KÖŞE YAZILARIVecdi Uzun

Sıradan Olanın Farklılığı: Güven Baykan

Vecdi Uzun yazdı...

Sıradan Olanın Farklılığı: Güven Baykan – Vecdi Uzun yazdı.

Güven Baykan’ın Edebiyatı, Belleği ve Sanatı Üzerine

“Kimi yazarlar hayata yüksek bir tepeden, büyük sözlerin yankılandığı alanlardan seslenir; kimileri ise küçük bir mutfakta, pencerenin önünde duran saksının solmuş çiçeklerine bakarken bulur sözcüklerini. Güven Baykan, ikinci yolu seçenlerdendir. Onun edebiyatı, sanatla kurduğu bağ, bakışındaki sabır ve anlatımındaki içtenlik; gösterişten uzak, ama sezgisi güçlü bir dünyanın izlerini taşır. “Sıradan olanın farkındalığı” dediği şey, tam da bu bakışın ifadesidir:
Hayatın olağan akışı içinde gözden kaçanları, küçük sanılanı, kıyıda kalanı önemseyen bir bilinç hali.”

Güven Baykan’ı tanımak, sadece bir insanı değil, bir yaşam biçimini tanımaktı benim için. Sanatı yapıp geri çekilmek yerine onun içinde yaşamayı seçmiş, birçok disiplini aynı anda soluyabilmiş biridir. Bu çok yönlülüğüyle, ben onu sıradan olanın içinde farklılık yaratanlar arasında görüyorum. Onu, vefat eden eşine hâlâ kalpten bağlı, oğlunu ise hayatında özel bir yerde taşıyan bir baba olarak biliyorum. Ve bir gün aynayı onun bu sıra dışı duruşuna çevirdim; o içini açtı, ben sadece yazıya döktüm.

Güven Baykan, sıradanın içindeki derinliği fark edebilen bir gözle yazmaya, anlatmaya, görmeye yönelmiş bir sanatçıdır. Trabzon doğumlu, ilk, orta ve üniversite eğitimini yine bu şehirde tamamlamıştır. Sanatla ilişkisi erken yaşlarda tiyatro sahnesinde başlamış; 1987 Denizli Geleneksel Tiyatro Şenliği’nde Oktay Arayıcı’nın “Rumuz Goncagül” oyunundaki Müfit Mürted rolüyle en iyi erkek oyuncu ödülünü kazanarak dikkat çekmiştir. Bu ödül, onun sahneyle olan bağının yalnızca performansa değil; duyguya, metne ve anlatıya dayandığını gösteren ilk izlerden biridir.

Yazın hayatına 2013 yılında başlayan Baykan, şiiri bir tür iç konuşma olarak görür. Şiiri yalnızca duyguların değil, sezginin, belleğin ve gözlemin de alanı olarak tanımlar. Telgrafhane Yayınları’ndan çıkan üç şiir kitabı —Akşamlık (2015), Yol Hep İkiye Ayrılır (2016) ve Havada Üç Beş Martı (2019)— onun şiirsel dilinin zaman içinde nasıl bir olgunluk kazandığını gösterir. Baykan’ın şiirlerinde imgeler yalındır; cümleler kısa ama çarpıcıdır. Kimi zaman bir yalnızlık anı, kimi zaman bir çocukluğun sesi, kimi zaman ise geçmişten sarkan bir perde olur şiirlerinde. Her şiir, hem içe hem dışa dönük bir seyahatin kapısını aralar.

Sıradan Olanın Farklılığı: Güven Baykan

Edebi üretimi yalnızca şiirle sınırlı değildir. 2024 yılında Cumhuriyet Yayınları’ndan çıkan Yarım Kalan Fısıltılar adlı öykü kitabı, onun anlatı gücünü öykü formunda da etkileyici biçimde ortaya koyar. Bu kitapta yalnızca karakterler değil, mekânlar ve zamanlar da başlı başına birer öykü kişiliğine dönüşür. Kitabın adını taşıyan “Yarım Kalan Fısıltılar” öyküsü, sinemaya uyarlanabilecek görsel gücüyle ön plana çıkar. Baykan’ın kaleminde eksik kalan cümleler, söylenmeyen duygular ve unutulmuş bakışlar edebiyatın merkezine taşınır. Bu öyküler, görünmeyen insanların hikâyelerini anlatır; suskunlukları, çekilmeleri, kırılmaları…

Güven Baykan yalnızca yetişkinlere değil, çocuklara da hitap eder. Meteor Yayınları’ndan çıkan Patilerin Özlemi adlı çocuk kitabı, büyüme, arkadaşlık, yitirme ve hayal gücü gibi temaları, yalın ama etkileyici bir dille işler. Bu kitapta, bir çocuğun dünyasından bakarken aslında büyüklerin dünyasına da bir ayna tutulur. Yalnızca öğretmek değil; birlikte öğrenmek, birlikte hatırlamak için yazılmıştır bu öykü.

Sıradan Olanın Farklılığı: Güven Baykan

Baykan’ın sanatsal üretimi yalnızca edebiyatta değil, sanat tarihçiliğinde de önemli izler bırakır. Cumhuriyet Yayınları tarafından basılan Dünyayı Etkileyen Resimleriyle Seçkin Ressamlar ve Seçkin Türk Ressamlar adlı iki kitap, onun resim sanatına olan ilgisini ve bilgi birikimini yansıtır. Bu kitaplar yalnızca biyografik kataloglar değildir; her bir ressamın sanat anlayışı, yaşadığı tarihsel koşullar ve eserlerinin taşıdığı estetik-politik anlam, incelikli bir analizle ele alınır. Resmi bir “görüntü” olarak değil; bir kültürel metin olarak okumaya davet eder bu kitaplar. Belleği hem yazıda hem görsellikte kuran bir bakış açısının ürünüdür.

Sanat tarihine dair en büyük katkılarından biri ise halen devam eden kapsamlı çalışması Yurt Gezileri ve Bellek: Cumhuriyet ve Sanat başlıklı projedir. 1930’lu ve 40’lı yıllarda Anadolu’ya gönderilen ressamların yolculuklarını, bu yolculuklardan doğan eserleri, dönemin estetik ve ideolojik yönelimleriyle birlikte inceleyen bu çalışma, Türkiye’de kültürel politikanın sanata yansımasını çok katmanlı biçimde ele alır. Arşiv belgeleri, tanıklıklar, tematik analizler ve görsel okumalara dayanan bu proje, yalnızca sanat tarihi için değil; Türkiye’nin modernleşme sürecini anlamak açısından da önemlidir.

Sıradan Olanın Farklılığı: Güven Baykan

Baykan’ın yazarlığı gazetecilikle iç içe ilerler. Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan kültür-sanat yazıları, sanatı yalnızca estetik bir alan olarak değil; toplumsal ve tarihsel bir bağlam içinde değerlendiren yazılardır. İlkbaskı ve Karadeniz’de Sonnokta gazetelerinde kaleme aldığı köşe yazılarında ise yerel ile evrenseli, gündelik ile kalıcı olanı birlikte düşünür. Onun kaleminde gazete yazısı bile edebi bir tını kazanır. Güncelin içinden belleğe açılan kapılar aralar.

Radyo programları da Baykan’ın anlatı yolculuğunun bir parçasıdır. Haftalık olarak hazırladığı kültür-sanat içerikli yayınlarda, yalnızca sergilerden, konserlerden, tiyatro oyunlarından değil; bu etkinliklerin ardındaki düşünsel ve duygusal arka plandan da söz eder. Bir sanat etkinliğini tanıtmanın ötesinde, sanatın neden gerekli olduğunu, hayatla ilişkisini, toplumsal bellekteki yerini tartışmaya açar. Dinleyicisiyle sohbet eden, anlatan, düşünen bir ses olur mikrofonda.

Sıradan Olanın Farklılığı: Güven Baykan

Fotoğraf ise onun sessiz anlatı dilidir. 1986’dan bu yana fotoğrafla ilgilenen Baykan, özellikle Siyahtan Beyaza Yalnızlık adlı serisiyle dikkat çeker. Siyah beyaz karelerinde yalnızca bir estetik değil; bir duygunun, bir sessizliğin ve bir uzaklığın izleri vardır. Geleneksel yaşamı, kıyıda kalmış coğrafyaları, unutulmuş yüzleri belgelediği bu fotoğraflar hem tanıklık hem anlatıdır. Onun için fotoğraf da yazı kadar güçlü bir dildir. Onu yazıyla tamamlar, fotoğrafla derinleştirir.

Bu üretimler yalnızca bir alanda derinleşmiş bir sanatçının değil; çok yönlü düşünen, sezgisel, araştırmacı, gözlemci bir kültür insanının izlerini taşır. İşte onu “sıradan” yapan da, “farklı” yapan da tam bu noktada kesişir.

Güven Baykan’ı sıradan yapan şey; abartıdan uzak, içten ve göz hizasında bir dil kurmasıdır. Hayata yukarıdan değil, yanı başından bakar. Büyük laflar etmeden, süslemeye ihtiyaç duymadan, bir sobanın yanında ısınan sessizliği, bir eski defterin arasında unutulmuş bir mektubu, cam kenarındaki yarım bardak çayı hikâyeye dönüştürür. Herkesin bildiği ama görmediği o ayrıntılara eğilir. Çünkü bilir ki sıradan olan, aslında hayatın çekirdeğidir.

Onu farklı yapan ise bu sıradanlığın içindeki olağanüstülüğü sezebilmesidir. Herkesin baktığı yerde başka bir şey görür; bir duvarda susmuş zamanı, bir fotoğraf karesinde saklanmış bir hayaleti, bir öykü karakterinin cümlesinde geçmişin fısıltısını yakalar. Kalemini bilgiyle değil; dikkatle açar. Duyguyu sese, sessizliği biçime, bakışı kelimeye dönüştürür. Farklılığı bir biçim değil; bir bakış biçimidir. Ve bu bakış biçimiyle yalnızca sanat üretmez; aynı zamanda zamanın ruhuna tanıklık eder.

Şiirlerinde suskunlukla konuşur. Öykülerinde eksik kalan cümlelerin peşinden gider. Fotoğraflarında ışığın değil, gölgenin izini sürer. Radyo programlarında yalnızca haber vermez; sezdirir, düşündürür. Yazdığı her şeyde, yaptığı her işte görünmez olanı görünür kılma çabası vardır. Onun üretimleri, bir hafıza örgüsüdür. Kimi zaman bir satırda, kimi zaman bir fotoğrafta, kimi zaman bir sessizlikte hayat bulur.

Sıradan Olanın Farklılığı: Güven Baykan

Güven Baykan, bugün şiirden öyküye, tiyatrodan fotoğrafa, gazetecilikten radyo anlatıcılığına kadar birçok alanda üretimini sürdüren, çok katmanlı bir edebi ve sanatsal evren kurmuş bir isimdir. Sıradan olanı fark ederek fark yaratmayı seçmiş, derinliği gündelik hayatın en kenarda kalmış detaylarında aramış bir anlatıcıdır. Çünkü onun için sanat, yalnızca üretmek değil; hatırlamak, yaşatmak ve paylaşmaktır.

Ve bu paylaşımların her biri, hayatın kalabalığı içinde bir anlığına durup “bakmak” isteyen herkes için bir davettir.

Vecdi Uzun

İBB, Bağımlılıklarla Mücadeleye Devam Ediyor. Başvurular İçin…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu