KÖŞE YAZILARIKÜLTÜREL MİRASŞeref Umut Ersop

İstanbul’da Osmanlı Dönemi Ramazan Geleneklerinin Kültürel Miras Perspektifinden Değerlendirilmesi

Şeref Umut Ersop yazdı.

İstanbul’da Osmanlı Dönemi Ramazan Geleneklerinin Kültürel Miras Perspektifinden Değerlendirilmesi – Şeref Umut Ersop yazdı…

İstanbul’da Osmanlı dönemi Ramazan gelenekleri, dinsel pratikler ile toplumsal ritüellerin iç içe geçtiği özgün bir kültürel alan oluşturmuştur. Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti olan İstanbul, hem siyasal hem de kültürel merkez konumuyla Ramazan ayına ilişkin ritüellerin biçimlenmesinde belirleyici rol oynamıştır.¹ Bu bağlamda Ramazan, yalnızca bireysel bir ibadet süreci olarak değil; kamusal alanı dönüştüren, toplumsal dayanışmayı güçlendiren ve kuşaklar arası aktarımı mümkün kılan bir kültürel miras pratiği olarak yaşatılmıştır. Mahalle fırınları, özellikle Eminönü, Fatih ve Üsküdar semtlerinde Ramazan boyunca yoğun halde  toplumsal hareketliliğe sahne olmuştur. İftar ve sahur hazırlıkları kapsamında kamusal mekânlarda oluşan bu canlılık, Ramazan’ın kolektif karakterini yansıtmıştır.² Çocuklar ise henüz dini sorumluluk çağına erişmemiş olsalar da “Tekne Orucu” uygulaması aracılığıyla sembolik biçimde oruç pratiğine dahil edilmişlerdir.³ Bu uygulama, pedagojik ve kültürel bir geçiş ritüeli niteliği taşımıştır. Ramazan ayının gastronomik boyutunu temsil eden güllaç tatlısı, saray mutfağından halk sofralarına uzanan kültürel etkileşimin önemli örneklerinden biri olmuştur.⁴

Bunun yanında cami minareleri arasına kurulan mahya ışıkları, Ramazan’ın görsel ve simgesel boyutunu kamusal alanda görünür kılmıştır.⁵ Bu çalışma, söz konusu gelenekleri İstanbul bağlamında tarihsel süreklilik ve kültürel miras perspektifi çerçevesinde değerlendirmiştir.

Tekne Orucu ve Çocukların Katılımı

İstanbul’da Tekne Orucu, çocukların Ramazan geleneğine aşamalı biçimde katılımını sağlayan sembolik bir ritüel olarak uygulanmıştır. Genellikle öğle ya da ikindi vaktine kadar tutulan yarım günlük oruç biçiminde icra edilen bu gelenek, Osmanlı toplumsal hayatında pedagojik bir işlev üstlenmiştir.⁶ Rivayete göre uygulamanın adı, Osmanlı evlerinde hamur yoğurmak için kullanılan büyük ahşap kaplardan, yani “tekne”den gelmiştir. Çocukların oruç tutma konusundaki ısrarı karşısında yetişkinler, onların sağlıklarını korumak amacıyla “tekne kadar” yani yarım gün  oruç tutmalarına izin vermişlerdir.⁷ Çocukların öğle vaktine yakın  hamur teknesinin başına oturtulduğu ve ekmek piştiğinde  “tekne devrildi” denilerek oruçlarının sembolik biçimde tamamlandığı söylenmiştir. ⁸ Bu uygulama, çocuklara sabır, paylaşma ve sorumluluk bilinci kazandırmayı amaçlamıştır.  Çocuklar öğlene kadar oruç tutmuş; ardından aile büyükleri tarafından küçük törenlerle ödüllendirilmişlerdir. Harçlık verilmesi, özel yiyecekler hazırlanması ya da ailenin en büyüğü tarafından çocuğun takdir edilmesi örneğin çocuğun sırta alınarak ev içinde dolaştırılması gibi uygulamalar, toplumsal onay mekanizmasının bir parçası olmuştur.

Ayrıca çocukların mahalle fırınlarına pide kuyruğuna gönderilmesi de bu pedagojik sürecin devamı olarak değerlendirilebilir. Çocuk, ailesi için ekmek temin etme sorumluluğunu üstlenmiş; böylece emeğin, nimetin ve aile içi dayanışmanın değerini deneyimleyerek öğrenmiştir. Günümüzde Tekne Orucu dini bir zorunluluk olmaksızın geleneksel uygulama olarak sürdürülmüş; kültürel mirasın aile içi aktarım araçlarından biri olmayı devam ettirmektedir.

Güllaç ve Saray–Halk Etkileşimi

Güllaç, Osmanlı saray mutfağında 15. yüzyıldan itibaren Ramazan ayına özgü bir tatlı olarak halk tarafından hazırlanmıştır. Güllaç yapraklarının nişasta ve süt ile işletilmesi ile oluşan hafif bir tatlı olma özelliğini taşımaktadır.  ⁹ Halk geleneğinden zamanla saray mutfağında da  geliştirilen bu tatlı, sarayda yayılmıştır. Saray düğünlerinde ve özel merasimlerinde gelen yabancı konuklara ikram edilmesi, güllacın yalnızca bir tatlı değil, törensel ve temsili bir unsur olduğu görülmeye başlamıştır. Bu durum, saray mutfağı ile halk mutfağı arasında çift yönlü bir kültürel aktarım sürecinin varlığına işaret etmiştir. Gastronomik pratikler, bu bağlamda somut olmayan kültürel mirasın taşıyıcı unsurları arasında yer almıştır.

Mahya Işıkları ve Kamusal Hafıza

Mahya, Osmanlı döneminde özellikle Ramazan aylarında cami minareleri arasında gerilen ışıklı yazılar veya sembolik şekiller olarak bilinir. Bu gelenek, hem estetik hem de toplumsal bir işlev taşımıştır.

Mahyaların kökeni, 16. yüzyılın ortalarına kadar uzanır ve teknik olarak Osmanlı mimarisi ve aydınlatma kültürü ile doğrudan ilişkilidir.

İlk mahyaların Eyüp Sultan Camii çevresinde kurulduğu ve burada dini mesajların halka ulaştırılması amacıyla kullanıldığı aktarılır. Mahyalar genellikle Ramazan boyunca toplumsal birlik, paylaşma, ibadet bilinci ve ahlaki öğütleri sembolize eden mesajlar içerirdi.¹⁰ Kimi zaman “Hoşgeldin Ya Şehr-i Ramazan” gibi karşılamalar, kimi zaman da “Komşu Hakkını Unutma” gibi toplumsal uyarılar mahya metinlerinde yer almıştır. Mahyalar yalnızca metinlerden oluşmaz, aynı zamanda yıldız, hilal, kandil, nazar boncuğu gibi figürlerle de süslenmektedir. 18. ve 19. yüzyılda teknik gelişmelerle birlikte mahyalar daha büyük ve karmaşık hâle gelmiş; özellikle  Süleymaniye, Fatih ve Sultan Ahmed Camii gibi büyük camilerinde görkemli mahyalar oluşturulmuştur. Bu dönemde mahya, sadece dini değil, aynı zamanda kültürel ve sanatsal bir ifade biçimi olarak kabul edilmiştir. Mahya geleneği, Osmanlı toplumsal hafızasının görsel bir aracı olarak işlev görmüş ve halkın Ramazan ayındaki ritüel bilincini güçlendirmiştir.¹²

Sonuç

İstanbul’da Osmanlı dönemi Ramazan gelenekleri, çocukların Tekne Orucu aracılığıyla dinsel ve toplumsal yaşama adaptasyonunu sağlamış; aile içi ödüllendirme pratikleriyle toplumsal onayı pekiştirmiştir. Güllaç tatlısı saray ve halk kültürleri arasında gastronomik bir köprü işlevi görmüş; mahya ışıkları ise Ramazan’ın görsel ve simgesel boyutunu kamusal alanda görünür kılmıştır.

Bu gelenekler, İstanbul’un kültürel mirasının önemli bileşenleri olarak kuşaklar boyunca aktarılmış; somut ve somut olmayan miras unsurlarının bütüncül bir örneğini oluşturmuştur.

Şeref Umut ERSOP
Tarihçi

Dipnotlar

1.Türkiye Today, “Ramazan’da çocukların ‘tekne orucu’ geleneği,” Türkiye Today, 21 Mart 2025, https://www.turkiyetoday.com/culture/ramadan-in-turkiye-daily-life-cultural-traditions-spiritual-significance-124708⁠

2.Türkiye Today, “Ramazan ayının günlük yaşam ve kültürel ritüelleri,” Türkiye Today, 21 Mart 2025, https://www.turkiyetoday.com/culture/ramadan-in-turkiye-daily-life-cultural-traditions-spiritual-significance-124708⁠

3.Yeni Asır, “Geçmişten günümüze Ramazan gelenekleri,” Yeni Asır, 2 Nisan 2023, https://www.yeniasir.com.tr/pazar/2023/04/02/gecmisten-gunumuze-ramazan-gelenekleri⁠

4.Gölcük İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, “Anadolu’da çocuklar için bir Ramazan geleneği olan Tekne Orucu etkinliği başladı,” gölcük.meb.gov.tr, 16 Mayıs 2018, https://golcuk.meb.gov.tr/www/anadoluda-cocuklar-icin-bir-ramazan-gelenegi-olan-tekne-orucu-etkinligi-basladi/icerik/1546⁠

  1. Türkiye Today, “Ramazan’da mahya ışıkları ve görsel ritüeller,” Türkiye Today, 21 Mart 2025, https://www.turkiyetoday.com/culture/ramadan-in-turkiye-daily-life-cultural-traditions-spiritual-significance-124708⁠
  2. Wikipedia, “Güllaç,” Vikipedi, son erişim tarihi Şubat 2026, https://en.wikipedia.org/wiki/G%C3%BClla%C3%A7⁠

7.Anadolu Ajansı, “600 yıllık Osmanlı tadına ramazan ilgisi,” Anadolu Ajansı, 15 Haziran 2016, https://www.aa.com.tr/tr/pg/foto-galeri/600-yillik-osmanli-tadina-ramazan-ilgisi⁠

  1. Lacivert Dergi, “Ramazan medeniyeti,” Lacivert, 17 Mayıs 2019, https://www.lacivertdergi.com/dosya/2019/05/17/ramazan-medeniyeti⁠

9..Wikipedia, “Mahya lights,” 1 Mart  2026, saat : 22.00 https://en.wikipedia.org/wiki/Mahya_lights⁠

10.Yıldız, Mehmet, Osmanlı Döneminde İstanbul’da Ramazan Kültürü, İstanbul: Tarih Vakfı Yayınları, 2017, s. 112-118

  1. Koca, Ahmet, “Eyüp ve Süleymaniye Camilerinde Mahya Geleneği,” Türk Kültürü Araştırmaları Dergisi, 2020, c. 14, s. 45-60
  2. Karadeniz, Selim, Osmanlı’da Işık ve Estetik: Mahya Uygulamaları, Ankara: Kültür Bakanlığı Yayınları, 2015

‘Yeni Nesil Tütün/Nikotin Ürünlerinin Piyasaya Arzı Suçtur’

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu