Fareler ve İnsanlar Üzerine – Erbil Karakoç yazdı…

John Steinbeck’in ölümsüz eserlerinden biri olan ‘Fareler ve İnsanlar’ı yeniden ele almak düşüncesi uzun zamandır kafamı kurcalıyordu. Öncelikle romandaki ana karakterlere kısaca değinmekte fayda var. Romanın iki ana karakterinden biri George Milton öteki ise Lennie Small. George Milton kısa boylu ve görkemli bir fiziğe sahip değildir fakat karakter olarak mantıklı ve zeki biridir. Olayları ve olacakları sezinleme kabiliyeti yüksektir. Lennie ise iri yarıdır iyi bir fiziği vardır. Gücü kuvveti bir patron için bulunmaz nimettir. Ancak diğer insanlardan zeka seviyesiyle ayrışır. Devamlı kontrol edilmek zorundadır. Bir şeyi birkaç kez anlatmanız gerekir. Sadece çok önemsediği şeyleri aklında tutabilir. İri ve kuvvetli olması yanı sıra duygularını abartması sonucu fiziksel olarak her şeye zarar verecek biridir.
Öyle ki köpek yavrularını severken öldürür… Tıpkı Curley’nin karısının saçlarını okşarken öldüreceği gibi…
Romanda ilgi çekici birçok karakter vardır ancak bu yazı romandaki karakterleri tanıtmak için değil romanın günümüz koşullarındaki algısına hitabendir. Bunun için romanın iki temasını öne çıkaracağım. Birinci tema romanın başlarındaki yaşlı adamın köpeğinin öldürülme işidir. Burada John Steinbeck sevgi ile nefreti karşılaştırmaktadır. Candy’nin köpeği yaşlı ve sakat olduğu için Carlson tarafından vurularak öldürülür! Carlson’un amacı yaşlı köpeğin acılarını dindirmek değildir. Carlson köpeğin koktuğunu yaşlandığını ve hasta olduğunu iddia eder. Niyeti köpeğin acılarına son vermek istemek değildir. Carlson köpekten nefret ediyordur. Sevgisiz ve kalpsiz bir adamdır. Ona göre yaşlanmış köpeğin yaşam hakkı yoktur. Ötenazi hakkını nefret üzerine kurgulamaktadır. ( Daha sonraları ötenazi tartışması romanın yasaklanma sebeplerinden biri sayılacaktır )
Candy yaşlı bir çiftçidir. Köpeğini korurken birkaç kelime söylemekten öteye gidemez. Ve köpeğini Carlson’nun ellerine teslim eder. Belki de sormamız gereken soru Carlson’nun nefretinin kaynağıdır? Buhran dönemidir. İnsanlar iş bulmak için eyaletten eyalete seyahat etmek zorundadırlar ve işçi ücretleri çok düşüktür. Üstelik işçiler her türlü kötü muameleyle karşı karşıyadırlar. Kimileri ekmek kavgasında gereksizdir. Yaşlı, zayıf ve hasta olanların yaşama hakkı yoktur. Carlson ile vücut bulan işçinin öfkesi; insanı zayıf hasta çaresiz bırakan sistemin çarklarına değil tam tersine yine işçiye ve zayıf düşürülen her türlü canlıya yönelir. Köpek zayıftır ve ölmesi gerekir! Candy yaşlıdır ve köpeği hak etmiyordur! Crooks zenci ve sakattır. Diğer işçilerden ayrı yaşamak zorundadır ve onu hiçbir beyaz işçi sevmez!
Curlynin karısı. Romanda tek kadındır ve bir ismi dahi olmamasına rağmen tehlikelidir. Erkekleri her an baştan çıkarabilir! Zayıf olan hayatta kalmamalıdır. Ancak Lennie de zayıftır. Fakat Georg Milton Lennieyi korumaya çalışır. Onu alabildiğince olaylardan ve insanlardan uzak tutmaya çalışır. Ona bir hayal satar. Bir gün kendi çiftlikleri olacaktır… O güne kadar ise her ikisi de burunlarını başkalarının işlerine sokmamalıdırlar.
İkinci tema ise romanın sonlarında gerçekleşir. Georg Miltonun, Lennieyi öldürmek zorunda olduğu o anda. Jhon Steinbeck romanın sonunda başka bir fedakar duyguyu öne çıkarır. Georg Milton, Lennienin yakalandığında uğrayacağı işkenceyi bilmektedir. Onun için Lennieyi kendisi öldürmek zorundadır. Tabi iki dostu ayakta tutan hayallerini de ! En iyi planları farelerin ve insanların, Sıkça ters gider! John Steinbeck’in buhran döneminde anlatmak istediğini sıradan karakter kurgularıyla öne çıkarması onun ne derece derin bir zihin yapısının olduğunu gösterir. Sıradan insanların hayatlarının dayanılmaz bir ağırlığı vardır. Gündelik hayatın koşuşturması içinde kendi hayallerini unuturlar. Karanlık bir sarmalın içinde yalnızdırlar. Dayanışma ruhundan çok uzakta yaşarlar bu da onları korumasız ve korunaksız bırakır ve hiçbir planları yolunda gitmez. Tıpkı bir farenin buğday tarlasının bolluk ve bereketi içinde ölüp gitmesi gibi insanlarda ölüp giderler.
Eser yayımlandığı dönemde ABD de sakıncalı bulunur. Yasaklanır. Bunun başlıca sebepleri, ötenaziyi savunması, patron karşıtı olması, ırkçı ve küfürlü ifadeler içermesidir. Eser 3 Aralık 2012’de İzmir İl Millî Eğitim Müdürlüğü Kitap İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tarafından da sakıncalı bulunmuştur. Fakat yazarın gerçekte anlatmak istediği bana göre bir heyehula içerisinde insanın insana sahip çıkmasıdır. Tüm kötülüklere rağmen hala hayal kuruyor olabilmesidir. Yalnızlığa inat iki kişinin dostluğunun tüm yaşamı değiştirebileceği iddiasını taşıyor olabilmesidir! Sömürge sisteminde hiçbir işin çiftlik sahibinin dahi işlerinin yolunda gitmeyeceğidir… John Steinbeck, Bitmeyen Kavga ve Gazap Üzümleri romanınında da sıradan insanların hayatlarına dokunur. Sıradan insanların günlük mücadelelerini hayata tutunmalarını ve karşılığında ödedikleri bedelleri anlatır.
Çünkü tüm mucizeleri sıradan insanlar yaratır !
Erbil Karakoç





























































