
Sıradan Olanın Farklılığı: HALİBAS ART- BOR/NİĞDE VE SERKAN HALİLOĞULLARI – Vecdi Uzun yazdı…
Halibas Art ailesi olarak bizler, “sıfır” bütçe ve düşük destek ile elimizden gelenin en iyisini yapmaya gayret gösterdik. Emeklerimiz vatanımıza milletimize helali hoş olsun. Bugüne kadar yaptığım etkinliklerde bizlere destek olan herkese emeği geçenlere ziyaretimize gelenlere yürekten teşekkür ederim. Yaptığım islere destek vermeyen, vermediği halde köstek olan, önüme engeller koyan, hakarete varan karalamalarda bulunan herkese, kimilerine! ise ayrı bir teşekkür etmek isterim. Siz olmasaydınız bugün ben olamaz, bu kadar savaşçı bir ruhla bu derece büyük ve anlamlı etkinlikler ortaya çıkaramazdım.
–Serkan Haliloğulları
Hayatının ilk yıllarında sanatla uzaktan yakından bağlantısı olmayan Serkan Haliloğulları’nın İngiltere’de filizlenmeye başlayan hayalinin Niğde’nin Bor ilçesi’nde Halibas Art olarak yansıması bir tesadüfün sonucu değil, tamamen bir vizyona dayanan uzun bir sanat sevdası serüvenin yansımasıdır. Serkan Haliloğulları’nın kendi memleketinde sanat katkılarıyla sıradan olanın da farklı olabileceğine ve yapılamaz denilenlerin yapılacağına örnek olması nedeniyle yazı serimize dâhil edilmiştir.
Sanat çalıştayı adı altında yeme-içme karşılığı verilen resimlerle yapılan yetersiz sanat etkinliklerine karşı durdum ve sürekli eleştirdim. Sosyal medyada Bor/Niğde’de bir festival düzenlendiğini zaman zaman gözüme çarpardı. Bor’daki bu festivali de belediyenin düzenlediği bilinen özellikte resim çalıştayları olarak düşünür ve inceleme yapma ihtiyacı da duymazdım. Geçtiğimiz yıl bu festivalde Serkan Halioğulları’nın sponsorluğunda yürüyen bağımsız bir festival olduğunu öğrenince konuyu data detaylı incelemeye karar verdim ve Bor’daki bu festivalin Halibas Art ve Serkan Haliloğulları ile bağlantısını kurunca öncelikle festivalin sürekliliğini öğrendim. Bor gibi bir yerde bir sanat etkinliğini yıllarca sürdürmek için maddi ve sanat organizasyon donanımlarına sahip olmak gerekir. Tüm bunları inceleyince karşıma bir sanat sevdalısı çıktı; Serkan Haliloğulları.

Halibas hakkında detaylı bilgiye https://www.halibas.com.tr/ sayfasından ulaşılabilir. Serkan Haliloğulları kendisini aşağıdaki cümlelerle anlatmaktadır.
“1974 Ankara Altındağ doğumluyum. Baba tarafım Bor Cücü ( Halibalar sülalesi ) anne tarafım Bahçeli ( Koca Zarif ) aslen Niğde’liyim. 80’li yılların başında Mersin’e taşındık, ilkokula burada başlayıp ilkokul 2 de Aksaray a yerleştik. Liseye kadar Aksaray’da okudum. Son senemde 11 zayıf la dışardan bitirme sınavlarına girerek lise diploma aldım. Gönlüm hep futboldaydı ve çok başarılıydım. Derslerine hiç ilgi göstermezdim. Aksaray Lisesi, Aksaray amatör Lig, Aksaray karması ve sonrasında profesyonel lige kadar yükselen bir futbolcu grafiğim vardı ve şehrin gözde futbolcusuydum. 18 yaşında zamanında askere gittim, 3 ay acemi birliğim Antalya Topçular sonrasında 15 ay usta birliğim Çankaya muhafız alayında askerlik yaptım. Askerden geldikten sonra baba mesleğime devam ettim pazarlarda yataklık döşeklik koyun yünleri satıyorduk. Babam İzmit ye bir depo tutarak beni gurbete bırakıp ticaret hayatına girmemi kendi mesleğini devam ettirmemi istedi. Depoda yünleri istifleyip aynı depoda yatılı kalarak yaklaşık 3 ay burada ticarete devam ettim. Sonrasında İngiltere maceram başladı. İngiltere hiç aklımda yokken rahmetli annem sebep oldu ve İngiltere yolculuğum başladı. 97 yılında İngiltere Liverpool şehrine yerleştim. 2015 yılına kadar yaşadığım İngiltere den annen 2014 de rahmetli olunca ülkeme geri dönme kararı aldım ve Niğde Bor’ a ailemle birlikte dönüş yaptık. Ben uluslararası ticaret, yedek parça hurda işi ile ilgileniyorum ve hobi olarak başladığım organizatörlük işimi şimdilerde meslek haline getirdim.
Uzun yıllar işçilik yaptıktan sonra 2003 Haziran ayında ilk dükkânımı İngiltere’nin Poole şehrinde Samritz cafeyi alarak kendi işletmemi kurdum. Sabah 7 akşam 5 arası İngiliz kahvaltısı servis veriyorken akşamları 7-12 arası Turkish restaurant olarak servise devam ediyor ve açık büfe Türk geceleri düzenliyordum. Canlı müzik, karaoke ve belly dance eşliğinde açık büfe servisi veriyordum.”
İngiltere sonrasında Türkiye’de sanat organizasyonlarına başlayan Serkan Haliloğulları bu etkinliğini şöyle anlatmaktadır:
“2017’de Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nde Türkiye deki ilk Uluslararası çalıştayımı gerçekleştirdim. Beylikdüzü Belediyesi için gerçekleştirdiğim bu etkinlikte 11 ülkeden 18 sanatçı ile harika bir çalıştaya imza attık. Yaşam Vadisi’ndeki çalıştayımıza sanatçılarımızın yanı sıra yaşam vadisindeki sanat atölyelerinde çalışan sanatçılar da dâhil oldular. Onlarında dâhil olması ile ortaya çok güzel kareler çıktı dostluklar kuruldu köprüler örüldü. Şenol Özdevim küratörlüğünde gerçekleştirdiğimiz etkinlik 1 hafta boyunca sürdü ve sanatçılarımız İstanbul’un tarihi yerlerini gezip boğaz turu yaptılar.
2017 de Türk sanatını ve sanatçısını tanıtma amaçlı Halibas art ile Balkan turu, Türk sanatı Balkan turunda etkinliklerini gerçekleştirdim. Arnavutluk Durres şehri, Makedonya ve Kosova ulusal müzesinde sergiler açtım. Bu etkinliklerde Kosovalı sanatçı dostum Refki Gollopeni bize ev sahipliği yaparak desteğini esirgemedi. Açılışlarda Balkan sanatçıları ve sanat çevresi bulundu. Bu etkinliklerde Makedonya müzikleri eşliğinde ulusal dans gösterileri yer aldı. Sergi olarak başlayan etkinlik ufak bir festival haline dönüştü ve ortaya çok güzel kareler çıktı hala devam eden dostluklar edindim.”
Serkan Haliloğları’nın memleketi Bor’daki ilk sanat organizasyonu da bir dönüşten sonra gerçekleştirilmeye başlanılmıştır:
“Balkan turundan sonra araba ile memleketime dönüş yolunda bir karar aldım; yaptığım bu etkinlikleri Kendi memleketim Ata& Ana toprağım Niğde’ye Bor’a taşıma kararı vererek 2018 yılında 1. Uluslararası Niğde/Bor kültür &sanat festivallerini başlattım. Bu etkinlikleri rahmetli annem Müberra Durak anısına ve dedem Halibalar adını yaşatma manasında gerçekleştirdim. Bugüne kadar 5 uluslararası kültür ve sanat festivalleri ayrıca Bor Rum kilisesinde 29 civarı ufak çapta birçoğu uluslararası olan etkinlikler düzenledim. Kişisel sergiler, güzel sanatlar lisesi öğretmenler buluşması, tiyatro gösterileri, engelsiz sanat ( dünya engelliler haftası özel programlar: en büyük oğlum özel bir çocuk ) sanat engel tanımaz çalıştayları & gösterileri, müzik gösterileri, heykeltıraş etkinlikleri, cam boyama, filografi Sanatı tanıtma, ebru sanatı öğretici programları gibi santim her dalına değinmeye çalıştık.”
Halibas Art’ın kuruluşunun İngiltere’nin Poole şehrinde Samritz cafedeki küçük adımlarla başladığını Serkan Haliloğulları içtenlikle anlatmaktadır.
“Türk gastronomi ve müziğini kendi kafeteryamda en güzel şekilde tanıtıyordum. 2009 yılının yılbaşı zamanında, neden sanatımı kültürünü de tanıtmayayım diye düşünürken Bursa dan hattat sanatçısı Zafer Karazeybek’i İngiltere ye davet ederek ilk sanat etkinliğine başladım. Bu sayede Poole şehrinde ki sanatsever ve sanatçıların ve belediye kültür müdürlüğünün dikkatini çektim.
2011 yılında ilk sanat ve kültür etkinliğimi gerçekleştirdim Samritz Cafe de bir günde sergi alanına gönderip uluslararası kültür ve sanat festivali hayalim başlamış oldu.
Bu etkinliğe Kütahya Sanat Derneği’nden Tamer bilgiç küratörlüğünde 27 sanatçı eserlerini Kütahya’dan Poole’a taşıyıp, oradan da 27 uluslararası sanatçı ile birleştirip ilk sergimi açtım.
Açılışa eşiyle birlikte katılan zamanın valisi Graham Wilson gördüğü manzara karsısında şaşkınlığını gizleyemedi. Kafeterya dan girdikten sonra duvardaki eserleri ve düzeni görünce geri döndü ve kafeden dışarı çıktı. Herkes şaşkınlık içinde ne olduğunu anlayamazken vali kafeteryanın önüne durup dışardan nereye geldiğini anlamaya çalışıyordu. Tabelayı ve camekânı inceleyip tekrar içeri girdi ve yaklaşık 2 saat sergiyi gezerek övgüler yağdırdı. Kütahya dan gelen eserler tam anlamıyla kendisini büyülemişti. Sanatın birçok dalından eserler vardı, yaprak üstüne yapılmış Ayasofya, seramik heykel suluboya yağlı boya akrilik filmografi ebru cam sanatı hattat Türk yöresel elbiseleri giymiş kızların yaptığı servis Türk müziği ve Türk gastronomisi gerçekten görülmeye değerdi. Sergiye toplam da 27 Kütahya dan 27 Poole dan 54 uluslararası sanatçı ile hemen hemen sanatın her dalına değinilmişti. Sergi sonrası makamına davet edildim. Vali makamında özel bir protokol ile karşılandık. “Poole’da gerçekleşmiş olan en büyük etkinlik ” olduğundan dolayı Elmas Show sergisine övgüler yağdırdı. Ödül ve plaketler verildi. Makamda bulunan Belediye başkanı Elanie Atkinson elinde “ölü deniz” haritası çıkararak bana gösterdi ve Türkiye’yi çok sevdiklerini her sene tatile ölü deniz e gittiklerini bildirdi. Benim Türk kültür ve gastronomisini çok güzel bir organizasyonla İngiltere tanıtmamdan duydukları memnuniyeti dile getirerek; haritadaki benzerliğinden dolayı “ölü deniz ile Poole’u kardeş şehir yapmak istediklerini, bu mesajı biz sana veriyoruz sende büyüklerine ilet” diyerek bir nevi fahri elçi yaptılar. Ben mesajı ilettim ama büyüklerim devamını getirmediler. Eminim ki bugün hala o mesaj geçerlidir ve olumlu bir adım atılırsa bu iki şehir kardeş şehir olması gerçekleşebilir.
Etkinlikten sonra kültür müdürü ve Town crier (kralın çığırtkanı) beni kafeteryamda ziyarete gelerek belediye encümenlerinden oluşan society of Poole men derneğine üye yapmak istediklerini ve yapmak istediğim etkinliklere destek vereceklerini bildirdiler. Derneğe katılan tek yabancı, ilk Türk ve en genç üyesiydim. Belediye ye gelen başvurular bizim kontrolümüzden geçtikten sonra belediye ye onay konusunda yön verilerek sunuluyordu Buradaki başarılı sürecinden Sonra 850 yıllık bir tarihe sahip Poole bayrağını tanıtmak amacıyla Poole Flag Trust ismi altında bir şirket kuruldu ve şirkete direktör olarak atandım. Poole bayrağının tanıtımı için promosyon ürünlerini Türkiye de ürettirip İngiltere ye ithal ediyordum. 3 sene boyunca bu şekilde devam ettim. Annemin vefatından sonra ben çektim çocuklarım ve eşim çekmesin diyerek memlekete geri dönme kararı aldım. Hem dernekten hem direktörlük ten istifa edip 2015 de Bor’a yerleştim.
Manchester da Londra turizm müdürlüğü ile paydaş olarak Müslim heritage binasında Kütahya dan gelen eserlerle “Turkish art Unvovered” sergisi, Londra Enfield’de ve Bournemouth Cumberland Hotel’de sergiler açtım.”

Halibas Art’ın Bor/Niğde’deki etkinlikleri farklı alanlarda gerçekleşmektedir.
“Öze dönüş adı altında Bor un tanınan değerlerine ait eski fotoğraflar dan oluşan fotoğraf sergisi en dikkat çeken etkinliğimiz olmuştu. Rum kilisesinde 40 gün boyunca dünya Guinness rekorlar kitabına giren 15 metre kare boyutunda Atatürk portremizin yapılış esnasında kiliseyi 40 binin üzerinde ziyaretçi gelmişti, Bor’un nüfusu 30 bin…
Yaptığım tüm etkinliklerde şehrimizi ziyarete gelen sanatçıları tarihi yerlerimiz Roma havuzu şu kemerleri Gümüşler manastırı Niğde kalesi gibi şehrimizin güzide tarihi yerleri ziyaret edildi. Kilise, medrese, bedesten gibi tarihi yerlerde sanatçılarımız ilham alıp bunları fırça darbelerinde yer vererek Niğde’nin tüm tarihi yerleri resme alındı.
Yaptığım etkinliklere farkındalık oluşturmak açısından özel eğitim merkezleri, engelli dernekleri, ilk orta lise okul çocuklarımızı, ana sınıfı kreşleri, üniversite ve özel okulları, güzel sanatlar lisesini, sivil toplum kuruluşlarını dâhil ettim. Çalıştay sonu açılan sergilerimizde ceza evinde mahkûmların yaptığı eserlere ve rehabilitasyon merkezindeki yaşlılarımızın ortaya çıkardığı eserlere geniz yer verdim ve onları da etkin içine dâhil ettim. Satış amaçlı açılan sergilerde elde edilen gelir tamamen kendilerine kalacak şekilde ayarlandı ki üretmeye devam edebilsinler bulundukları ortamda bir nevide olsa ruhsal bir katkı sağlayabilmek açısından destek olmaya çalıştık.”
Serkan Haliloğulları’nın bu süreçteki en büyük avantajı ressam Kadir Şişginoğlu’nun hep yanında olmasıdır. Bir sanat eğitimcisi olan Kadir Şişginoğlu yazdığı yazılarla desteği ve yol göstericiliğini ortaya koymuş ve Halibas Art’ın yanında Bor’un tanıtımına da katkı sağlamaktadır.
“ANADOLU’NUN VATANSEVER, FEDAKAR SANAT GÖNÜLLÜSÜ-Niğde’li SERKAN HALİLOĞULLARI
Yedi yıl önce tanışmıştım ilk kez. Uluslararası bir sanat etkinliği yapmanın heyecanı içindeydi. Başlangıç o başlangıç, her yıl hedeflerini büyüttü. Şimdi 7.cisini yapıyor. Heyecanı yine yüksek, hedefi yine büyük. Ülke Ekonomisinin bu zorluğu içinde nerede ise hiç destek almadan, farklı alanlardan 100 e yakın sanat insanını ağırlamak, etkinlikler yapmak kolay iş değil. Ben de o günden beri fikri ve fiziki olarak yanında oldum. İlkinde yazdığım ve yayınlanan bir yazımı buradan paylaşıyorum. Katılacak sanatçıların Serkan Haliloğulları’nı ve Niğde’yi tanımaları için okumaları dileği ile….
DAĞLARIN GÖLGESİNDE SANAT BARIŞLA BULUŞTU 1.ULUSLARARASI NİĞBOR SANAT GÜNLERİ
Kadir ŞİŞGİNOĞLU*
Orta Torosların doğu-kuzey ve batı uzantıları ile çevrelenmiş, Bor ovasına doğru düzenli bir eğimle ilerleyen plato-ovada kurulmuş bir kent Niğde. Biraz yükseğinden geçen Adana yolundan şöyle bir baktığınızda gel-gör diye sizi pek çağırmıyor. Ancak; içine girdiğinizde sadece yanından geçip gidilmeyecek bir kent olduğunu anlıyorsunuz. Özensiz, sıradan, hatta çirkin yapılaşmanın gizlediği kent merkezine doğru ilerlediğinizde tarihi kimliği ortaya çıkıyor. Kentin tam merkezinde olan Kale; aslında sizi zaman yolculuğuna çıkaran bir höyük. Farklı zamanlarda yapılmış, çok değerli ustaların ellerinden çıkmış anıtsal yapılar, bir gerdanlığın parçaları gibi dizilmiş. Arada bazıları yok olmuş, kimileri de zamana yenik düşmüş, yorgun bedenini bırakmış. Kalenin surları, saat kulesi, Alâeddin Cami, biraz aşağısında Sungur bey camii ve Bedesten tarihin sessizliğinde Niğde’yi dinliyor. Kalenin çevresindeki sokaklarda ayakta kalmayı başarmış tek tük eski yapılar kenti okumanızı kolaylaştırıyor. Yüzyıl öncesine bir zaman yolculuğu yaptığınızda farklı kültürlerin izlerini taşıyan yaşlı kent yavaş yavaş canlanıyor.
Kalenin bulunduğu yer, bu bölgede M.Ö 7500-8000 lif yıllarda yerleşime başlayan Köşk höyük ile birlikte beş altı höyükten biri. Köşk Höyükte hayat bitince, Hititler döneminde adı Tüvana olan höyük Roma döneminde Tayana olmuş. Bu coğrafya Yanalı Apollonuis’u görmüş. Romalı’ların kente su getirmek için yaptıkları su kemerlerinin kalıntıları Selçuklu Osmanlı döneminde adını Kemerhisar’a dönüştürmüş. Kemerhisar tarihi kent merkezinde yakın zamana kadar yaşam devam etmiş. Şimdi arkeolojik Sit alanı. Kazılar on iki ay boyunca devam ediyor. Tayan’dan Bor’a doğru gelişim gösteren kentleşme Selçukluların bölgeye gelişi ile Nahita’ya (Niğde’ye) doğru kaymış. Türklerle birlikte kale merkezden başlayarak bugünkü sınırlarına erişmiş.
On bin yıllık kesintisiz yaşamın sürdüğü bu kent; kalesi, kulesi, camileri, medreseleri, kiliseleri, manastırları ile tarihi –kültürel –ticari kimliğinin yanı sıra günümüzde tarım ve orta ölçekli sanayi kenti olmuş. Adı sonradan Ömer Halis Demir olan Üniversitenin hızla büyümesi ile bir üniversite kenti kimliği de kazanmaya başlamış.
Etrafını kuşatan dağlar (Toroslar, Aladağ, Demirkazık, Hasandağı) Niğde’yi yalnızlaştırmış, ıssızlaştırmış… bir taraftan da korumuş. İnsan için anatomi nasıl kader ise; kentler için de coğrafya kaderdir. Yalnızlık, ıssızlık kaderini bir türlü yenememiş Niğde. Zorluklar ile mücadele etmek yiğitleştirmiş Niğdeliyi. Osmanlı Döneminde Dar-ül Pehlivaniye (yiğitler yurdu) sıfatını da bu yüzden almış olmalı. Milli Mücadele döneminde Torosların güneyinde Fransız işgali başlayınca hızlı bir refleksle Kuvay-ı Milliye teşkilatını oluşturarak Niğdenin işgalini önleyecek tedbirleri almış. Alınan stratejik askeri kararlar ile Fransızların Torosları aşmaları engellenmiş.
Cumhuriyet döneminin yavaş gelişen bu sessiz, sakin Anadolu kenti yatırımların azlığı nedeniyle sürekli göç vermiş. Yetmiş binlerde olan güncel nüfusu ile turizmi gelişmemiş dışa kapalı, coğrafi, tarihsel ve kültürel kimliğinin farkında olmayan, ciddi düzeyde bilim-kültür –sanat üretmeyen tipik orta Anadolu kenti görünümünde. Nüfusu kırk binlerde olan Bor ise daha dinamik hızlı gelişimi ile nerede ise Niğde ile birleşmiş.
Bor’lu bir işadamı olan Serkan Haliloğulları; yaşadığı kentin sıradanlığını değiştirmek için çaba harcayan, proje üreten kent-kültür sevdalısı bir insan. “Bir insan değişirse dünya değişir, bir insan değişirse her şey değişir” sözüne inananlardan ve inandıranlardan. Kuşkusuz İngiltere’de eğitim almanın ve yaşamanın kazandırdığı ufuk zenginliği de var. Güncel kültüre teslim olmuş kent insanının çaresiz ve umutsuzluğunu aşmanın kültürel kimliğini güçlendirmekle mümkün olabileceğini düşünmüş “ULUSLARARASI 1.NİĞBOR SANAT GÜNLERİNİ” düzenlemiş. Öncelikle kendi ilçesi Bor da olmasını istemiş Sanat Günlerinin. Ancak beklediği desteği ve ilgiyi göremediği için “Geçti Bor’un Zamanı” diyerek yönünü Niğde’ye dönmüş. Kendisi gibi düşünen, Niğde’ye yeni bir kimlik kazandırmak için bunun önemli bir tanıtım fırsatı olduğunun bilincinde olan, genç dinamik, edebiyatçı ve neyzen, Kültür ve Turizm İl Müdürü Basri Akdemir tarafından desteklenmiş. Serkan Haliloğullarının yakın zamanda kaybettiği annesinin hatırasına Halibas Art kuruluşunun nerede ise bütün maliyetini karşıladığı, organizasyonunu yaptığı bu ULUSLARARASI 1.NİĞBOR SANAT GÜNLERİNİN ana teması “sanat barışla buluşuyor” idi. İçinde yer aldığım bu etkinliğe on yedi ülkeden elliyedi ressam, heykeltıraş, fotoğraf-performans sanatçısı, müzisyen ve şair katıldı.
Niğde’nin tarihi mekânlarında karma sergiler yapıldı. Ressamlar Heykeltıraşlar Kültür Müdürlüğünde, Eski Ermeni Kilisesinde ve Ak Medrese’de eserlerini ürettiler. Halka açık olan bu çalışmalarda gençler çocuklar sanatçılarla tanıştılar, sohbet ettiler. Çocuk atölyeleri kuruldu. Akşamları müzik-şiir dinletileri, fotoğraf sunumları oldu. 27 Nisan Akşamı Selçuklu’nun Muhteşem yapısı Ak Medresede “Kadim Kent Niğde Kent Kültürü ve Müzeler” başlıklı bir sunum yaptım. Bu sunumda Kültür Turizm İl Müdürümüz Serkan Haliloğulları, etkinlik Sanatçılarının bir bölümü, önceden ziyaret ettiğim çok özel Niğde Arkeoloji Müzesinin değerli Müdürü ve ekibi, Sanat Tarihi ve resim öğretmenleri ile konuya ilgi duyan Niğdeli dostlar gelmişti.
İlk kez böyle bir organizasyon yapmanın deneyimsizliğine rağmen Serkan Haliloğulları ailesi eşi, kız kardeşi, çocukları ve ekibi tüm yüreği ile en küçük bir yorgunluk bıkkınlık belirtisi hissettirmeden misafirlerini kusursuz ağırlamak için ellerinden gelenin fazlasını yaptılar. Adeta evlerinde misafir ağırlar gibi ağırladılar hepimizi. Bunun yarattığı hoşnutluk bütün katılımcıları en güzel eserlerini üretmeye motive etti. Bu çalışmaların tanıtım sergisi ilk olarak tarihi, bin altı yüz yıllık Gümüşler Manastırında yapıldı. Tam bir sanat Festivali havasında gerçekleşen sergi, manastır mağaralarının içinden ve izleyicilerin arasından çıkarak doğal setlerden oluşmuş sahnede yer alan müzik korosu, opera sanatçıları, güncel ve sanat müziği eserleri ile renklendi. Mehter takımının manastırın üzerinden gelerek fetih mizanseni ile oluşturduğu mini konseri görülmeye değerdi. Yaklaşık iki binin üzerinde izleyicinin katıldığı bu etkinlikte Gümüşler Belediyesi gözleme ve ayran ikram etti. Bir sonraki gün Bor’daki bağ evinde ağırladı Serkan Haliloğulları misafirlerini. O günün akşamında sergi ve muhteşem gösteri, katılım belgelerinin verildiği kapanışla sanat günleri sona erdi.
Etkinlik süresince gençlerin ve çocukların sıcak ilgisine karşı halkın ilgisinin çok yüksek olmadığını fark ettim. Belli ki; ne olup bittiğini tam anlayamamıştı. Toplumu bir ağaca benzetirsek kültürün bu ağacın kökleri, bilimin ve sanatın bu ağacın meyveleri olduğunu pek anlamayan sadece halkın bir bölümü değildi ne yazık ki. Üst düzey il yöneticileri, üniversite temsilcileri de mesafeliydi etkinliklere. Sayın Valinin ve Belediye Başkanının farklı ülkelerden kentine gelmiş bu sanatçıları çalışmaları sırasında ziyaret etmeleri çok şık olurdu. Bu fırsatı kaçırdılar. Bu etkinliklerin kentin kültürüne ne denli katkı yapabileceğini, tanıtımında ne kadar etkili olabileceğini anlayamayanlardan biri de yerel medya kuruluşları idi. Kaldığım süre içinde sadece bir yerel gazetede alt bölümlerinde küçücük bir haber gördüm. Diğerleri bu etkinliklere gözlerini ve kulaklarını kapadı.
Tarih; uygarlığı ve kültürü geliştirmek isteyen insanların çabalarını yazıyor. Kendi kentinden başlayarak evrensel kültüre katkıda bulunmak isteyen insanların kültür denizine attığı taşın oluşturduğu halkalar eninde sonunda kıyıya vurur. Tarih de deniz gibidir. İçine ne atarsanız günün birinde kumsalınızda görürsünüz….Bu yüzden gelecekte gençlerin ve çocukların artan kültür sanat ilgisi, becerisi, değişecek yaşam felsefesi-kent vizyonu nedeniyle Niğdeli’lerin Serkan Haliloğulları’na şimdiden bir teşekkür borcu var. (1 Mayıs 2018)”
Küçük veya büyük bir yerleşim merkezi fark etmez her yıl sürekli olarak düzenlenen sanat etkinliğinin güçlü finansal desteklere sahip olması gerekir. Kamu ve yerel yönetimlerden destek almadan bireysel olarak bu tür etkinlikleri sürdürmek yorucudur. Serkan Haliloğulları içtenlikle yaşadığı sıkıntıları açıkça söyleyerek Halibas Art’a ne kadar önem verdiğini açıklamaktadır:
“Eşim bu etkinlikleri yapmam da çok büyük onur duymasına rağmen yapmamı hiç istemiyor, sebebi ise hemen her etkinliğin masrafı benden çocuklarımın rızkından çıkıyor. 2018’de etkinlik sonrası 850 bin TL borcu ödemek için eşimin BMW marka arabasını satıp borçları kapatmam iyice tuzu biberi olmuştu. Ona rağmen beni desteklese de her sene bu sefer olacak bu sefer destek verilecek diye yola çıkmamda sonu hep hüsran oldu.
Tüm bu etkinliklerimde dâhil olan herkes, mahalli sanatçılar, çocuklarımız , belediyeler, okullar biraz da olamasa değer kazandı , memleketimin tanıtımı yapıldı. Kazanan hep memleket oldu, ama sonu hep benim açımdan hüsranla bitti. Maddi olarak hep cepten hep kendimden çocuklarımın rızkından kestim. O yüzden hala beni boşamayan eşime çok büyük teşekkür etmem gerekiyor.“
Serkan Haliloğulları’nın sanata destek adına yaptığı katkıya karşılık “Bu memleketten bir şey olmaz, sanattan ne anlarlar.” diyenlere o da “Ölmek var, dönmek yok.” dermiş.
“Kimisi bu memleketten bir şey olmaz dedi kimisi bor sanattan ne anlar dedi, kimisi yaptığım işin gereksiz ve lüzumsuz olduğunu söyledi” şeklinde sözlere de yer veren Serkan Haliloğulları; “Kimileri beni tanımadan kim olduğumu bilmeden kendileri gibi bilip beni öyle tanıttılar. Kimileri yüksek makamlara beni kötü gösterip açılacak kapılarını kapattılar. Adeta yargılamadan infaz ettiler.
Geçen seneye kadar yılmadan bütün bu engellemelerin karşısında dimdik ayakta durup savaşımı bırakmadım, amacına ulaşmak için amansızca mücadele verdim. Her sene etkinliklerimin üstüne koyarak büyüterek ilerlettim” dedi.
Ben bu memlekete bir dönem bana karşı yapılan haksızlıklardan dolayı küsmüş biri olduğuna da değinen Serkan Haliloğulları, ama bu sene baba gibi saydığı ve sevdiği Çukurkuyulu Fahrettin Turgut’un kendisine “Devam et güzel işlerine, memleket kazansın” demesi üzerine “Ölmek var, dönmek yok” diyerek etkinliği Çukurkuyu’da yapma kararı aldığını söyledi.
“Beraberce yola çıktık ve yapacağımız etkinliğin temellerini attık” diyerek açıklamasına devam eden Serkan Haliloğulları, “Sonrasında Necmi Pişkin abim yoldaşım oldu, etkinlik boyunca inanılmaz çaba gösterip Halibas Art 5. Uluslararası Kültür Sanat Festivalimizi alnımızın akıyla bitirdik. Yolda bizlere inananlarda katıldı, bir aile olduk her biri özverili şekilde inanılmaz destek verdiler. Özelikle sanatçılarımız düşük imkânlara rağmen yanımızda olup misyonumuza büyük katkı sağladılar, zaten onlarsız bizim yaptıklarımızın bir anlamı yoktu. Sanatçıların Niğde’mizde gezdiği yerleri ve etkinliğin karelerini sosyal medyada yaptıkları paylaşımlar yoğun beğeni aldı ve çok yüksek izlenme sayılarına ulaşıldı, buda memleketimizin tanıtımına inanılmaz bir katkı sağladı. Hepinize canı gönülden teşekkür ediyorum.
Bu sene bizlere desteği geçen herkese, bizlere inanarak destek olan başta Sayın Valimiz Cahit Çelik’e, Bor Kaymakamımız Gökhan Görgülüarslan’a, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Rektörümüz Prof. Dr. Hasan Uslu’ya, desteklerken gözlerini budaktan sakınmayan bizlere inanan Belediye Başkanlarımıza, Alay Komutanımıza, Emniyet Müdürümüze, Jandarma Komutanlarımıza, parti temsilcilerine, STK’lara, basın mensuplarına ve katılım sağlayan kıymetli vatandaşlarımıza çok teşekkür ediyorum.”
Serkan Haliloğulları yazacağım yazının sonuna “Halibas Art hayalinin başlangıcından bugüne kadar benden desteğini ve fedakârlığını hiç bir zaman esirgemeyen her daim yanında duran değerli eşim ve çocuklarıma çok teşekkür ediyorum. “ ibaresini uygun bir şekilde yerleştirilmesini rica etmişti. Anadolu’nun küçük bir ilçesi olan Bor’da sanata katkı sağlayan bir sanat sevdalısının ricasını yerine getirmiş oldum.
Halibas’ın web sayfası, sosyal medya ve basına aracılığıyla festival katılımcı sanatçıları ve bazı çalışmaları inceledim. Bugüne kadar Halibas Bor Fuarı’nda Türkiye’nin çok satan ve bilinen meşhur sanatçıları hiçbir zaman yer almamış olup, fuarın sponsoru Serkan Haliloğulları temel amaçlarının sanatın varlığını yurdun her tarafında olduğu gibi Bor’da da hissedilmesi için gayret sarf etmesinin karşılıksız ve içten duygu ve düşüncelere dayandığı düşüncesindeyim.
Olağanüstü şartlar olmazsa 2026 yılında Halibas Festivali’ni ziyaret edeceğim, yerinde gözlemlerle uygulamaları hakkında daha detaylı bilgi vermeye çalışacağım.
Bu sıradanlık içinde farklı olabilen, sanata destek için çizdiği yoldan ayrılmayan Serkan Haliloğlu’nun bu çabası Türkiye sanat piyasası içinde çok küçük olsa da, nüfusu 30.00 civarında olan ve sürekli olarak her yıl yapılan başka bir organizasyon bulunmayan Bor ilçemiz adına önemli çok önemli bir çabadır. Sanat büyük şehirlerden çıkıp, küçük yerleşim yerlerinde halkla temas sağlayabilmesi için fedakâr yerel sponsorlar çok önemlidir. Onlar fitili ilk ateşleyen cesur yüreklerdir. Bu ülkenin kamu ve yerel yönetimlerinin Halibas adı altında sanat organizasyonları yapan Serkan Haliloğulları gibi sanat sevdalılarının çabasını anlaması ve desteklemesi gerekir.
Vecdi Uzun

“2017’de Beylikdüzü Yaşam Vadisi’nde Türkiye deki ilk Uluslararası çalıştayımı gerçekleştirdim. Beylikdüzü Belediyesi için gerçekleştirdiğim bu etkinlikte 11 ülkeden 18 sanatçı ile harika bir çalıştaya imza attık. Yaşam Vadisi’ndeki çalıştayımıza sanatçılarımızın yanı sıra yaşam vadisindeki sanat atölyelerinde çalışan sanatçılar da dâhil oldular. Onlarında dâhil olması ile ortaya çok güzel kareler çıktı dostluklar kuruldu köprüler örüldü. Şenol Özdevim küratörlüğünde gerçekleştirdiğimiz etkinlik 1 hafta boyunca sürdü ve sanatçılarımız İstanbul’un tarihi yerlerini gezip boğaz turu yaptılar.





























































