KÖŞE YAZILARIÖzlem Dikel

Olduğunuz Yerde Kalmayarak “An”da Kalın – Özlem Dikel yazdı…

Geçenlerde okuduğum bir yazıda, seyahat eden insanların hayatta daha çok başarılı oldukları yazıyordu, ki bence de öyle. Seyahat etmek ile başarı arasında nasıl bir bağ olabilir? Seyahat etmek kişinin yaşam enerjisi ve gelişimi için bir gereksinim.

İnsan hayatının sürekli aynı yerde ve aynı biçimde geçmesi kişiyi köreltir. Sık sık seyahat eden kişiler dünyayı keşfederek hayat becerisi edinir. Çünkü çok seyahat eden insanlar alışılmadık durumlarla sıkça karşılaştıkları için çözüm üretebilme yetenekleri ve sorunlarla mücadele edebilme kapasiteleri çok daha yüksek hale gelir.

Seyahat etmenin bir diğer boyutu da, -çok gezenler bilirler- onun belirsizliğe çıkılan bir yolculuk olmasıdır. Başınıza nerde, ne zaman, ne geleceğini kestiremezsiniz, rutin yaşamınızdan ve konfor alanınızdan çıkmış olursunuz çünkü. Etrafınızda her gün gördüğünüz çalışma arkadaşlarınız, aileniz, eşiniz, dostunuz yoktur artık, aksine etrafınızı yeni yüzler, yeni kişilikler, yepyeni durumlar sarmıştır. Bu durum sizi belirsizliklerle ve yeniliklerle nasıl başa çıkmanız gerektiği konusunda eğitir. Etrafında sürekli yeni ve farklı şeyler olan insanlar ise yaşamdan sıkılmazlar ve daha üretken bir hayat yaşarlar. Yenilik her zaman hayatı canlı ve keyifli tutar, yaratıcılığınızı siz farkında olmadan besler.

Seyahat eden kişiler farklı kültürleri ve dünyayı keşfetmekle beraber, kendilerini de yeniden keşfe çıkarlar. Bu durum hiç kuşkusuz, hayatta kendilerini neyin mutlu edeceğini bulmalarına yardımcı oluyor; yaşam boyunca peşinden koştuğumuz şey de bu değil mi zaten?

Mutlu olmak için harcadığımız paralar, canımız sıkkınken yaptığımız o saçma sapan alışverişler, duygusal boşluklarımızı bitip tükenmek bilmeyen mal mülk kavramlarıyla doldurmak yerine bol keşifli seyahatler gerçekleştirmeniz, kendinizi tamamlamada ve mutlu hissetme de attığınız en önemli adım olacaktır.

Şehirde, iş hayatlarımızda sürekli kaygılarla, endişelerle baskı altında yaşıyoruz. Kimse kimseye güvenmiyor. Çevremizde samimi ve gerçek insan sayısı çok çok az. Ön yargılarımız son raddeye varmış durumda. Hızlı tüketmeye dayalı bir yaşam içersindeyiz. Bu yüzden iş hayatında ve özel hayatında başarılı insan sayısı az ve mutsuzuz. Korkularımızla baş edebilme yeteneğimiz giderek azalıyor. Gelecek korkularımız bizi anı yaşamaktan alıkoyuyor.

Oysa ki anı hissetmek, anda kalabilmek zihinsel anlamda bir çok fayda sağlar. Daha çok gülümser ve kendinizi daha çok mutlu hissedersiniz. Hayata daha pozitif bakarsınız ve etrafınıza pozitif enerji yayarsınız.

Akdeniz ülkelerine seyahat edenleriniz bileceklerdir ki, güneyliler pozitif ve keyifli insanlardır. Bu onların anlarını doyasıya yaşamalarından kaynaklanmaktadır. Güneşin batışına kadeh kaldırıp alkış yapan Yunanlar, yemeğin tadını çıkarmayı seven ve yemek yaptığı anı hissederek yaşayan İtalyanlar, dansın ve müziğin olduğu her anı tutkulu yaşayan İspanyollar… Anı yaşama yeteneği de mutlulukla ilişkilidir. Seyahat kültürü içerisinde anı yaşamayı barındırır. Bu yüzdendir ki, seyahat eden insanlar anı yaşama konusunda kesinlikle daha başarılılar.

Kendinizi yeni insanlardan, yeni yerlerden, yeni duygulardan mahrum etmeyin.

Anın ve hayatın tadını çıkarın…

Özlem Dikel

BU HABERLER DE İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı