KÖŞE YAZILARIProf. Dr. Oğuz Makal

Gitmeseniz Ve Görmeseniz De ‘Edebiyat Belgeliğimiz’ Var

Oğuz Makal yazdı...

Oğuz Makal “Edebiyat Belgeliği-Müzesi”ndeydi.
Tiyatro oyuncusu, şair ve çevirmen SUAT TAŞER’i yazdı…
GİTMESENİZ VE GÖRMESENİZ DE “EDEBİYAT BELGELİĞİMİZ* VAR!

Türkiye Yazarlar Sendikası’nın (TYS) Kadıköy Belediyesi işbirliğiyle kurduğu “Edebiyat Arşivi – Edebiyat Belgeliği”ni* tanıtma amaçlı video çekimi için TYS tarafından, 2. Başkan ve benzeri olmayan Çıngıraklı Sokak adlı aylık bir şiir gazetesini de çıkaran şair-yazar Mustafa Köz’ün yaptığı çağrıyla 17 Temmuz Perşembe günü oradaydım.

Geçen yıl ailesinin de katkısıyla bendeki ve dostlarındaki kitaplar, yazılar, kişisel eşyalar eklenerek belgelikte Suat Taşer de yer almıştı. Kısaca, eşi Huriye Taşer ve oğlu Barış yurt dışında yaşadıkları için tiyatro oyuncusu, yönetmeni, çevirmen, deneme yazarı, şair Suat Taşer’i ben anlatacaktım…

Kadıköy Belediyesi TYS’nin takdir gören “Edebiyat Arşivi -Edebiyat Belgeliği” girişimini Söğütlüçeşme’deki Kemal Tahir Kütüphanesi binasında gerçekleştirmesini sağlamıştı.

Oradaki bu belgeliği, halka açık kütüphanesini ve neredeyse yayınlanan tüm şiir kitaplarının okunabileceği şiiri odasını görmenizi, tanımanızı isterim. Ahmet Kutsi Tecer’in şiirinde yaptığım değişiklikle “Orada bir belgelik-müze var, uzakta /O belgelik bizim belgeliğimizdir./Gezmesek de, görmesek de…” diyebilirim.

Burada “Nâzım Hikmet’in el yazısı şiirleri… Ece Ayhan’ın daktilosu… Cemal Süreya’nın el yazısı mektupları ya da kravatları… Asım Bezirci’nin eleştiri taslakları… Enver Gökçe’nin yazı defteri… Melih Cevdet Anday’ın ilk baskı kitapları… Aziz Nesin’in insanı gülümseten biblosu…” bulunuyor (Zeynep Oral). Benim iyi dostlarım olan Cengiz Bektaş ve Salih Bolat’ın da kitapları-belgeleri-günlük eşyaları da belgeliğe yeni eklendi. Vedat Günyol, Oktay Akbal gibi unuttuklarımı da sayarsak, aramızdan ayrılan ama geride yapıtları kalan tüm  bu ozan-yazarlara camekanlı belgelik dolaplarının ayrılmış olduğunu görmek, bir ‘Edebiyat Arşiv-Müzesi” ne sahip olduğumuzu bilmek, “merhaba”larını duyar gibi olmak eşsiz bir duygu.

Ancak bir gerçek var, Türkiye Yazarlar Sendikası’nın bu kutlanacak çabası için daha geniş, özel bir mekan, daha doğrusu bir “Edebiyat Arşiv, Belgelik ve Müzesi”ne gereksinim var. Umarım TYS’nın sesi duyulur.

Suat Taşer’i İzmir’e geldiği yıllarda, benim de üniversiteyi bitirip İzmir’de Sinematek’i kurduğum 1970’li yılların ortalarında tanımıştım. Toplumcu bakışın- gerçekçi duyarlılığın dizeleştiği şiirlerini okumamın yanı sıra, yazdığım bir radyo oyununun (Neşeliler ve Somurtkanlar) rejisini yapması tanışma olanağı bulmam gözlerini kapadığı güne dek süren içten bir dostluğu başlatacaktı.

Ankara Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümünden mezun olmuştu ama öğrenim görürken fark etmişti ki,  tiyatro eğitimi ve kültürünün bazı temel kitapları var, fakat Türkçe çevirileri yapılmamış. Suat Taşer şiirden, öyküden, hatta masaldan kalemini ayırdı mı bilmiyorum, kendi çabasıyla geliştirdiği İngilizcesiyle bir yandan Öteye Doğru Sutton Vane 1953, Bayırdaki Ev Erskine Caldwell (1953), Babamla Geçen Günler Clerence Day (1954)  ve Aktörlük Sanatı R.Boleslavsky (1962), Komedi Sanatı A.Seyler – S.Haggard (1964), Sahneye Koyma Sanatı T.Cole – H.Krich 1967 kitaplarının çevirilerini yapacak, bir yandan yaşamı boyunca, deneylerden edindiği düşünceleri, bu düşüncelerden yarattığı yöntemleri ve “System”i ile yirminci yüzyıl tiyatrosuna yön değiştirten Konstantin Stanislavski’den iki temel kitabını çevirecektir: önce  “Bir Aktör Hazırlanıyor”u, daha sonra 1982 Yazko Ödülü kazanan“Bir Karakter Yaratmak”…

Lajos Egri’den Piyes Yazma Sanatı’nı çevirdiğini de hatırlatmak isterim.  Ama hep aklında  Stanislavski’nin “Sanat Yaşamım”ı çevirmek vardır; ölümünden dört beş gün önce büyük emek verdiği çeviriyi bitirecektir. Yayımlanışında benim rolüm olacak, Erdal Öz’e söz ettiğimde hemen Can Yayınları listesine alacak (1992), okurlarıyla buluşturacaktır.

Sahneye Koyma Sanatı dünyaca tanınan sahne koyucuların  «reji» üzerindeki görüşlerini, deneylerini bir araya getirir. Tamer Levent’in sözleriyle ”tiyatro aktörleri, durumları yorumlarken, deneyimcilerin onlarla empati kurabilecekleri yorumlar sunmalıdır.” Davranışların nedenleri, niçinleri ile, farkındalığı uyaran seçilmiş, çalışılmış, inandırıcı gestuslar kullanmalıdırlar.Tiyatro malzemesini toplumdan alır. Kendi laboratuvarında işlemden geçirdikten sonra, tekrar aynı topluma sunar. Süreç ve ürün formülünü harekete geçirir.”

Oyun yönetecek kişinin tüm bu doğruları yapması için bilgiye gereksinimi vardır. Ne demişti Stanislavski, “İyi veya kötü oynayabilirsiniz; önemli olan doğru oynamanızdır.” İşte Suat Taşer’in Sahneye Koyma Sanatı’nı yayına hazırlamak isteğinin gerisinde bu vardır. i Peki, kimler yer alır içinde? André Antoine, David Belasco, Konstantin Stanislavski, Gordon Craig, Vsevolod Meyerhold, Jacques Copeau, Eugene Vaktangov, Arthur Hopkins, Louis Jouvet, Boris E. Zakava, Tyrone Guthrie ve Joshua Logan…

(Belki Bertolt Brecht’ten bir yazı seçebilirdi. Sanmıyorum ama, Konservatuardaki eğitime de model olan Konstantin Stanislavski yöntemine Brecht’in karşı oluşunun belki etkisi vardır. Şöyle ki, Brecht’, “Operalarıyla birlikte epik tiyatro teorisini ortaya atar ve geleneksel tiyatro tarihi içinde ciddi bir kırılma yaratır. Epik tiyatro açıkça seyirciye yönelir, çünkü yeni üretim ilişkileri yeni toplumsal formasyonlar yaratmıştır. Bu formasyonlar bireyi ve onun ideolojisini, maddi dünyayla kurduğu ilişki biçimlerini de şekillendirecektir…” (M. M. Kemaloğlu, Brecht’in Öğreti Oyunları Teorisinin Tarihsel Gelişimi ve İncelenmesi, 2005)

Bir de Türkçemizi/dilimizi, ses bayrağımızı kaybetmek üzere olduğumuz bugünlerde dilin önemi/zenginliğini daha iyi duyumsayacağımız Konuşma Eğitimi başlıklı bir kitabı var. Eğitim ve Edebiyat Faküllerinin öğrencileri  ve bizler için temel bir kitap…

İzmir’de onun tiyatro sanatı ve kültür birikiminden yararlanmak isteyen Prof. Dr. Özdemir Nutku’nun başkanlığını yaptığı Tiyatro Bölümü’nde ders verdiği yıllarda bu kitaplarını hem kendisi, hem  diğer hocalar derslerinde kullanacaktır.

Ankara Radyosu’nda beş yıl  pikerlik yapmıştı. Ayrıca radyoda çok sevilen “Hikâye Saati” isimli bir program  ve sanat programları hazırladığı bilinir. Devlet Tiyatrosu’na oyunculuk ve yönetmenlik yapmayı, çeşitli dergilerde tiyatro ile ilgili çok sayıda yazı kaleme almayı sürdürür.

1971 yılında emekli olup İzmir’e yerleşir ama, zamanının büyük bölümünü Karaburun – Balıklıova yolu üzerindeki sakin yerleşim Karapınar’daki evinde geçirir, “ Karapınar Günlükleri” adı altında topladığı günlüklerini Yeditepe dergisinde yayınlar.  Hatırlıyorum, Karapınar‘da gecenin sessizliğini bölen kurbağa bağırışlarını (daha doğrusu kurbağa orkestrasını)  heyecan ile  teyple her gece kaydediyordu…

Radyo ve tiyatro aşkını İzmir’e taşıdı, hep hayali olan “Ege Tiyatrosu”nun oluşturulması yolunda uğraşlar verdi ama gerçekleşmedi. Başka bir hayali olan Öykü Tiyatro Topluluğu’nu gençlerle kurdu, salon bulmada zorluk çekti, birkaç müşterisinden vazgeçen sinema salonunda okuma gösterileri yaptı…Ankara’dan bir ses geldi: ”Gün doğmadan neler doğar” sözünü sanki duyar gibi olmuştu; ilerici, aydın, uzak görüşlü sanatçı Ergin Orbey  Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü’ne (1978) getirildiğinde hantal-uyuşuk İzmir Devlet Tiyatrosunun değişim geçirmesi için müdürlüğüne Suat Taşer’i atayacaktır. İzmir Devlet Tiyatrosu oyun programı onun toplumcu tiyatro anlayışı ile  değiştiği gibi, etkinlikler yapmaya başlar. Panel, söyleşi, hatta benim tarafımdan yapılan -üstelik 35 mm projeksiyonla- film gösterileriyle bir kültür-sanat merkezine dönüşür. Konstantin Stanislavski’nin Bir Aktör Hazırlanıyor’daki şu sözü sanki ona yol gösterir: “Kralı kılıcın olmadan da öldürebilirsin, tıpkı kibritin olmadan ateş yapabileceğin gibi. Asıl yanması gereken senin hayal gücün.”

Suat Taşer’in şiir evrenine girişi ise 1938’de Servet-i Fünûn dergisinde yayınlan ilk şiiriyle başlar. Her biri edebiyatımızda iz bırakmış, Adımlar, Ataç, Dost, Yeditepe, Yürüyüş, Varlık ve Yeryüzü gibi dergilerde  şiirleri yayınlanır.

1940 Kuşağı’nın Nâzım Hikmet etkisinde yazan toplumcu gerçekçi şairleri Hasan İzzettin Dinamo, Rıfat Ilgaz, Cahit Irgat, A.Kadir, Enver Gökçe, Ömer Faruk Toprak, Arif Damar, Mehmed Kemal, Ahmet Arif, Attila İlhan, Şükran Kurdakul ile birlikte anılacaktır. Yeryüzü dergisinde yayınlanan bir şiiri nedeniyle Türk Ceza Kanunu’nun 142. Madde’sine aykırı davranmaktan hakkında dava açıldığını ve dava sonunda beraat ettiğini de hatılatmış olayım. (Aydınların başının belası, komünizm propagandası yapıyor gerekçesiyle tutuklanmayı kolaylaştıran bu maddeler Faşist İtalya’nın Ceza Kanunu’ndaki 272. maddeden adeta copy paste edilmişti, 1991 yılına dek yürürlükte kaldı…) Sanırım Suat Taşer’in yazdığı Bu Saatte şiiri o anlara (bugün de) tam uygundur:

bu saatte

kapın vurulabilir

kurduğum hayalim gördüğüm düşün

hesabı sorulabilir

…………

Oyunlar da yazdı: Aşk ve Barış (1961) ve Deli Dumrul (1962).Bu oyununda anlatım ve söyleyişte yeni arayışlara gittiği görülür. Folkloru, geçmiş kültürel değerlerimizi modernize ederek günümüze taşır.

17 Kasım 1982’de gözlerini kapadı, ama ölmeden önce içi rahattı, sanki Stanislavki’nin Sanat Yaşamım kitabını çevirerek vefa borcunu ödemişti. İzmir ona vefa borcunu ödemek için, Karşıyaka Açık Hava Tiyatrosuna Suat Taşer adı verildi. Ve adı Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümünce başlatılan Kısa Oyun Yarışmaları ile de yaşatılmaktadır. Yalnızca yazarlık eğitimi gören gençlerin katılabildiği, 43 yıldan bu yana süren ve armağanı oyunların sahnelenmesi olan bir yarışma bu, sanki tam istediği gibi kısa anlatıların kısa oyunlara dönüştüğü benzeri olmayan bir etkinlik…

Ne demişti çok önemsediği Stanislavki, “Her şeyden önce, sanatta güzel olanı arayın ve onu anlamaya çalışın.” Suat Taşer güzel olana bir ek yaptı, sanatta doğruyu, gerçeği, insani olanı da aradı, anladıklarını en güç koşullarda aktardı.

Oğuz Makal

* “TYS Edebiyat Arşivi – Edebiyat Belgeliği”,Kemal Tahir Halk Kütüphanesi, Rasimpaşa, Taşköprü Cd. No:12 Söğütlüçeşme/Kadıköy/İstanbul

Telefon: (0216) 348 23 93

‘Sigarayı Bıraktığınız Anda Vücudunuz Onarıma Başlar’

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Başa dön tuşu