KÖŞE YAZILARIUlaş Karakaya

Toprak Ana – Ulaş Karakaya yazdı…

”Ey Güneş Tanrıçası en büyük yalnız sensin; hiçbir tanrı seninle kıyaslanacak kadar saygın ya da büyük olamaz.”
Anadolu’da bulunan bir tablette böyle yazıyordu.
Erkekler, tanrıçalarını kendileri yaratmıştı. Yarattıkları tanrıçaları kildendi. Her biri tombul, çıplak ve doğurganlık sembolü olarak tasvir edilmişti.
Zaman ilerleyecek, yaşamın ve doğurganlığın sembolü kadın yerini erkeğin gücüne bırakacaktı. Gökten gelen kutsal kitaplar artık eril bir tanrıdan bahsediyordu. Ve bu tanrı ilk kadına çok kızıyordu. Çünkü kitaplarda yazdığına göre Adem babamızı kandırmıştı! Artık kadının kaderi belli olmuştu.

Arap yarımadasında diri diri toprağa gömülecek, Ortaçağ Engizisyon mahkemelerinde cadı yaftası vurulacak ve diri diri yakılacaktı.
Kadın artık ikinci sınıftı. Hatta Nazım ustaya göre sofrada yeri öküzümüzden sonra geliyordu.
Oysa adı üstünde her şey toprak anadan geliyordu ve biz yine ona dönüyorduk.
Ama kadın artık yaftalanmıştı Havva ile ve bunun geri dönüşü yoktu. Kötülüğün ana teması kadındı ve sokaklara çıkmaları tercih edilmiyordu. Çünkü erkekleri baştan çıkarabilirlerdi!
Çin’de sırf bu nedenle kadınların ayakları sarılıyor ve ayaklarının büyümeleri engelleniyordu. Böylece kadın eve bağlanıyordu. Evcimen oluyordu !
Bu ayak sarmanın diğer nedeni ise küçük ayak o dönem güzelliğin sembolüydü. Nasıl bir güzellikse bu! Ayaklar, küçültme nedeniyle çoğu zaman işlevini yitiriyordu. İşte efsane Külkedisi masalının Çin’de doğmasının ana nedeni buydu. Küçük ayaklı mahkum kız…

Kadınlar bu büyük baskıyı kıracak bir yol her zaman buluyorlardı.

Yang Huanyi(Nüshuyu Son bilen kadın)

Çin’de kadının erkekler gibi yazması ve okuması yasaktı. Kadın, Nushu‘yu doğurdu. Nushu kriptolu bir yazımın adıydı ve sadece bunu kadınlar biliyordu. Kadınlar elbiselerin, yelpazelerin, mendillerin üzerine bunu özenle işliyorlardı. Ve erkekler ve efendiler bu işlemelerin bir yazı dili olduğunu bilmiyordu. Dokunan ve işleyen parmaklar bir kölenin parmaklarıydı ama semboller özgürdü. Tarih çağlarını delip günümüze kadar uzanacaktı. Su akacak yatağını yine bulmuştu.

Tanrıçaların beşiği Anadolu‘da gün gelecek kadın Harem‘de gözde olma için yarışacak gün gelecek Anadolu’nun savaşlarında cepheye mermi taşıyan kadın çıkmaz bir sokağın ortasında infaz edilecekti.

Femmes Tondues (Traşlı Kadınlar)

Zaman ve tarih acımasızdı. Ve savaşlar daha acımasız… Topraklarını bir günde Nazilere teslim eden Fransız erkekleri savaş bitiminde suçluyu bulmuştu. ”Kadın”
Naziler ile işbirliği yaptıklarını iddia ettikleri kadınlara Naziler gibi işkenceye başlamışlardı. Saçlarını kazıyorlar ve alınlarına gamalı haçı kızgın demirle dağlıyorlardı.
Bu kadınları kucaklarında çocukları ile birlikte adeta recm ediyorlardı. Erkeklerin savaşında suçlanan yine kadındı! Nazi kamplarından kurtulan kadın Fransa’nın cesur erkeklerine teslim edilmişti!
Aynı Fransız erkekleri çok geçmeyecek bu uyguladıkları vahşeti Cezayir kadınları üzerinde de deneyecekti.

Pholan Devi

Adı Pholan Devi‘ydi. Tüm kadınların intikamını almak ister gibi bir hali vardı. Hindistan’da doğdu. ”Doğduğumda bir köpekten daha değersizdim” diyecekti.
On bir yaşında kendisinden 21 yaş büyük bir erkek ile evlenmesi uygun görülmüştü. Dört yıl dayanabildi. Kaçmaya başladı. Her kaçışında yakalanıp geri veriliyordu. Kocası bu kaçışlar yüzünden artık onu istemiyordu. Köyüne geri döndü. Ama o dul ve kovulan onursuz bir kadındı artık. Bir gün köylerini silahlı bir çete bastı ve Pholan’ı kaçırdı. Çete reisinin tecavüzlerine maruz kaldı. Çete reisini ileride eşi olacak Vikram öldürdü. Vikram’ın yanında haydutluğu öğrendi. Ve silah kullanmayı. İntikamını almak istiyordu. Eşi başka bir çete tarafından öldürülünce yine kaderiyle baş başa kaldı. Yakalandığı köyde üzerindeki elbiseler çıkarılarak çırılçıplak gezdirildi. Ve köyde toplu tecavüze uğradı.
Eski çete arkadaşlarından birinin yardımıyla o köyden kaçtı.
O köye geri döndüğünde sayısız adamı ve omzunda silahı vardı O artık horlanan ve ezilen bir kadın değil
”Haydutlar Kraliçesiydi.”Artık senaryo değişmişti.
Köy meydanında toplanan kalabalıktan iki isteği vardı:
”Eşimi öldüren iki haydutu ve bana tecavüz eden isimleri vereceksiniz.”
Verdiği süre dolduğunda dere kenarında kafasına sıkılmak üzere elleri arkadan bağlı bekleyen 22 erkek vardı.
Hiç birisine acımadı….
Yakalandığında cezaevinde erkekler ile beraber aynı koğuşta kaldı.
Çıktığında artık bir efsaneydi. Bu büyülü atmosferi kullanarak parlamentoya girdi.
Evinden çıkıp yürümeye başladı. Son yürüyüşüydü.
Öldüğünde vücudundaki kurşunların sayısını kimse bilmiyordu…

Adana İncirlik’de görevli subaylar Adana genelevlerini dolaştılar. Yastıkları, yorganları, çarşafları kontrol ettiler. Ertesi gün genelev kadını ve orospular diye yaftalanan kadınlar için Amerikancı basınımız; ‘Özel kadınlar’ diye manşet attı. Özel kadınlığa terfi etmişlerdi! İleride telefonları olanlar ise tele kızlığa terfi edecekti!

Mehmet Şevket Eygi 6.filoyu kıble almışken özel evler Amerikan askerleri için temizleniyor, boyanıyor ve hazırlanıyordu. İçlerinden birisi çıktı adı Kezban‘dı; ‘ben yatmam bu gavurlarla’ dedi.
Özel kadınlıktan orospuluk kategorisine düştü.

Kadınlar zamanın çarklarına yenilmişti.
Kadının en yüceldiği topraklarda Anadolu’da bile artık kadının çiftleşme izni babadan ve aile büyüklerinden alınıyordu; bir tuzlu kahve eşliğinde…
Ama kadın eninde sonunda bir isyan ve direnç noktası buluyordu. Çünkü kadın yaşamın ta kendisiydi. Yeniliyordu toprak ana gibi değiştiriyordu. Bazen elbiselere nakşediyor, bazen bir halıya , bazen bir çembere işliyordu özgürlüğünü. An geliyor elini silahına alıp cepheye koşmasını da biliyordu. Çocuğunu emzirmesini de ve toprağı yeşertmesini de…Her şey başladığı yere dönüyordu.

İşitin ey ülkeler, Ece Nana’ya düzülen övgüleri; Göklere çıkartın övgülerinizle Yaratıcı-Ana’yı; yüceltin saygınlığını; yükseltin Onun şanını, yakın durun bu güçlü Kadın’a.
(Sümer Tabletleri)

Ulaş Karakaya

Ana Görsel: İbrahim Balaban Tablosu

Kaynak:
Merlin Stone/ Tanrılar Kadınken
Eduardo Galeano/Aynalar
Dünya Mitolojisi/ Donna Rosenberg
Kapital Özel Kılavuz/Alaattin Bilgi
Yazar: Yıldız Cıbıroğlu/ Kadın Saçı
Pholan Devi/amargidergi.com…
Femmes Tondues/ Liberation 39-45
Fonetik Yolculuk/ Mahiye Morgül
Fotoğraflar 1-İbrahim Balaban Tablosu 2-Yang Huanyi(Nüshuyu Son bilen kadın) 3-Femmes Tondues (Traşlı Kadınlar) 4*Pholan Devi 5-Femmes Tondues(Traşlı Kadınlar2)

Etiketler
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı