KÖŞE YAZILARIZeynepçe

Mağara – Zeynep Ersen yazdı…

Aslında sanırım insanlığın biri birine söyleyecek çok da fazla bir sözü kalmamış. Sadece daha güzel söyleyebilenler çıkabiliyor. Bu da besbelli çok iyi birşey. Hem, yetinmesini bilseydik, zaten bunca gülünç tablonun arasından hakiki olanları alırdık: İş bitmişti. Doyuma ulaşmak bunca basit. Yani on bin kere tevatür üzere güzel olduğuna kandığın on bin tablo yerine, bir tane hakikat, ki, kim bilir, ömür boyu yeter. Olabilir mi? Müzikal bir gerçeklik olsun varsın. Mesela, “tiki tak tiki tak tam tama çim çim, öptüm şeker.” Binlerce sene bıkmadan dinler insanlık. Zira olağanüstü sarhoş vaziyette, kaleye bir şut atıp, geçip gitmekten aciz. Bir durum daha gözlere çarpıyormuş. Yontulmuş, sakin, iç huzuruna da ermiş dehalar için ortam çok kalabalık. Pekala bir mağara bulunmaz denmiyor tabii. Yani, mağara her zaman bulunur. Fakat bedelinin ne kadar ağır olduğunu da anlatırlar. Şimdi, yanlış anlaşılma olmasın: Kimi, mağarayı, Fred Çakmaktaş’a layık bir orta oyunu sahnesi olarak dahi düşünemezken, duyduğumuza göre, mağara yaşamı harikulade sade ve gizemli, aynı zamanda bolluk bereket yeriymiş.

Fakat şu “Yalnızlık Allah’a mahsustur” ne kadar da doğru bir söz.

Mağara deyince şimdi Muhammed Peygamber geliyor elbette akla. Düşünüyorum da, dünyadaki rezalet hakkında epey endişeli. Bir takım sakal ve topuzlardan DNA örnekleri çıkarıp soy ağacının nerelere uzadığını kontrolden geçirecek.

Ne diyelim, bir taksiratımız varsa affola, birileri de üzerimize rahmet eyleye…

Bu arada, ellerini öptüğüm diyanet kralından ezanın sesini lutfen volyum 100’e, hatta mümkünse 500’e çıkarmasını rica ediyorum. Aksi taktirde ezan sesinden sağır olmuş kulaklarım duyamıyor. Ben de jimnastik yapamıyorum. (Bakın, vebali boynunuza)

Unutuyordum: Ezan sonunda niçin sadece iki bip sesi var. Oysa o bip sesleri ne kadar da estetik; Sanki okyanusun en derininden bir çağrı.
Susacağım. Zira sizlere güvenim sonsuz.

Zeynep Ersen
[email protected]

Etiketler
Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı