SÖYLEŞİ

Mustafa Atak: ‘Antikacılık, Kutsal Bir Meslektir’

İstanbul’un kalbinde tarihi sokakları keşfederken yaşadığımız büyülü anıları paylaşmak için buradayız.
Bu özel gün, eski antikacı Mustafa Atak ile gerçekleştirdiğimiz unutulmaz bir söyleşiyi içeriyor.
Mustafa Atak’ın rehberliğinde şehrin geçmişini ve kültürel mirasını derinlemesine konuşurken antika dünyasının iç yüzünü keşfetmek amacıyla, sorularımızı antikacı Mustafa Atak’a yönelttik.

Mustafa Atak, antika koleksiyonculuğuna olan tutkusunu ve tarihe olan derin ilgisini bizimle paylaştı. Aynı zamanda, antikacılığın ruhunu anlamak için gereken içsel durumu açıklamak için kendi bakış açısını sundu. İstanbul’un tarihi sokaklarında yaşadığımız bu özel anları sizinle paylaşmaktan heyecan duyuyoruz ve bu röportajla antika dünyasının kapılarını aralayacağız.

KitaptanSanattan.com / Elif Doruk

  • Antikacılığa olan ilginiz nasıl başladı ve ne sizi bu alana çekti?

Antika koleksiyonculuğuna olan ilgim, genç yaşlarımda İstanbul’un tarih kokan semtlerine hayranlığım ile başladı. Daha sonra antika eşyalarına ve tarihle ilgili nesnelere olan merakım beni bu işe doğru ilerletti. Antika dünyasının büyüsü beni sardı ve geçmişin hikayelerini bu eserlerde keşfetmek beni büyüledi. Her antika eşyanın kendi tarihi ve hikayesi vardır ve bu beni her zaman cezbetmiştir. Ayrıca, antika dünyasında sürekli öğrenme ve araştırma fırsatı bulmak da beni bu alana çeken önemli bir faktör oldu. Antikaların benzersizliği ve geçmişe bir pencere açmaları beni her zaman bu tutkulu hobiye bağlı kıldı. Eskinin aslımız olduğu gerçeği beni en çok büyüleyen yanıydı.

  • Antikacılık, sadece eski nesneleri toplamakla mı sınırlıdır yoksa daha derin bir anlamı mı vardır?

Antikacı olmak, eski nesneleri toplamakla sınırlı değildir tabi ki… Benim için en önemli yanı derin bir anlama sahip olmasıdır. Antikacılık, geçmişin izlerini sürmek, tarihin hikayelerini ve kültürel mirası korumak ve anlamak anlamındadır. Eski nesneler, bir zamanlar yaşamış insanların hayatlarını, geleneklerini ve teknolojilerini yansıtır. Antikacılar, bu eserleri koleksiyonlarına eklemekle kalmaz aynı zamanda bu nesnelerin geçmişteki kullanımlarını ve önemini araştırarak tarihe katkıda bulunurlar. Bu nedenle, antikacılık sadece nesneleri toplamakla kalmaz aynı zamanda insanların geçmişlerine saygı göstermek ve bu mirası gelecek nesillere aktarmakla ilgilidir.

  • Tarih ve geçmişe duyduğunuz ilgi, antika koleksiyonculuğunuza nasıl katkı sağlıyor?

Tarih ve geçmişe olan ilgim, antikacı olmama tabi ki büyük bir katkı sağlıyor. Tarihe duyduğum ilgi, eski eserlerin geçmişte nasıl kullanıldığını ve neden üretildiğini daha derinlemesine anlamama yardımcı oluyor.
Ayrıca, tarih ve kültürel geçmişe olan bu ilgi, araştırma yapma yeteneğimi de geliştiriyor. Eski bir antikacı olarak, eserlerin geçmişlerini araştırmak ve belgelemek, nesnelerin öykülerini keşfetmek için çok önemli.
Sonuç olarak, tarih ve geçmişe olan ilgim, antikacı olmama derinlemesine bir anlayış getiriyor ve eski eserlerin sadece koleksiyonunu yapmakla kalmayıp aynı zamanda bu eserlerin insanlık tarihine katkısını anlamama yardımcı olurken, hatta çoğu bilinmeyen geçmiş neslin güzelliklerini keşfetmenin hazzını bana yansıtıyor.

‘Antikacılık için herhangi bir eğitimden ziyade geçmişimizi tanıma ve bilme isteği gerekir’

  • Antika eşyaların ruhunu anlamak ve takdir etmek için nelere dikkat edersiniz?

Benim için en önemli altı temel içeriği vardır. Bunları sırası ile sayarsak;

Tarih ve Köken: Eşyanın üretildiği tarih ve kökenini araştırmak önemlidir. Bu, eşyanın hangi döneme ait olduğunu ve hangi kültürel etkileri yansıttığını anlamamıza yardımcı olur.

Malzeme ve İşçilik: Eşyanın kullanılan malzemeleri ve işçilik kalitesi, o dönemin zanaatkarlık becerisini yansıtır. Bu detaylar, eşyanın kalitesini ve değerini belirlememize yardımcı olur.

Durum: Eşyanın korunmuşluğu ve durumu önemlidir. Orijinal hali ne kadar korunmuşsa, değeri o kadar yüksek olabilir.

Tarz ve Tasarım: Eşyanın tarzı ve tasarımı, dönemin modasını ve estetik tercihlerini yansıtır. Bu özellikler, eşyanın ruhunu anlamamıza yardımcı olur.

İşlev: Eşyanın orijinal kullanım amacı da önemlidir. İşlevi ve hangi tür yaşam tarzına hizmet ettiği, eşyanın tarihsel önemini vurgular.

Hikayesi: Eşyanın geçmişi ve önceki sahipleriyle ilgili hikayeler, onun ruhunu daha iyi anlamamıza yardımcı olabilir. Bu hikayeler, eşyanın özel bir geçmişi olduğunu gösterir. Bu da beni en çok etkileyen ve bu yolda ilerlememi sağlayan yanıdır.  Çünkü bir insanın antika eşyalara ilgisi ve deneyimi olması için herhangi bir eğitime değil geçmişimizi tanıma ve bilme isteği gerekmektedir.

  • Antika eşyaların korunması ve gelecek nesillere aktarılması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Antika eşyaların korunması ve gelecek nesillere aktarılması büyük bir önem taşır. Bu nesneler, tarihin ve kültürel mirasın birer parçasıdır ve bu değerleri gelecek kuşaklara aktarmak sorumluluğumuzdur. Ve bu sorumluluk hepimizindir.
Koruma konusunda, antika eşyaların doğru koşullarda saklanması ve düzenli bakımının yapılması önemlidir. Bu nesneler, nemden, güneş ışığından ve sıcaklık değişikliklerinden korunmalıdır. Ayrıca, doğru temizlik ve bakım yöntemlerinin uygulanması da önemlidir.
Gelecek nesillere aktarma konusunda ise, aile içinde veya müzelerde sergilenerek, tarih ve kültürel mirasın bir parçası olarak korunabilirler. Tarih sevgisi oluşturulduğunda gelişecek merak ve bilinçlendirme de bu süreçte önemlidir.
Sonuç olarak, antika eşyaların korunması ve gelecek nesillere aktarılması, tarihin ve kültürel mirasın devamını sağlama ve bu değerleri yaşatma amacını taşır. Bu, kültürel mirasımızı gelecek nesillere aktarmak için önemli bir adımdır.

‘Antikacılık kutsal bir meslektir’

  • Son olarak tarih kokan İstanbul ve antikacılık size ne ifade ediyor?

Tarihi İstanbul ve antikacılık, büyüleyici bir geçmişi ve kültürel mirasımızı bilmek için muhteşem bir fırsat bence. İstanbul, binlerce yıl boyunca birçok medeniyetin izlerini taşıyan bir şehir. Tarihi sokakları, yapıları ve eserleri keşfetmek, bu büyüleyici geçmişi yeniden yaşamak anlamına gelir. Ve bir de birazcık tarihe meraklıysanız bu bir aşka dönüşür.
Antikacılık ise bu geçmişi somutlaştıran bir yol sunar. Eski eserler, İstanbul’un tarihini, kültürünü ve yaşam tarzını yansıtan önemli parçalar. Antikacılar, bu eserleri koruyarak ve toplayarak bu mirası yaşatır ve gelecek nesillere aktarır. İşte bu yüzden çok kutsal bir meslektir.
Tarihi İstanbul ve antikacılık, geçmişi anlamak, takdir etmek ve gelecek nesillere aktarmak için birbirini tamamlayan iki önemli unsur olarak bir araya geliyor bence. Bu sayede İstanbul’un büyük hikayesi ve kültürel mirası yaşatılıyor ve gelecek kuşaklara taşınıyor.

KitaptanSanattan.com / Elif Doruk

İlk Taşı Günahsız Olanınız Atsın – Elif Doruk yazdı…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu