinde ilerledi oyun boyunca. Ancak çoğunlukla karşımıza çıkan görsel klişelerden birkaç detayla uzaklaşılabilinir diye düşünüyorum.

ORKESTRA VE MÜZİKAL RETORİK

Gecenin en başarılı elementi orkestraydı. Şefin (Rüstem Rahmedov) dengeli yaklaşımı eserin lirik akışını harikulade taşıdı. Donizetti’nin müzikal retoriğini, Bel Canto repertuvarının incelikli saygısıyla harmanladı. Orkestranın vokal partilerde kurduğu bu dengeli hassas  diyalog, dramatik tutarlılığı güçlendirdi.

KORO

Koro teknik açıdan uyumluydu. Bazı sahnelerde dinamik performansıyla prodüksiyonun enerjisini yükseltti.

DONİZETTİ’NİN TRAVMATİK HAYATININ GÖLGESİ

Donizetti’nin kişisel yaşamını hatırlamak “Aşk İksiri”ni anlamak için kaçınılmazdır. Eserin ünlü aryası “Una Furtiva Lagrima” (Gizli Bir Gözyaşı)… Bestecinin hayatı da en az bu arya kadar acıtır kalbimizi. Gaetano sevdiği herkesi eşini, çocuklarını ard arda kaybeder. Acısıyla baş edebilmek adına daha çok beste yapar. Sağlığı hızla bozulur. 51 yaşında öldüğünde ardında yetmiş eser bırakır. Oysa eserleri çoğu kez trajik yaşamının tam tersidir.

“Benim kaderim, dünyaya kahkahalar bestelemek, kendi içinde sessizce ağlamaktır.”

Bu söz “Aşk İksiri”nin ironisini daha da anlamlı kılar.

BİR SONRAKİ

Sonuç olarak sahneleme, Donizetti’nin eserini zarif ama temkinli bir çerçeve içinde sundu.
Tenorun muazzam müzikal yorumu, orkestranın incelikli, dengeli yaklaşımı, koronun kolektif enerjisi, eserin gücünü, ruhunu yükseltirken; kadın solistlerdeki dramatik eksiklik eserin bütünlüğünü azıcık hırpaladı.

Donizotti’ye bir gün “Onca eseriniz arasında en çok hangisini seviyorsunuz?” diye sorulduğunda şöyle yanıtlamış: “Bir sonrakini”

“Aşk İksiri” de Donizetti’nin trajediyle beslenen üretken hayatının en parlak duraklarından biri.

Opera Sanatında Bir Fenomenin Yıkılışı: 'Aşk İksiri'

SON SÖZ

Bir kurumun değer ölçütünü içinde çalışanların niteliği ve onların üretimi belirler. Bu insanların emeğinin karşılığını almaları mümkün değilken, neredeyse yoksulluk sınırının altında yaşamaya çabalayan sahne emekçilerini bütün kalbimle kutluyorum.

Funda Gökgücü

FUNDA GÖKGÜCÜ’YÜ TANIYALIM

Zaman zaman KitaptanSanattan.com’da az rastlanır bir işi yapacak, opera kritikleri yazacak Funda Gökgücü, Dokuz Eylül Üniversitesi İzmir Devlet Konservatuvarı Opera Bölümü ve Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümünü bitirdi. Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Eğitim Öğretim (Hacettepe ODTÜ ortak program) Ana Bilim Dalında yüksek lisansa yaptı, Sanat Felsefesi okudu. Halen Ankara Devlet Tiyatrosu sanatçısı…

Hacettepe Devlet Konservatuarında Tiyatro ve Opera Bölümlerinde oyunculuk dersleri verdi. Oyunlar, bir oratoryo, çocuk operası  ve polisiye roman yazdı. 2020 yılında öğrencileriyle “Erhan Gökgücü Sanat Derneği”ni kurdu. Dernek, genç yazarlarımıza verdiği ödüllerle tiyatromuzun geleceğine ışık tutmaya devam ediyor. Ayrıca Kültür Sanat Sendikası seçilmiş başkanı…

Firdevs Akkaya: ‘Sorunların Çoğu ‘Ben Yeterli Miyim?’ Sorusunda Düğümleniyor’

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu